Polisiye Roman Nedir?

Suç Ve Ceza

Hep sorarlar, “Dostoyevski‘nin Suç Ve Ceza‘sı polisiye roman mıdır?” diye. Sormakta haklıdırlar çünkü, bir çok soruşturmada, bir çok yazarımız Suç Ve Ceza’yı polisiye kitap kategorisine sokmakta hiçbir mahzur görmezler. Okuyucuların da kafasında ister istemez bir soru işareti oluşur. Oysa o yazarlar da bal gibi bilirler ki, Suç Ve Ceza, polisiye roman değildir. Polisiyeye şöyle hafif bir teğet geçer ama o kadar.

Cinayet Romanı

Bir romanda cinayet işlenmesi, hatta işin içinde bir detektifin bulunması, hatta ve hatta sonunda katlin yakalanması bile o eseri polisiye roman yapmaya yetmez. Öyle olsaydı polisiye roman yazmak çok kolay bir şey olurdu.
Bazılarının böyle düşündüğünü de biliyorum. Bir cinayet tasarlayıp bunun bir öyküye oturtulmasıyla polisiye roman yazıldığını sanan pek çok kişi var. Ama onlara hak veriyorum. Çünkü, maalesef polisiye edebiyat pazarı, bütün dünyada bu türden kötü ve hafif örneklerle dolu.

Polisiye roman dediğimizde, aslında öz olarak kastettiğimiz cinayet romanıdır. Bunu bir köşeye not edelim.

Dolayısıyla katil, cinayet ve detektif bu romanın olmazsa olmazlarıdır. Bu unsurlar, suç, suçlu ve detektif olarak daha genel hale getirilebilir. Polisiye romandaki işlevleri açısından aralarında hiçbir fark yoktur.

İster polisiye gerilim (Kuzuların Sessizliği,) ister polisiye serüven (Dan Brown romanları), ister sosyal  içerikli polisiye (G. Simenon’unkiler gibi) ve isterse hard boiled polisiye (Malta Şahini) olsun, bu üçlü mutlaka romanda yer almalıdır. Detektifin illa resmi ya da özel polis olması gerekmez. Amatör biri ya da bir maceraperest bu işi pekala yapabilir. Bazan bir eşya ya da bir hayvan da detektif olabilir. Bu artık yazarın hayal gücüne kalmıştır.

Suç ve Ceza’ya dönersek orada da katil, cinayet ve detektif üçlüsünü görebiliriz.
Öyleyse bu ünlü romanı, örneğin, bir Roger Ackroyd Cinayeti‘nden, bir Ejderha Dövmeli Kız’dan ayıran, böylece polisiye roman olarak adlandırılmasını engelleyen şey nedir?
Bunu görebilmek için S.S. Van Dine tarafından ortaya konulan Polisiye Roman’ın Altın Kuralları‘na bakmak gerekebilir. Ama bu o kadar da yararlı olmayacaktır. Orneğin şaşırtıcı final koşuluna, Suç Ve Ceza da uymaktadır. Dolayısıyla, gerçek çözüm bu kuralların da dışında bir noktadadır.

Sözü fazla dolandırmadan söylersek, Dostoyevski’nin bu ünlü eserini polisiye roman olmaktan alıkoyan şey, Van Dine tarafından vaz edilen kurallara uyup uymaması değil, içinde bir muammanın olmamasıdır.

Suç ve Ceza’da muamma yoktur.

Polisiye Roman

Muammasız Polisiye Roman olmaz. Bu büyüleyici kelime, merak , heyecan ya da beklenmedik bir sonu ifade etmez. O bir gizemi, esrarlı bir durumu anlatır. Bir tür bilmecedir. Ama nasıl bir bilmece?
İşte sıradan polisiyeyle nitelikli polisiyeyi ayıran sınır da tam burasıdır.

İyi bir polisiye romanda mükemmel bir bilmece yani muamma vardır ve bu bilmecenin çözülmesi bilinmeyenin bilinir hale getirilmesi için bütün ipuçları okuyucuya verilmiştir. Bütün bu teknik alt yapıyı kullanarak, iyi bir öyküyü edebi bir dille okuyucuya anlatmak, artık yazarın yeteneğine kalmıştır. Bunu yapabilenler iyi polisiye yazarı unvanını hak ederler. Bir polisiye romandaki en büyük gizem, katilin (ya da suçlunun) kim olduğudur. Esas itibariyle bütün roman, katilin kimliğinin ortaya çıkarılış sürecini yansıtır. Oysa Suç ve Ceza da katil en baştan bellidir.

İyi bir polisiye roman, birden fazla muamma içerir.  Muammalar çözüldükçe suçluya biraz daha yaklaşılır. Yazarın ustalığı , hiçbir kuşkuya yer vermeyecek biçimde tam bu noktada ortaya çıkar
Polisiye roman, temelde cinayet romanıdır. Ne kadar alt türlere dağılırsa dağılsın, cinayet romanındaki özünü korumak zorundadır. Bunun dışına çıktığında, polisiye roman olmaktan da çıkar.

Genco Sümer

Yorumlar

yorum