Ali Erkan Kavaklı ile Söyleşimiz

Polisiye yazan, yazarlarımızın kapısını çalmaya devam ediyoruz. Polisiye meraklıları için, bu yazarlarımızı daha yakından tanımanızı sağlayacak görüşmeler yapıyoruz ve sitemizden yayımlamaya devam ediyoruz. Bu hafta, ülkemizde, Balzac ile yarıştığını söyleyen bir yazarımıza konuk olduk. Görüşmemizi mümkün olduğunda objektif olarak gerçekleştirmeye gayret ettik. Ali Erkan Kavaklı ile Polisiye Roman ve Sanat Anlayışı üzerine konuştuk:
“POLİSİYE DEYİNCE DERİN ÇETE SERİSİ AKLA GELMELİ” 
Bize biraz kendinizden bahseder misiniz?
KAVAKLI: İnsanın kendinden bahsetmesi, hele övmesi iyi bir şey değil. İnsanın kendini övmeden kendinden bahsetmesi de çok zor.

Peki o zaman önce biraz Başarı üzerine konuşabilir miyiz? Başarı ve motivasyon konferansları veriyorsunuz, başarı nedir? 
KAVAKLI: İnsanın ulaşmak istediği hedefe varması, işini önce kendi beğendiği şekilde,sonra diğer insanların övebileceği şekilde yapması güzel. Hele kendini ve işini bir de Allah’a beğendirebilirse değme keyfine.
Hayatta nasıl başarılı oluruz? Başarının yolu nedir? 
KAVAKLI: Bunu anlatmak için Başarıya Götüren Yol, Başarı İnanç İşidir, Yüreğini Ateşle, Sınav Stresini Yenme, Beyin Gücünü Etkili Kullanma Sanatı, Dehanı Keşfet Zekânı ve Hafızanı Geliştir, Öğretmeni Başarıya Götüren Yol, Evde ve Okulda Başarılı Eğitimin Sırları, Çocuğumuz Daha Zeki ve Ahlaklı Yetiştiriyorum isimli kitaplar yazdım.  Bunları burada özetlemek zor. Hedef belirlemeli, kendini adamalı, diyebilirim.
Yazar olmaya ya da bir kitap yazmaya nasıl karar verdiniz? 
KAVAKLI: Üniversitede okurken Prof. Mehmet Kaplan’ın etkisiyle çok kitap okumaya başladım.  Bazı yazarların öğretmen olduğunu öğrenince ben de yapabilirim, dedim ve başladım.
“Ancak okuma sanatını bilenler yazar olur” demişsiniz bunu bizim için açabilir misiniz: 
KAVAKLI: Okumak zihni besler, zekâyı geliştirir, hayal gücünü genişletir ve insanın ufkunu açar. Bu özellikleri taşımayan yazar olabilir mi? Yazsa bile kendini okutabilir mi?
İnsanları kötüden iyiye, çirkinden güzele, yanlıştan doğruya değiştirmeyi, barış ve kardeşlik duygularını güçlendirmeyi hedef edindiğinizi belirtiyorsunuz, bu hedefe varmak için yolun ne kadarını tamamladınız? Yolu geri kalanını almak için neler yapmayı planlıyorsunuz?
KAVAKLI:  Bu yolda yürümek ne güzel nasip! Yolun neresinde olduğumu ancak Allah bilir.
Gerçek hayatta, tam anlamıyla, Amerikan filmlerindeki gibi bir “Loser” tanıdınız mı? Sözlüklerimize bu kelime “Ezik” olarak geçmiş ve hayatını daha iyiye değiştirmeyi başarabildiniz mi?
KAVAKLI: Evet. Ödemişli Fazıl,  ki hayatını Sevdanın Kanatları’nda anlattım, Bursa Kestel’den Öner Şimşek, Kahramanmaraşlı Furkan, Konyalı Abdurrahman beni okuyup hayatını olumlu yönde değiştirenlerden.  En önemlisi yazdıklarım beni daha iyi bir insan olma yolunda geliştiriyor.
YAZAR OLMAK SANAT KUMAŞI DOKUMAKTIR
Yazılarınız ile velilere tavsiyelerde bulunuyorsunuz, yazar adaylarına ve bu alanda ilerlemek isteyenlere ne gibi tavsiyeleriniz olacak?
KAVAKLI: Yazar olmak isteyen önce bir alan belirlemeli.  Yazmak istediği türün en iyilerini okumalı. Sonra da onları geçmek için kolları sıvamalı ve sanat kumaşı dokumalı.
Şu ana kadar basılmış olan kaç kitabınız var ve verdiğiniz konferans sayısı nedir?
KAVAKLI: 48 kitap yayınlamak nasip oldu. 1844 konferans verdim.
Rekabetçi bir kişi misinizdir? Kitap sayınızı 90’a çıkarmak ve Honore de Balzac ile yarışmak konferans sayınızı 3000’e tamamlayarak Prof. Orhan Kural’a ile yarışmak istediğinizi duyduk? 
KAVAKLI: Rekabetten ziyade yaptığım sanatı, en iyi yapanlarla yarışma prensibine sahibim.
Başarılı olmak için insan kendine böyle hedefler koymalı mı?
KAVAKLI:  Hedefi olmayan yelkenliye hiçbir rüzgâr yardım etmez. Nereye gideceğini bilmeyenin ne kadar yürüdüğünün bir önemi var mı?
 “GERÇEKLERİ YENİDEN KURGULUYOR VE ROMANLAŞTIRIYORUM”
Kitaplarınızda ülkemizin içinden geçtiği karanlık dönemleri de anlatıyorsunuz, peki gerçeğe ne kadar bağlı kalıyorsunuz? Kitaplarınızın ne kadarı kurgu diyebiliriz?
KAVAKLI:  Yüzde yüz gerçek, yüzde yüz kurgu. Buna okuyanlar karar verecek.
Okuyucularımız hangi kitaplarınızda hangi dönemlere dair bilgiler bulabilirler?
KAVAKLI:  Polisiye romanlarım yaklaşık olarak Mafya Kıskacında Vurgun 1997’li yılları anlatır. İtiraf Ediyorum 1998-2000’li yıllar. İntikam 1998- 2001’li seneler; Cehennem Vadisi, Gaffar Okan’ın öldürülmesi ve Şemdinli olaylarını; Ergenekon’un Şifreleri 2006- 2008 arası dönemi, Derin Çeteye Pusu 2007-2011’li yıllardaki karakol baskınlarını konu alır.
“Darbelerin gerçek mağdurları ordudadır.” Demişsiniz bunu bizim için açabilir misiniz?
KAVAKLI: Darbeciler ordu için örgütlenir, kendilerinden olmayanı harcarlar. Bu yüzden darbeciler, ordu içindeki hiyerarşiyi bozarlar, gerçekten işini iyi yapan, çalışkan adamları harcarlar.
Faili meçhul dosyaları araştırmışsınız, araştırmalarınız sizi hangi gerçeklere götürdü? Türkiye’de kaç faili meçhul cinayet var? Her dönemde bu cinayetleri işleyenler aynı kişiler miydi sizce?
KAVAKLI:  Faili meçhulleri istihbarat örgütleri işler çoğunlukla. İstihbaratçı kendisini yakalayamaz, cinayetlerin faili meçhul kalır.  Tam olarak sayı tespiti yapmadım. Romanlarımı aşacak kadar faili meçhul dosyası ile karşılaştım.  Bir fikir vermesi bakımından İtiraf Edeyiorum’u yazarken ulaştığım faili meçhul rakamları yazayım:
“1996’da DGM’lerdeki faili meçhul dosya sayısı 14.923.
 1998’de 18.390 olmuş. Rekor, 619.962 dosya sayısı ile 1997 yılına ait. 290.000 dosya zaman aşımına uğramış.
Mayıs 1999’da bir ay içinde faili meçhul olarak ölen toplam insan sayısı 301.
DGM’lerde faili meçhulleri aydınlatma oranı % 10’dan, % 1.8 inmiş.”
Derin çete serisinde yer alan, istihbaratçı Yüzbaşı Hüseyin ve Polis Müfettişi Safa karakterleri nasıl doğdu?
KAVAKLI:  Hanefi Avcı’nın Susurluk Komisyonu’na verdiği ifadeleri okuyunca İtiraf Ediyorum’u yazmaya karar verdim. Onun gibi bir polis şefim olsun diye düşündüm.  Müfettiş Safa Bey, kendini geliştirdi ve örneklerine taş çıkartacak başarılara imza attı. Faili meçhul cinayetlerin bir bölümü jandarmanın sorumluluk alanında işlendi. Onları araştırmak için askerî bir istihbaratçıya ihtiyaç vardı. Yzb. Hüseyin öyle doğdu. Zamanla ikisi iyi bir ikili oldu. İnanılmaz şeyler başardılar. Başlarına inanılmaz felaketler geldi, en yakınlarını kurban verdiler, kendileri de çok ıstırap çektiler.
ali erkan kavaklı

 

Romanlarınızdaki karakterleri nasıl seçiyorsunuz? 
KAVAKLI: Bu yazarlık sırrı.
KÖKÜ AB’DE DERİN ÇETE 
Mafya serisi romanlarınız ile Türkiye’deki Gladio’ya değiniyorsunuz. Türk Gladio’su hakkında kısaca okuyucularımıza bilgi verebilir misiniz?
KAVAKLI: Gladio, NATO içinde bulunan ülkelerde CIA’nin kendisiyle çalışmak için kurduğu gizli örgütler. Personelinin % 80 askerlerden oluşur, sivil ayağını çoğunlukla masonlar meydana getirir.  Türkiye 1952’de NATO’ya girdiğine göre o günden itibaren Seferberlik Tetkik Dairesi kurulmuş, zamanla değişik isimler almış ve Türkiye’yi ABD ve CIA’nin çıkar ve direktiflerine göre yönlendirmiştir.  İktidarlar, onların istediği çizgiyi aşınca Özel Harp Dairesi devreye girmiş, hükümetleri ya tehdit etmiş veya devirmiştir.  Derin devlet diyerek gizlilik ve derinlik vehmi uyandırmak isterler. Derin bir çetedir ve kökü ABD’dir, bu milletin devlete duyduğu sempatiyi istismar için peçeleme ve perdeleme yapmakta ustadırlar.
En büyük vukuat 27 Mayıs 1960 darbesidir, halkın seçtiği ve sevdiği Başbakan Menderes indirilmiş, canice asılmıştır.  12 Mart 1971, 12 Eylül 1980, 28 Şubat 1997 darbeleri en etkili olanlarıdır.
Halk iradesiyle seçilmiş iktidarlar yıkılmış, yerine CIA’nın istediğini yapacak hükümetler getirilmiştir.  Org. Yaşar Büyükanıt döneminde yayınlanan 27 Nisan Bildirisi, sivil iradenin Gladio’ya karşı dik duruşudur. Avrupa Birliği sürecinin etkisi, ekonominin iyi olması ve sivil toplum örgütlerinin tepkisiyle darbecilerin cesareti kırılmıştır.  2011 İlker Başbuğ dönemindeki İnternet Andıcı ise ordudaki darbeci örgütün sivil irade ve hükümet tarafından yenildiği ve Silivri’ye tıkıldığı dönemdir.  Gladio ve mason locaları, sadece dört darbe yapmadı, seçilmiş iktidarları her zaman tehdit etti, kontrol etti, örgüt mensuplarına ve yandaşlarına menfaat sağladı. Gladio cinayetleri hakkında daha fazla şey bilmek isteyen İtiraf Ediyorum, İntikam, Cehennem Vadisi, Ergenekon’un Şifreleri, Derin Çeteye Pusu, Mafya Kıskacında Vurgun’u okumalı.
Gladio’nun başında kim var?
KAVAKLI: İtalya’daki örnekten hareket edelim. Orada Jandarma Genel Komutanı General De Loranzo’nun olduğu tespit edildi. Gizli bir örgütten söz ediyoruz. Mason locaları ile birlikte çalışan bir örgüt. Bizde de Jandarma Genel Komutanları, bazen Genel Kurmay Başkanları hareketin başında olmuşlardır.  Her dönemde Özel Harp Dairesi’nin başında farklı insanlar bulundu. Localarla iş birliği yapan gizli örgütte birden çok başkan görev aldı. Örgüt yerli değil. Türkiye’deki darbelerin arkasında hep CIA, Mossad gibi örgütler vardır.
Hukuk sistemimiz gerçekten böyle bir yapı ile samimi ve başarılı bir şekilde mücadele verecek durumda mı?
KAVAKLI: Hukuk sistemi yerine demokratik sistem içinde örgütlerle mücadele etmek lazım. Demokrasinin yerleştiği ülkeler kalkınıyor. Darbeler fakir ülkelerde yapılır, darbeler ülkeleri geri koyar. Demokrasiler, sivil toplum örgütlerinin güçlü olduğu yerlerde yaşar. Sivil toplumu güçlendirmeli, demokrasiyi bütün kuralları ile işletebilmeli, kanun dışına çıkan her kişiyi ve her örgütü tasfiye etmeli. Bu noktada bir kişiye veya birkaç kişiye güvenmek yerine toplumu bilinçlendirme ve sivil toplum örgütlerini canlandırmaya önem vermeli. Birkaç kişi, örgütle mücadele edemez.
Türkiye gerçeketen, CIA, Mossad, Mit, FBI, BND ve Jitem ajanlarının cirit attığı bir ülke mi? Neden Türkiye?
KAVAKLI:  Batı kapitalizmi çıkarcı ve sömürücüdür. 1948 yılında Filistin’e, İslam dünyasının kalbine hançer saplar gibi İsrail Devleti kurduruldu. Bölgemizde Batı politikalarını İsrail’in menfaatleri belirler.  Batı kapitalizmine rakip olan Sovyet Bloku çöktü. NATO düşmanını kırmızıdan yeşile çevirdi. İsrail’i bölgede tehdit edebilecek güçlü devletler Türkiye, İran, Mısır ve Pakistan’dır veya bunların kurabileceği ittifak.  Demokratik ülkeler kalkınıyor. Darbeciler, krallar ve diktatörlerin yönettiği ülkeler geri kalır. İsrail’in yaptığı zulümlere karşı çıkabilecek her ülke, İsrail ve onun hamisi Batılı ülkeler için tehlikedir. Batı kapitalizmi sömürecek ülke arar. Kalkınmış bir Türkiye ve İslam ülkesi, öteki Müslüman ülkelerle güçlü ekonomik ve askerî bir blok oluşturabilir. Batılı ülkeler, böyle bir oluşumu engellemek için Türkiye’yi ve benzeri ülkeleri kontrol etmek isterler. Hele de İslam coğrafyasında sömürülen petrol ve doğalgaz yatağı ülkeler varken buralara söz geçirebilecek bir ülkenin olmasını Batılılar ve İsrail asla istemez. Onun için Türkiye, Batılı güçler tarafından kontrolde tutulması ve asla güçlenmemesi gereken bir ülkedir. Suriye’deki iç savaşa Batılı ülkeler 4 senedir seyirciler. Irak’ın parçalanmasına ve orada iç savaşa seviniyorlar. Işıd’ı yok etmek için hiç aceleleri yok. Birleşik ve güçlü bir Irak, kolay sömürülemez. Parçalanması ve güçsüz olması lazım.
Bize biraz Avrupa’da geçirdiğiniz dönemlerden bahsedebilir misiniz?
KAVAKLI:  Altı yıl Nürnberg’de öğretmenlik yaptım, Almanca öğrendim. Gerçeği Arayan Alman Doktor, Hicran, Başkaldırıyorum gibi romanlar yazdım. İslam’a Gönül Verenler ve Avrupalı Mevlevî hikâye kitaplarımın malzemesini topladım.
Avrupa’da alkole tövbe eden adamların hikâyesi sizi çok etkilemiş. Bize biraz bundan bahsedebilir misiniz?
KAVAKLI: AA (Anonnim Alkolikler) isimli Avrupalı Mevlevî kitabımda yer alan hikâyeyi okumanızı tavsiye ederim. Hikâyeyi buraya aktarmaya imkân yok.
Mehmet Akif, 1. Dünya savaşı için gittiği Alman’ya dan “Berlin hatırları” ile geri dönmüş, Ahmet Haşim ise tedavi için gittiği Almanya’dan “Frankfurt Seyahatnamesi” ile dönmüş, siz Almanya’dan nelerle birlikte döndünüz?
KAVAKLI: Sorunun cevabını aslında daha önce sorduğunuz bir soru ile cevapladığı düşünüyorum.
Kitaplarınıza dönecek olursak, ”Cehennem Vadisi” sanırım en çok baskı yapan romanınız. Neden bu kadar başarılı oldu? 
KAVAKLI: Bilsem, bütün kitaplarımı o “sır”la bezenmiş olarak yazarım.
Romanlarınızdan dizi veya filme çekilenler oldu mu ya da teklif aldınız mı?
KAVAKLI: Gülü Koklayamadım, Hicran, Mafya Kıskacında Vurgun ve İtiraf Ediyorum romanlarım için teklif aldım. Senaryo yazma safhasında çıkan problemi aşamadık. Benim zamanım olmadı. Teklif edenler de yazamadılar.
Aynı zamanda bir öğretmensiniz ve liselerde okutulan bazı kitapların komisyonunda yer almışsınız. Sizce polisiye edebiyat okullarda yer almalı mı? Almalı derseniz hangi kitapları tavsiye ederdiniz?
KAVAKLI: Edebiyat profesörü bir arkadaşımın oğlu okumayı sevmiyordu ve okulda başarılı olamadı. İtiraf Ediyorum’u verdim. Severek okudu. Sonra İntikam’ı ulaştırdım. Onu da kısa sürede bitirdi. Cehennem Vadisi’ni verdim. Birkaç günde okudu. Okumayı sevdi. Sonra “derin çete serisi”nin bütün kitaplarını okudu. Okumayı sevince meslek lisesini başarıyla bitirdi ve üniversite kazandı. Macera dolu kitaplar okumayı sevdiriyor. Okumayı seven öteki alanlarda da başarılı oluyor.
 
KARMA EĞİTİM PEDAGOJİK YANLIŞ
“Yüzyılın Pedagojik Yanlışı Karma Eğitim” isimli bir kitabınız var. Kısaca karma eğitimde görüdüğünüz yanlış nedir?
KAVAKLI: Karma eğitim, toplumda kız ve erkekleri eşitlemeyi hedef alan bir proje idi. 1968’lerde hayata geçirildi. Toplumsal projeler 20 senede sonuca ulaşması lazım. Bir nesil 20 senedir. 1990’lara gelindiğinde projeyi ortaya koyan Batılılar, araştırma yaptılar. Toplumda kadın-erkek eşitliğinin sağlanmadığını gördüler. Ya proje yanlıştı veya uygulaması. Yapılan araştırmalar kadın ve erkeklerin farklı yeteneklere sahip olduğunu, eşitlemenin yaratılışa aykırı olduğunu ortaya koydu. Der Spiegel’in ifadesiyle “yüz yılın pedagojik yanlışı” yapılmıştı.  Yapılması gereken her cinsi kendi yeteneğine uygun bir eğitimle geliştirmek. Onun için Batılı ülkeler karma eğitimden vazgeçtiler. Kız okulları öğrenci akınına uğradı.
İkinci önemli konu, karma eğitim kızların taciz ve tecavüze uğramasına yol açıyor. Kızların mağduriyeti Almanya, İngiltere, Amerika, Kanada’da önlenemedi. Tabi Türkiye’de de… Bu sebeple Batılı ülkelerde karma olan okullarda öğrenci, veli, öğretmen ve yöneticilerin bilinçlendirilmesi seminerleri verildi, veriliyor.
Türkiye, bu tartışmalardan habersizmiş gibi karma eğitime devam ediyor.
Madem Karma eğitim yanlış peki nasıl bir eğitim sistemi ile daha başarılı oluruz ve neden böyle bir sistemi bizi daha başarılı kılacaktır?
KAVAKLI:  Her çocuğu ayrı bir birey olarak gören, onları geleceğe hazırlayan ve dünya ile yarıştıran bir eğitim sistemi önemli. Ezberci, taklitçi, dünyadan habersiz eğitim sistemi başarısız olur. Öğretmenlerin eğitimi da çok önemli. Neticede çocukların yeteneklerinin keşfi ve geliştirilmesi uzman olarak onlara bağlı. Ayrıca veliler, çocuklarının biricik olduğunu bilmeli ve onların eğitimine yardım etmeliler, seyirci olmamalılar, neticede çocuk onların. Aile, çocuk ve öğretmenin ortaklaşa ve sistemli çalıştığı bir eğitim sistemine ihtiyacımız var.
“SİZİ OKUYUNCA HAYATIM DEĞİŞTİ SÖZÜ DUYMAK…”
Bir yazar olmanın en güzel yanı nedir?
KAVAKLI:  Okuyuculardan zaman zaman da olsa “Hocam kitabınız çok güzel, sizin kitaplarınızı okuyarak büyüdük, başarımı size borçluyum, kitabınız okudum, hayatım değişti gibi yankılar duymak…” Kitapçı vitrinlerinde ve sitelerinde kitaplarınız görmek, kitaplarınızın yeni baskı yaptığını haber almak…
Okuyucular için son – polisiye – kitabınız hakkında ne söylemek istersiniz? Gidip hemen alın dışında 🙂
KAVAKLI: Mutlaka okuyun. Okumak zihni geliştirir. Beyin öğrenme programlıdır. Allah insan beynini öğrenme programlı yaratmış ve oku, demiş. Göz görme, kulak duyma, ayak yürüme programlıdır. Her organ amacına uygun kullanılırsa gelişir ve insanı mutlu eder. Beyin okumakla gelişir, okuyan insanı beyni dopamin salgılar ve ödüllendirir.
Sizi en çok destekleyen ve köstek olanlar kimlerdi? Neler yaptılar? Hatırlatalım İsim vermek zorunda değilsiniz. 
KAVAKLI: Namık Kemal şöyle demiş:
 “Sana senden gelir bir işte dâd lazımsa;
Zaferden ümidin kes gayrıdan imdâd lazımsa!”
Yeni bir kitap projeniz var mı? 
KAVAKLI: Elbette, Ahiret Hesabına Hazırlan Genç Mahşer yeni çıktı.  Gönüller Sultanı Hz. Muhammed (sav) adlı bir biyografik roman üzerinde çalışıyorum.
Beğendiğiniz yazarlar ve sanatçılar kimdir?
KAVAKLI: Her insan gibi yazarların da güçlü oldukları ve daha çok başarılı oldukları kitapları vardır. Bal arısı gibi her çiçekten bal özü toplamayı severim.
Başucu olarak adlandırdığınız kitaplarınız var mıdır? Hangileridir?
KAVAKLI: Kur’an ve hadis kitapları…
Tanık olduğunuz en büyük suç neydi?
KAVAKLI: 1960, 1971, 1980, 1997 darbeleri… Çığlık ve Hançer Saplı Yüreğimde romanlarımda anlattığım başörtülü kızların aşağılanması vakaları, eğitim özgürlüğünün engellenmesi cinayetleri…
Boş zamanlarınızda neler yaparsınız? Hobileriniz nedir?
KAVAKLI: Ah bir bulsam… Balzac’ı geçmek için kitap projeleri yapacağım.
Burcunuz nedir ve burcunuzun özelliklerini taşıdığınızı düşünüyor musunuz?
KAVAKLI: Hiçbir fikrim yok.
 
Başka bir meslek seçmek zorunda olsanız hangi mesleği seçerdiniz?
KAVAKLI: Öğretmen ve yazar olmaktan memnunum.
En beğendiğiniz kitabınız hangisidir?
KAVAKLI: Beğenmediğim kitabı yayınlamam. Okuyucularım en çok Başarıya Götüren Yol, Beyin Gücünü Etkili Kullanma Sanatı, Gülü Koklayamadım, İnsanlık Ayağa Kalk, Cehennem Vadisi, Mahşer’i okuyorlar.
En beğendiğiniz film hangisidir?
KAVAKLI:  Tarık Buğra’nın Küçük Ağa, Kurtuluş adıyla dizi film yapılmıştı. 

Yorumlar

yorum

turgutsisman Yazar