Her temas bir öykü bırakır, Cenk Çalışır

Her temas bir öykü bırakır, Cenk Çalışır

Her temas bir öykü bırakır, Cenk Çalışır’ın yeni kitabı üzerine bir eleştiri yazısı:

“Bozkırda bir kasabadan geçerken
Tozlu yolda iki sıralı kahveler
Öyle sakin kıpırtısız
Otobüsü süzerler
Doğdukları yerde ölenler…”

Fonda “Sevdalı Başım” şarkısının ezgisi ile üstadın sesinden ne çok severdim bu şiiri. Yazıya başlarken aklımdan ilk geçen bu dizeler oldu.

Anadolu’da bir şehrin soğuk ikliminde doğmuş olmak benim seçimim değildi. Lakin bu şehirde kalmak benim seçimlerimin bir neticesi oldu.Seviyor muyum bu şehri yoksa nefret mi ediyorum,inanın ben de bilmiyorum. Bazen iyi ki dediğim şeyler oluyor elbette ama bazı bazı…

Geçen yıl, nefret günlerinden birini kitap fuarında yaşamıştım. Bir yayınevi temsilcisi, yüzünde bir hayal kırıklığı ifadesi ile; “Bir daha gelmeyiz sanırım.” dediğinde içim acımıştı. Ancak Ekim ayında bu Anadolu şehri bir kere daha ağırladı yayınevlerimizi. Ve benim gibi kitapseverlerin yüzünde güller açtı.

Aklımda bir liste ile gitmenin rahatlığı ile ilk durağımda aldım soluğu. Hüseyin Bey ile, okuduklarım ve okumam tavsiye edilenler üzerine ayak üstü bir sohbetin ve biraz da şehri çekiştirmenin ardından, listede ilk tik işareti bir öykü kitabının yanına konmuş oldu. Aziz Nesin’in 40 kitaplık öykü setinden beridir öykü okumamış olan bendeniz yıllar sonra bir öykü kitabı için heyecan içerisindeydim. Fuardan elimde üç torba kitap ile çıkmış da olsam, eve ulaştığımda torbalardan ilk çıkan yine bu öykü kitabı oldu.

Her temas bir öykü bırakır

Her Temas Bir Öykü Bırakır, Cenk Çalışır. Edmond Locard ismini daha önce duymadığımı itiraf ediyorum. Ancak “Her temas bir iz bırakır.” cümlesini daha önce yerli bir kitabın dizi uyarlamasında duymuştum.

Cenk ÇALIŞIR kitabının başlığı ile, yaşanan herhangi bir olayda suclu kişinin olay yeri ya da mağdurda mutlaka bir iz, bir delil bırakacağını ifade eden Edmond Locard’ın bu prensibine bir gönderme yapıyor. Suçlular mağdurda izler bırakırken, her temas bir öykü bırakır diyen yazarımız aslında her öyküsü ile bizlere temas ediyor, zihnimizde izler bırakıyor.

Tartışmaya açık bir fikir olarak diyebilirim ki; öykü yazmayı roman yazmaktan daha meşakkatli bulmuşumdur. 4-5 sayfada giriş, gelişme, sonuç, olay örgüsünü oluşturmak, benim gibi kısa cümleler kullanamayan biri için öyle zor ki bunu başarabilen insanlara cidden saygı duyuyorum.

Bir kısmı daha önce, 221B ve Kafkaokur gibi dergilerde yayımlanan, bir kısmı ile ilk defa karşılaştığımız 15 öykü ile Cenk ÇALIŞIR bizlere bir çırpıda okunabilecek bir kitap armağan etmiş. O akşam uzandığım koltukta çivilenmiş bir şekilde geçen 1 saat 20 dakikanın sonunda, kah gülmüş, kah üzülmüş ama bir şekilde çarpılmış halde kapattım kitabın kapağını. Ve ilk cümlem;

“Ama yazık bize Cenk ÇALIŞIR, bu güzellik bu kadar kısa sürmemeliydi.” oldu.

İkinci cümle ise; ” İyi bari kapakta 1 yazıyor, ikincisi gelecek demek ki. ”

Kitapta her hikayede farklı bir duygu vardı. Aşk, keder, intikam, taş kalplilik, pişmanlık, kibir…Duygular çeşit çeşit olunca kitaptaki dünya da rengarenk oluyor.

Ve bir kitap bana temas ettiğinde bende bıraktıkları birden çoksa, işte o benim için kitapta kalitenin tanımı oluyor.

Bir saat yirmi dakika ve 108 sayfadan bana ne mi kaldı?

  • Çoban Ali gibi dolandırmadan lafı sadede gelmeli. Herkese hemen güvenmemeli.

 

  • Şule gibi sistemlere köle olmadan yaşamalı ama başkasına dokunduğun anda onun planlarına dokunacağını bilerek, dünyanın sadece bizim etrafımızda dönmediğinin farkına da varmalı.

 

  • Sebebin yanlışsa sonucun da doğru olmayacakmış demek ki, öyleyse harekete geçmeden önce iyi düşünmeli.

 

  • Anason kokusunun seni sarmaladığı bir yer olacaksa illa, bu dostlarla çevrelenmiş bir masa olmalı, başka masaları bu işe bulaştırmamalı.

 

  • Hayat ,bir anlık dalgınlıklarımızı ya da geçici ihtiraslarımızı kullanarak bize çelme atmak isteyen insanlarla dolu olabilir hatta bu insanlar yol arkadaşı sandıklarımız bile olabilir ,temkinli olmalı.

 

  • Kimi doğduğunda ilk basamakta başlayıp tırmanıyor, kimi son basamaktan aşağı düşüyor olabilir. Bu hayatı algılama meselesi olduğu kadar doğduğun şartlarla da ilgili.

 

  • Bazen giden çoktan gitmiş,biten çoktan bitmiştir ve bir bardak su bizi beklemektedir. Vaktinde sahip çıkmalı sevdalara.

Ve sevgili okur, sahip çıkmalı kaliteli yazarlara ve kitaplara…

FUNDA MENEKŞE

Yorumlar

yorum