Loading...
Uncategorized

Simirna Kızılı

Simirna Kızılı Suphi Varım

Simirna Kızılı… Sahi Simirna ne demektir?

“Biliyorum, yerli yazar okumuyorsun ama bu yazarı duymuş olmalısın.”diyen arkadaşıma, ismi daha önce duymadığımı söylerken, cehaletimden utandığımı hatırlıyorum. Okumamış olabilirdim ama bu kadar polisiyeye düşkün olduğumu söylerken, az çok kaleminden söz ettiren güçlü isimlere de aşina olmalıydım.

Yerli yazar okumam gibi bir takıntım yoktu aslında, sadece çok iyi yabancı yazarlara tutkum vardı. Ve yerli polisiye yazarlarından herkesin bildiği tek ismin de her kitabından tat alamamıştım.
Sahaflarda dolaşmayı sevdiğimi söylemiştim size değil mi? Sırf bu ismin herhangi bir kitabını bulmak için, soğuk şehrimde birkaç sahaf dolaştım. Sonuç hüsran oldu. Avmlerin bilindik kitapçısına da uğradım, yine hüsran… Ve arayışım bu duyguyla son buldu. Birgün, ben bu arayışı unutmuşken, unutmayan annemden bir telefon geldi.”İstediğin dergiyi ve yazarın son kitabını buldum.Almadıysan alıyorum sana.” Mutluluk budur işte…Hani şu, tatilde okunmak için alınan ama valize bile girmeden okunup bitirilen Grangè kitabının yerine tatilde ne mi okudum, başka bir yazıya demiştim ya, işte bu yazı odur.

Simirna Kızılı – SUPHİ VARIM

Denize sıfır diye tabir edilen balkonda dalga sesleri eşliğinde okumaya başladığım kitap, bir solukta okunacak cinstendi.

224 sayfayı tamamladığımda bu, 2016 basımı bir kitap olamaz, hissini yaşadığımı çok net söyleyebilirim. Her ne kadar Suphi Varım kitabının ön sözünde,

“Romanda tarihi altyapı olmakla beraber,romanın tarihi değil,polisiye bir yapıt olduğunu belirtmek isterim.”diyerek kurgusunun polisiye yanına vurgu yapmış olsa da tarihi doku öylesine gerçekçiydi ki, insanda yazarın o yılları yaşamış olduğu hissini uyandırıyordu.

Osmanlı’nın Mondros sonrası işgal günlerinde yaşanan esrarengiz bir cinayetin ve bu cinayeti çözmeye çalışan Rus istihbaratçısı Sergey Andreyev’in başından geçenlerin işlendiği roman, o dönemi ve dönemin kozmopolit yapısını gözünüzün önünde canlandırmanızı da sağlıyor. Hatta bu yapıyı öyle yansıtıyor ki dedemden dinlediğim “Arnavut, Rum komşular anıları”nı bana anımsatacak kadar gerçekçi geliyor.

Suphi Varım, kalemi oldukça kuvvetli ve aynı zamanda sade olan bir yazarımız. Simirna Kızılı ise kurgusal yanı oldukça sağlam bir kitap. Okurken, burada sıkıldım, burası gereksiz uzundu, bu ayrıntılara ne gerek vardı, diye düşündüğüm bir sayfa bile olmadan bir çırpıda bitiriverdim kitabı. Sergey’in çocukluğuna, kardeşinin ölümüne, annesinin dindarlığına ve babasının üzerindeki etkisine dönüşlerin yapıldığı kitapta; okur hem işgal günlerinde İzmir’de yaşanan cinayeti hem de Sergey’in geçmişini bir arada çözmeye uğraşıyor.

Kitabın detaylarına fazla girmek istemiyor, sadece düştüğüm hataya düşmeyin, Suphi Varım’la bir an önce tanışın diyorum.

FUNDA MENEKŞE

Comments

comments