Cinayet romanları: Feneryolu Cinayetleri

Cinayet romanları günümüzde, özellikle ülkemizde fazla yazılmıyor. Polisiye roman olarak okurun önüne gelen kitaplar, genellikle, bu türü kullanan ama aslında farklı amaçlar için yazılmış yapıtlardan oluşmakta. Yerli polisiye romanlar içinde pür bir dedektif romanına rastlamak çok zor. Hal böyle olunca, iyisini bulmak neredeyse imkansız. Gencoy Sümer’in Feneryolu Cinayetleri, gerçek anlamda katıksız bir dedektif romanı. Öncelikle, “Kim, Nasıl, Neden” sorularına cevap arayan, klasik polisiye roman geleneğine bağlı, gizemli bir cinayet bilmecesi. Son çıkan polisiye romanlar arasında en fazla keyif alarak okuduğum romanın Feneryolu Cinayetleri olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.

polisiye kitap feneryolu cinayetleri gencoy sumer
polisiye kitap feneryolu cinayetleri gencoy sumer
Kitap hakkında bilgi için tıklayınız:

Feneryolu Cinayetleri’nin klasik polisiye romanlara benzeyen daha birçok yönü var. Bunların en başında da romandaki anlatım ve karakterler geliyor. Gencoy Sümer’in klasik polisiyeyi çok iyi özümsediği belli. Zira, klasik polisiyenin malzemelerini çağdaş ögelerle harmanlayarak ortaya klasik dedektif romanları tadında bir roman çıkarmayı başarmış. Bunu yaparken, klasik polisiyenin altın çağına görkemli bir saygı duruşunda bulunmayı da ihmal etmemiş.

En iyi polisiye kitaplar ve cinayet romanları

İyi bir polisiye romandan ne bekleriz? Gizemli bir cinayet, kurnaz bir katil, zeki bir dedektif, tıkır tıkır işleyen, asla aksamayan bir kurgu, sürükleyici bir anlatım ve şaşırtıcı bir final, öyle değil mi? Bunların hepsi Feneryolu Cinayetleri’nde fazlasıyla mevcut. Kitap, baştan sona, bir muammanın zeki bir dedektif tarafından nasıl çözüldüğünü anlatıyor. Tıpkı klasik polisiye roman geleneğinde olduğu gibi.

Yazar, lafı uzatmadan, eveleyip gevelemeden, neyi anlatacaksa onu anlatıyor. Yazdığı her cümle, suçu aydınlatmaya, dedektifle birlikte, okuyucunun da “katil kim, neden yaptı, nasıl yaptı” sorularına uygun cevaplar bulmasına yönelik. Hiçbir bilgiyi, ipucunu okuyucusundan saklamamış. Onu da çözüme ortak etmiş. Klasik cinayet romanlarına özgü, sportmence bir yarış olmasını sağlamış. Final ise müthiş. Son bölüm büyük sürprizlerle dolu. Herşey bitti dediğiniz halde, aslında bitmediği, son sayfada ortaya çıkıyor.

Feneryolu Cinayetleri’nin hikayesi, bir Agatha Christie romanındaki kadar gizemli ve karanlık. Ünlü bir film yıldızının beklenmedik ölümün üzerindeki esrar perdesi, açıklanmaya muhtaç pek çok sorular bırakmıştır geride. Dedektif Kerim Ülkü, polisiye roman yazarı arkadaşı Faruk Arman’la beraber bu muammayı çözmek için kolları sıvar. Ne var ki, soruşturma ilerledikçe, o güne kadar gizli kalmış başka bir çok gerçeğin ortaya çıkmasının da önüne geçilemez.

Romana ağırbaşlı, hüzünlü, ve biraz da nostaljik bir hava hakim. Geçmiş yıllara dönüşler yapılarak anlatılıyor ünlü film yıldızının beklenmedik bir biçimde noktalanan yaşamı. Ana mekan ise, eski köşkleri, iki yanı ağaçlı yolları, bahçeleri, plajlarıyla 1960’ların Kadıköy’ü.

Sağlam kurgusu, “kim, nasıl ve neden” sorularına odaklanmış özenli anlatımı ve sürprizlerle dolu finaliyle dikkat çeken Feneryolu Cinayetleri, bence “En İyi Polisiye Kitaplar” listesine girmeye aday bir roman.

Cinayet romanları kulağa korkun. gelse de bu kitap için bir polisiye bulmaca da diyebiliriz. İyi bir polisiye roman okumak istiyorsanız, Feneryolu Cinayetleri tam size göre.

Esin İnci

Yorumlar

yorum

turgutsisman Yazar