Banyomdaki örūmcek…
Hayda dediğinizi duyar gibiyim… Yediğiniz, içtiğiniz derken banyonuzdaki örümceğe kadar paylaşmaya başladınız değil mi? Efendim bu dişi Örümceğin adı Asu… Yaklaşık 2 ay kadar önce banyoma, tam duşumun üzerine taşındı. Her akşam beraber duş alıyoruz. Benim çok fazla sıcak suyla duş almamdan hoşlanmıyor Asu, o nedenle artık hiç sevmediğim halde ılık suyla duş almaya alıştım… Su biraz ısınıp buharlar arttı mı Asu hemen rahatsız oluyor, pek hassas kendisi. Neyse gene bir akşam biz duş alırken, tongul tongul, aynı Asu gibi kocaman bir örümcek ki aynı cins olduğuna eminim banyomuzda bitti, resmen volta atarak banyoya girip Asu’ya yaklaştı. Adeta Asu ile sohbete gelmiş, onun nerede oturduğunu bilen eski bir arkadaşı gibi, e ben de toparlandım, havluma sarınıp onları yalnız bıraktım. İyi ki araknafobia yani örümcek korkum yok diye düşünürken.

örümcek lakaplı Asu

Artık o gece nolduysa, Asu’nun arkadaşı sabah erkenden gitmişti. Yaklaşık 2-3 hafta sonra bir akşam gene duş alacağım, şöyle Asu’ya bir selam vereyim dedim, a o da ne, Asu’nun tezgahı pek bir dolu, ufak ufak noktalar ağında Asu’nun. Söylemesi ayıp gözlerim keskindir şöyle bir de dikkatlice bakınca ne göreyim, bunlar resmen mini minnacık örümcekler, pıtır pıtır, e tabi haliyle yavrular huzursuzlanmasın diye iyice soğuk suyla duş almaya başladım tabi, burası da Türkiye değil ki hala kazak, ceketle geziniyoruz ve bazı akşamlar elimiz kalorifere gidiyor… Neyse… Yavrular gördüğünüz gibi 1 haftada epey ele avuca gelir oldular. Artık bunlar evin her yanını saracak diye endişe ediyorum ama ne yapalım artık iyice de alıştım… Ha bu arada adı neden mi Asu 🙂 O üniversite yıllarında, Tevfik Fikret’in evinin bahçesinde yine bir akşam gizlice Votka partisi verdiğimiz bir geceye dair başka bir hikaye… Asu’nun bile o geceden sonra iki kişi arasında lakabının Örümcek olarak kaldığını bilmediğinden eminim….

29 Temmuz’da, Facebok’ta yazdığımız bu metin sonrasında Sevin Okyay evden taşınabileceğimi ancak yeni kiracıların Asu ve ailesini öldürmesinden endişelendiğini dile getirdi. Sevgili Canan bu hikayenin hangi yazarın banyosundan aman kitabından alıntı olduğunu merak etti. Funda ise bilinmez bir yolculukta olan karıncaların gizemini çözmeye çalıştığını anlatıyordu. Olay saatinde Filiz, sincabına Pakize adını çoktan vermişken, Tufan yavruları sahiplendirmem gerektiğine inanıyordu… ve ertesi sabah, Cumartesi sabahı 7.55…


Ah başım ağrıyor, migreni sevmiyorum. Nasıl bir şey bu, baş ağrısı ile yatıp baş ağrısı ile kalkmak. Ne! Saat 8 bile değil. Alarm mı çaldı, arabamı geçti? Neden kalktım cumartesi cumartesi bu saatte? Funda ile de akşam geç saate kadar fena lafa daldık… Yat uyu! Hayır, yüzünü yıka, kahve yap, sonra postaneye git, Genco’ya doğum günü hediyesi alınacak bu daha sabah…

Banyo kapısına uzandım. Günaydın Asu, kahvaltıda bu sabah ne var? Asu… A…
Asu yok, gitmiş! Yavrular duruyorlar ama kıpırdanmaya hatta hareketlenip dağılmaya başlamışlar bile. Ağları sağlam duruyor. Şöyle bir banyoya bakındım, hatta Asu’yu aradım yok! Öyle uzaktan yavruları seyredeyim ya da kuluçkada ayaklarım uyuştu biraz dolanayım değil, bildiğiniz Asu gitmiş, Terk edildim! Terk edildik! Yavrulara n’olacak!

araknafobia örümcek korkusu

Aynı, banyomuza peşrev çekerek girip sonra da kaybolan o erkek örümcek gibi, bu banyodan bir şekilde çekip gitmiş Asu, yavruları öylece bırakarak. Belki o herif giderken bir ip bırakmıştır, Asu da onun peşinden gitmiştir iplik gibi ağı takip ederek, bilmiyorum artık. Belki de bir içgüdüdür bu. Artık zamanı geldi, ben emekli olayım işin, tezgahın başına siz geçin gibi anaç ya da babaç bir içgüdü, kim bilir.

Belki de Asu bana kızmıştır Facebook’ta o muzur gecesini anlatıp, resmini çekip, yayınlayıp onun ipliğini pazara çıkardığım için. Oysa ki kameranın flaşını bile kullanmamıştım, rahatsız olmasın diye, onun da migrenin olabileceğini düşünmüştüm.

Evet, bazen şakalarım ya da espri anlayışım bir gariptir. Karşımdaki canlının eşref ya da eşek saatini de pek kestiremem. Köpek sevmeye kalkarım elimi ısırır, kediler tırmalar, arkadaşlarım arada bir anlamaz bazı şakalarımı parlarlar. Ama Asu ile anlaştığımızı sanıyordum. Yani banyo esnasında buharlar artıp, o söylenmeye, debelenmeye başlamadığı zamanlarda. Belki de bu zamanlarda ona “Ağsuuu öteye git az,” diye seslenmelerime bozulmuştur da, yine de yumurtlayıncaya kadar beklemiştir.

Yavrulardan dördü, banyonun dört bir köşesini kapmış bile. Aynı Asu’ya çekmişler hamaklarında sırt üstü yatmaya bayılıyorlar… Buhardan nefret ediyorlar…

Başım, başım ağrımaya başlıyor gene… Bir film iyi gelebilir… Siz siteye bakının mesela açın bir hikaye okuyun.  Ben bu arada Örümcek Kadının Öpücüğü’nü izlemeye başlıyorum.