Polisiye film tavsiyesi - The French Connection - Kanun un Kuvveti

Polisiye Film: The French Connection

Geçtiğimiz aylarda vizyona, Fransız yıldız Jean Dujardin’in rol aldığı “La French” girmişti. Çok az kopya ile seyirciyle buluşan filmi, niyetlensem de uygun bir salonda uygun bir seans saati bulamadığımdan seyredememiştim. Birkaç farklı eleştirisini okuma imkanım oldu. O eleştirilerde dikkat çekilen nokta ise “La French”in “The French Connection”ı hatırlatıyor oluşuydu.

Polisiye film tavsiyesi – The French Connection – Kanun un Kuvveti

Geniş kitlelerin, özellikle küçük yaşta izlendiğinde insanı amansız buhranlara sürükleme kabiliyetine sahip 1973 yapımı 2 Oscarlı “The Exorcist – Şeytan”dan anımsadığı William Friedkin’in yönetmen koltuğunda oturduğu 1971 tarihli “The French Connection – Kanunun Kuvveti” En İyi Film, En İyi Erkek Oyuncu – Gene Hackman ve En İyi Yönetmen dahil olmak üzere 5 Oscar kazanmış bir klasik.

Öncelikle Narkotikte çalışan iki ortağı tanıyoruz. “Popeye / Temel Reis” lakaplı Jimmy ve Buddy, bir gece beraber vakit geçirdikleri bir barda, Jimmy’nin şüpheli gördüğü bir adamın peşine takılıyorlar ve “eğlencesine” yaptıkları bu takipte ucu Fransa’ya dayanan büyük bir uyuşturucu sevkiyatının ipuçlarını yakalıyorlar. Bir şekilde Amirlerini ikna etmeyi becerip büyük operasyonu başlatıyorlar.

“The French Connection” bir polisiyede yer alabilecek bütün klişeleri bünyesinde eritmiş bir film. İki ortağın “iyi – kötü polis” hatlarının keskin bir şekilde çizilmiş olması, mesela Jimmy’nin karakter gelişimine hiç mi hiç hizmet etmeyen özel hayatındaki yaşantısı; tek gecelik ilişkileri; bir süre sonra unuttuğumuz, haşinliğinden dolayı kazandığı aşikar olan “Popeye – Temel Reis” lakabı ziyadesiyle tanıdık bir profil çıkarıyor ortaya. Beri yanda ise ikilinin sağduyulu tarafını temsil eden Buddy var. Soğukkanlılığını her daim koruyan Buddy, çoğunlukla Jimmy’nin gölgesinde kalsa da kendine biçilen “sakin polis” rolünü fazlasıyla yerine getiriyor. Karakterlerdeki bu tanıdık haller filme de yansımış vaziyette. Kanun adamlarının  arasında durduk yerde patlak veren çekişmeler; yine durduk yerde yükselen gerilimli müzik; önemli bir bölümü kaplayan takip sahnelerinde polislerin gerçekleştirdiği ritüeller vs. Aynı şekilde burada gerçekleşen aksiyon da insanı ekrana çekse de nefes kesen bir seviyeye ulaşmıyor. Başından sonuna kadar polisiyenin bildik sularından dışarı çıkmıyor, defalarca kez gördüğümüz, bildiğimiz formülü uyguluyor. Bugünden bakıldığında orta karar bir polisiye dizinin bir bölümü kadar heyecan vaat ediyor. Ne var ki 44 yıl önce çekilmiş “The French Connection”ı klasik mertebesine yükselten de tüm bu saydıklarım oluyor. 70’lerin atmosferinde, “Lincoln marka arabaların” kovalandığı tekinsiz sokaklardaki nostaljik hava insanı kendisine çekiyor. Bunun yanında başı sonundan belli bir hikaye izlediğimizi düşünsek de finalinde seyirciyi şaşırtmayı iyi biliyor. Fazlasıyla aşina olduğumuz rotadan çıkmayarak 2015’ten bakıldığında dahi “polisiye klasiği” ünvanını koruyor. Günümüzün aksiyon meraklısı seyircisi için vasat seviyede görünse de zamana yenildiğini söylemek büyük haksızlık olacaktır.

Filmde, “tanınmayacak kadar genç” Gene Hackman başrolde. 2008’de hayatını kaybeden, “Jaws”tan da hatırlanabilecek Roy Scheider, Fernando Rey, Bill Hickman ve Tony Lo Bianc diğer oyuncular.

Son olarak meraklısı için yapımın bir de devam filmi olduğunu ekleyelim. Gene Hackman’ı yine kadroda gördüğümüz John Frankenheimer imzası taşıyan 1975 tarihli “The French Connection 2” seyircilerin beğenisini öncülü kadar toplayamamış bir yapıt olarak sinema tarihindeki yerini almış durumda.

Nuri Çınarlı

Yorum yaparken lütfen hikaye ya da filmlerin konusunu açık etmeyin ki her okuyan sizle aynı zevki alabilsin ;)

yorum