Kıyamet Günlüğü - Kayıp Hanedan1

Kıyamet Günlüğü / Kayıp Hanedan

Oğuzhan Aslan‘ın Kıyamet Günlüğü / Kayıp Hanedan isimli polisiye romanı, aynı zamanda tarihi ve politik bir kurgu.

Sık sık geri dönüşlerle zamansal akışı bozulan romanın iç içe geçmiş iki ayrı metinden oluştuğunu söylemek mümkün. Bunlardan birincisi, Ali Kara adlı bir gazetecinin, sabah evinden işe gitmek üzere dışarı çıktığında, uğradığı suikast sonucu öldürülmesiyle başlayan soruşturmayı anlatıyor bize. Yani işin polisiye kısmı burası. Mafya babaları ve karanlık örgütlerle yıllardır mücadele eden Ali Kara’nın düşmanı dostundan daha çoktur. Ancak polis işi biraz araştırınca, Ali Kara hakkında ilginç bilgiler ortaya çıkacaktır. İstihbaratta çalıştığı söylenen ama aylardır kayıp olan oğlu, 22 yıl önce boşandığı ilk eşiyle hala devam eden ilişkileri ve son günlerde bir ilahiyatçıyla kıyamet konusunda yaptığı tuhaf tartışmalar, soruşturmayı farklı bir yöne doğru kaydırır. Eski eş ve ilahiyatçının açıklamalarıyla olaylar berraklaşacağına, gizem büsbütün artar.

Bir komplo teorisi: Kıyamet Günlüğü / Kayıp Hanedan

Polisiye bir hikayenin anlatıldığı bu ilk metin oldukça başarılı. Daha ilk satırlarda cinayet işleniyor, böylece okuyucunun dikkatinin dağılmasının önüne geçiliyor. Metinde, gereğinden fazla tek bir cümle yok. Okuyucunun ayrıntılara boğulmasının önü sanki bilerek kesilmiş.Tüm olgular, karakterler ve mekanlar olmaları gerektiği kadarıyla yer alıyorlar romanın sayfalarında. Bu da  bize, yapıtın çalakalem yazılmadığını, ortaya çıkan metnin titiz bir çalışmanın ürünü olduğunu gösteriyor. Oysa, yazarın geniş bir hayal gücüne sahip olduğu belli.  Ama o, hayal gücünü zaptu rapt altına almasını başarmış. Kıyamet Günlüğü-Kayıp Hanedan, bu haliyle olabildiğince ekonomik yazılmış bir roman.

İkinci metin ise bundan çok, ama çok daha az hacimli bir anlatıyı kapsayan Türkiye’nin yakın siyasi tarihine ilişkin bir kurgulama. Bir tür komplo teorisi yani. Yazar burada tarihimizin aslında çok iyi bilinen bazı olgularını farklı bir bakış açısıyla aktarıyor okuyucuya. Bu bakış açısının elbette doğruluğu yönünde yazarın herhangi bir iddiası ve inancı yok. Olsaydı bunu roman olarak değil, bilimsel eser olarak yazması gerekirdi. O zaman da kitap, dip nottan geçilmezdi. Oysa bir romanda dipnot, bulunması gereken en son şeydir. Son zamanlarda bazı yerli polisiye romanlarda sıkça görünür olmasındaki tuhaflığın açıklamasını siz okurlarıma bırakarak, Kıyamet Günlüğü’ne geri dönmek istiyorum. Kitapta komplo teorisi oluşturmaya yönelik dört metin var. Oldukça sarsıcı biçimde kaleme alınmış olan bu metinlerle yapılmak istenen, okuyuculara yeni bir tarih tezi sunmak değil.  Bunun neden böyle olduğuna yukarda kısaca değinmiştim.  Bu metinlerle yazarın burada yapmak istediği romandaki gerçeklik duygusunu kuvvetlendirmek, inandırıcı kılmaktır. Oğuzhan Aslan’ın bunu başardığını söyleyebilirim. Yazdığı kurgusal tarih/politika metinleriye ortaya harikulade bir fantastik polisiye öykü çıkartmıştır.

Polisiye romanda bazı dini ifadeler de yer almaktadır. Bunlar Kuran’dan alıntılanmış bazı ayetlerdir. Burada amaç, bu ayetlerle, kurgusal metinlere (ya da komplo teorisine) akla uygun bir temel kazandırmaktır.

Oğuzhan Aslan‘ın dili çok akıcı. Yukarda da belirttim, lafı uzatmıyor, gereksiz ayrıntılara dalmıyor. Betimleyeceği bir nesne varsa, bunu bir kaç kelimeyle çok rahatlıkla yapıyor. Yazı tarzını ben çok beğendim.

Sonuçta, ortaya çıkan, gizemli, her sayfası merakla okunan bir polisiye roman olmuş. Bütün polisiyeseverlere Kıyamet Günlüğü / Kayıp Hanedan’ı içtenlikle tavsiye ederim.

Kitaba D&R üzerinden ulaşmak için buraya tıklayın.

Kitabın Kimliği
Adı: Kıyamet Günlüğü-Kayıp Hanedan
Yazar: Oğuzhan Aslan
Basım Yılı: 2015
Yayınevi: Kanes Yayınları
Sayfa Sayısı:144

Genco Sümer

Yorum yaparken lütfen hikaye ya da filmlerin konusunu açık etmeyin ki her okuyan sizle aynı zevki alabilsin ;)

yorum