Hercule Poirot’nun Aşkı

14 Şubat sevgililer günü… Kökeni nereden gelirse gelsin sevgililere armağan edilmiş özel bir gün olması dolayısıyla hoş ve anlamlı bir gün.  Biz de bu günü Hercul Poirot’nun tüm yaşamı boyunca sevdiği tek kadın olan Kontes Vera Rossakof’’a duyduğu romantik ve karşılıksız aşkıyla analım dedik.

 

Hercule Poirot hayatı boyunca bir tek kadına aşık olur,  onu sever ve asla unutamaz. Bu kadın Kontes Vera Rossakof’tur O da tıpkı Poirot gibi bir mültecidir.  Çarlık yönetimi bolşevik ihtilaliyle yıkılınca ülkesinden ayrılmak zorunda kalmıştır. Aslında işin burası biraz karışıktır. Kontesin gerçekten asil olup olmadığı konusunda kuşkular vardır. Ama Poirot onun gerçek bir kontes olduğuna inanmayı tercih eder.

Bu güzel ve gizemli kadınla, 1920’li yılların başında geçen ve bir mücevher soygununu anlatan  The Doble Clue adlı macerasında tanışır. Görür görmez ona aşık olur.  Arthur Hastings’e göre rahatsız edici bir güzelliktir bu. Poirot ise onun çok çekici bir kadın olduğunu düşünür. Dedektifimiz, cazibeli, dişiliğini yansıtan, yuvarlak hatlı kadınlardan hoşlandığını saklamaz. Ama aynı zamanda onun beğeneceği kadın zeki, sempatik, esprili ve şık olmalıdır.

Kontes Vera Rossakof bu özelliklerin hepsine sahiptir. Ne var ki, o aynı zamanda bir hırsızdır. Işıltılı nesnelere düşkündür. Para değil, mücevher çalar.

Çok geçmeden, onun aslında bu soygunu gerçekleştiren kişi olduğunu anlar Poirot, ama Kontese karşı duygularında herhangi bir değişiklik olmaz. Arkadaşı Arthur Hastings’in bütün itirazlarına rağmen, hayranlığı büsbütün artar. Ve hayatı boyunca Kontes Vera Rossakof’un ölümcül cazibesinin etkisinden kurtulmayı tam olarak başaramaz.

Birkaç yıl sonra Big Four macerasında tekrar karşılaştıklarında Kontes, uluslararası bir suç örgütünün ajanı olarak, tanınmış bir kimya profesörünün sekreteri rolündedir. Poirot onu tanımasına rağmen kaçmasına göz yumar. Kontesin bir oğlu vardır ama o öldüğünü sanmaktadır. Poirot bu çocuğu bularak annesine teslim eder.

Kontes Vera Rossakof’la Hercule Poirot’nun yolları yirmi yıl sonra, The Capture of Cerberus macerasında bir kez daha kesişir. Onunla, metroda karşılaşır. Trenden inmiş, Piccadily Circus  İstasyonu’nun yürüyen merdivenlerinden yukarıya doğru çıkmaktadır. Birden birinin kendisine seslendiğini duyar.

“Mon cher Hercule Poirot!”

Kontes Rossakof’tur bu. Hemen yan taraftaki yürüyen merdivenden aşağıya doğru inmektedir. Üzerinde egzotik bir kürk vardır. Saçları dalgalı, kızıl ve gürdür. Dudakları ize koyu kırmızıdır.

“Muhakkak görüşmeliyiz, lütfen bekleyin!”

Ancak, kader bile ters yönde hareket eden iki yürüyen merdivenden daha acımasız olamaz. Birbirlerinden uzaklaşırlarken, Poirot umutsuzca,

“Sizi nerede bulabilirim madam?” diye seslenir.

Aldığı cevapsa şaşırtıcıdır:

“Cehennemde!..”

Poirot bu sözün ne anlama geldiğini düşünür ve sonunda sekreteri Miss Lemon’dan öğrenir. Burası bir gece kulübüdür. Sahibi de Kontes Vera Rossakof’tur. Poirot o gece Cehennem’e gider.

Kontes, Poirot için eşsiz bir kadındır. Yıllar sonra, yaşlanmış, hatta çökmüş olsa bile onu etkilemeye devam etmektedir. Hala muhteşem bir kadındır. Coşkusundan, canlılığından hiçbir şey kaybetmemiştir. Hala hayattan keyif almakta ve hala bir erkeğin nasıl şımartılacağını herkesten iyi bilmektedir. Küçük oğlu büyümüş, mimar olmuştur. Amerika’dadır ve orada nişanlanmıştır.

Poirot’nun romantik hisleri yeniden canlansa da kulüpte yasa dışı işler döndüğünü anlamakta gecikmez. Ancak bu kez de sevdiği kadını kurtaracak, onun hapse girmesine engel olacaktır.

Poirot’nun aşkı görüldüğü gibi karşılıksız bir aşktır. Karşılıksız olduğu kadar imkansızdır da. Çünkü, en başta Poirot bir kanun adamı, Kontesse bir suçludur. Öte yandan ikisi arasında tuhaf benzerlikler de vardır. İkisi de çok zekidir. İkisinin de geçmişi belirsizdir. İkisi de ülkelerini terkedip İngitere’ye sığınmışlardır.

Hercule Poirot’nun Kontes Vera Rossakof’u, işlediği suçlara rağmen her dafasında serbest bırakması, onun kaçmasına izin vermesi, ona duyduğu aşk yüzünden olsa da sonuçta ahlaki açıdan sorunlu görünebilir. Ancak şu unutulmamalıdır, suçluyu serbest bırakması Poirot’nun ilk kez yaptığı ve bir daha yapmayacağı bir iş değildir. Birçok olayda, örneğin, Beş Küçük Domuz, Roger Acroyd,  Doğu Ekspresi gibi davalarda da suçluları şu veya bu nedenle adalete teslim etmemiştir.

Miss  Lemon, Kontes Vera Rossakof’a gönderilen kırmızı güllere ait faturayı ödeyip ödemeyeceğini sorduğunda Poirot kıpkırmızı kesilir. Ve ödemesi gerektiğini söyler.

“Kesinlikle ödeyin Miss Lemon. Bu küçük bir armağan. Kırmızı güller, anımsıyorum da onun en sevdiği çiçek buydu.”

Bayan Lemon’un kaşları çatılır:

“Doğru da. Bunlar yılın bu mevsiminde çok pahalı.”

Poirot’nun cevabı çerçeveletilip asılacak türdendir.

“İnsanın cimrilik yapmayacağı zamanlar da vardır.”

Hercule Poirot, Kontes Vera Rossakof’u bir daha asla görmez.

Mutlaka Oku

Yorum yaparken lütfen hikaye ya da filmlerin konusunu açık etmeyin ki her okuyan sizle aynı zevki alabilsin ;)

yorum