EDGAR WALLACE KİMDİR?

İngiliz  polisiye roman, tiyatro ve kısa hikaye yazarıdır. 1 Nisan 1875 tarihinde Grenwich’te dünyaya geldi. Gezici bir tiyatroda görev yapan annesinin bir gecelik ilişkisi sonucu hamile kalınca, hamileliğini ve doğumunu etrafındakilerden gizleyerek oğlunu dünyaya getirdi.  İstenmeyen bu çocuğunu doğumdan birkaç hafta sonra, küçük bir ücret karşılığında balıkçılıkla uğraşan George Freeman ve ailesine verdi. Kendi de tiyatro ile  başka şehirlerdeki gösterilere katıldı.

Balıkçı bu minik bebeği aldıktan sonra  sekiz yaşındakı kızı Clara çocuğa sahip çıktı ve onu besledi, korudu ve büyüttü. Edgar Wallace on iki yaşında ilk öğretimini tamamladıktan sonra okuldan ayrıldı. Bir daha da okula gitmedi. Her şeyi öğrendiği Clara, bundan sonra onun okulu olmuştu. İşte bu zamanlarda Clara babasından gizli olarak satın  aldığı  esrarengiz olaylara dayanan hikaye kitaplarını ona okur, birlikte Thames nehri civarındaki  ıssız sokaklarında ve suç işleme olasılığı yüksek kenar mahallerinde dolaşırlardı. Bu arada pek çok polisiye olaya   tanıklık etmişlerdi. Edgar Wallace’ın yazdığı hikayelerde bu dönemin büyük etkisi olduğunu düşünüyorum.

Okulunu bıraktıktan sonra başta balıkçılık ve gazete satıcılığı olmak üzere pek çok işe girdi, çıktı. Orduda  görevli olarak  Güney Afrika’ya gitti. Bu dönemde yazdığı  şarkı sözlerini  satıp  az miktarda da olsa  bir gelir elde ediyordu. Ordudan ayrıldıktan sonra  Güney Afrika’da yayınlanan bir gazeteden yüksek maaşlı  genel yayın müdürlüğü teklifini  alınca bunu  hemen kabul etti. Bu dönemlerde  at yarışlarına merak sardı.  Yarışlarda pek çok para kaybetmesi onu büyük bir borç batağına sürükledi. Wallace, Transvaal’de altın madenlerinin çalıştırılması için gizlice verilen devlet kredilerini açıklayan bir yazı nedeniyle gazete sahibiyle tartışmaları sonucunda  gazetede ki görevinden istifa edip bu ülkeyi  terk etti.

İngiltere’ye döndükten sonra Daily Mail gazetesinde muhabirliğe başlamasına rağmen, Güney Afrika’daki alacaklıları adresini bulmuş, onu sıkıştırmaya başlamışlardı. Bu arada İngiltere’deki yaşamı sırasında da kumar alışkanlığı yüzünden pek çok kişiye borçlanmıştı. Tüm bu yüklerden kurtulmak için yazar olmaya karar verdi ve ilk romanı olan ‘The Four Just Men’ adlı polisiye kitabını yazdı. Kitabın büyük bir başarı elde etmesi sonucunda  borçlarının büyük bir kısmından  kurtuldu.

Bundan sonra hızlı bir şekilde kitap yazmaya devam etti. Yaratıcı gücü ve romanlarındaki kurgusu inanılmazdı. Kitaplarının ilk sayfasını kendi el yazısı ile yazar, kalan kısmını  sekreterine daktilo ettirirdi. Bir keresinde cuma günü yazmaya başladığı bir kitabı pazar günü bitirdiği bilinir. Diğer bir sefer de üç sekreterle aynı anda çalışarak üç gün içerisinde bir roman, bir piyes ve birçok kısa hikaye ve makale yazmıştı.

Polisiye gerilim türündeki tiyatro oyunları da ilgiyle izleniyordu.  Londra’nın değişik sahnelerinde aynı anda gösterimde olan  eserleri vardı.

Roman ve tiyatro oyunları İngiltere’de olduğu kadar Almanya’da da büyük ilgi gördü.  Kitapları daima best seller listesindeydi.

Onun ilginç yanlarından biri de kitaplarını bir kere yazdıktan sonra  bir daha okumamasıydı.

King Kong serisinin de yaratıcısıdır. Bu filmlerin senaryolarını bizzat kendisi yazmıştır.

Günde üç, dört paketi bulan  sigara alışkanlığı vardı.  Şeker hastası olmasına rağmen gün içerisinde pek çok bol şekerli çay içerdi. Odasının aşırı sıcak olmasını ister, o şartlar altında eserlerini yazardı.  

Bazı eserlerinde kendi yaşamından izler görmek mümkün.  “Takıntı” adlı eserinde, polisiye ve gerilim romanları yazan bir yazarın  tekin olmayan bir kişiden borç almasının ve borç aldığı kişinin öldürülmesi sonucunda tek sanık olarak gösterilmesinin hikayesini anlatır.

Borçlarının yarattığı stress, sağlığına dikkat etmemesi, bol miktarda sigara içmesinin yarattığı  olumsuz koşulların  vücut direncini düşürmesi sonucunda zatürre hastalığına yakalandı ve 10 Şubat 1932 yılında, Beverly Hills’de, 57 yaşında öldü.

Agahta Cristie ve  Arthur Conan Doyle ile aynı dönemin yazarı olmasına rağmen  hikayeleri  bu yazarlardan daha fazla ilgi gördü.  Kitapları  dünyada elli milyondan fazla sattı. Yazdığı 170 kadar polisiye romanın 150 tanesi filme çekildi.

Bazı eserleri özellikle Almanya’da  tv dizilerine konu oldu.

Çok para kazanmasına rağmen tüm parasını savurganlıkla harcadı. Öldüğü sırada  borç, sıkıntı ve yalnızlık içerisindeydi.

Türkçeye çevrilmiş başlıca eserleri:  Şüphe,  Gizemli Ev,  Sarı yılan,  Çaylak,  Parmak İzi,  Sürgün, Temas,  Gölge, Kusursuz,  Adaletin Dört Gözcüsü, 13.Oda, Takıntı, Cinayet Defteri, 7 Kilitli Kapı.

Yorum yaparken lütfen hikaye ya da filmlerin konusunu açık etmeyin ki her okuyan sizle aynı zevki alabilsin ;)

yorum