Esra Gürel Şen, Gündelik Cinayetler, Polisiye Durumlar

Esra Gürel Şen’le “Gündelik Cinayetler” Üzerine Söyleşi

Dedektif Dergi’deki öyküleriyle tanınan ve sevilen  Esra Gürel Şen’in ilk kitabı Gündelik Cinayetler, geçtiğimiz günlerde Herdem Polisiye’nin üçüncü kitabı olarak yayınlandı. Esra Gürel Şen’le kitabı hakkında konuştuk.

 

-Kitabınızdan kısaca söz edebilir misiniz? Genel olarak bu hikayelerde ne anlatıyorsunuz?

-Kitabımdan kısaca söz etmek istersek; bu kitap için, insanı odak noktasına almış, gündelik hayatlarımızda kolayca karşılaşabileceğimiz kişilerin, kendi gündelik hayatları içinde nasıl cinayete varan sonlara ulaştıklarını birbirinden bağımsız dokuz hikaye ile kurgulayan polisiye türünde bir hikaye kitabı diyebiliriz. Zaten kitap kapağının renginin pembe olması da bu yüzden. Cinayet ve ölümün karanlık dünyasına tezat olacak şekilde özellikle pembe renkli bir kitap kapağını tercih ettim. Çünkü hikayelerimde neredeyse pembe dünyalarında kendi hallerinde yaşayan insanların nasıl birer katil ya da cinayet mağduru haline geldiklerini anlattığımdan bu ikilemin kapağa da yansımasını istedim. Öyle bir dünya da yaşıyoruz ki her an hepimiz kendimizi korumak amacıyla bile olsa cinayet işleyebilecek durumlarla karşı karşıya kalabiliriz ya da bir cinayetin kurbanı haline gelebiliriz. Her gün gazetelerde, sosyal medyada okuduğumuz korkunç olayların pek çoğu aslında bizler gibi sıradan insanlar tarafından yaşanıyor. Özellikle kadına karşı işlenen suçların ve cinayetlerin tavan yaptığı şu günlerde bir kadın ve yazabilen bir kadın olarak bunlara kayıtsız kalmam imkansız. Ayrıca kadınların hayatlarının, içinde suç unsuru olsun olmasın yazılmaya değer birçok hikayeyi barındırdığını kendimden biliyorum. Ben de, pek çok hikayemde bazen açık açık bahsederek bazen de kelimelerin altına saklayarak dilim döndüğünce kadınların hikayelerini ve insanı anlatmaya çalıştım.

 

-Hikayelerinizdeki kahramanların ortak özellikleri var mı? Onlardan bize biraz tanıtabilir misiniz?

-Önceki sorunuzda da belirttiğim gibi hikayelerimin kahramanları gündelik hayatta kolayca karşılaşabileceğimiz türden insanlar. Onları çevremize biraz dikkatlice baktığımızda görebiliriz. Hiçbiri seri katil veya cani ruhlu insanlar değil. Normal hayatlarını sürdürürken kendilerinin veya başkalarının yol açtığı talihsizlikler nedeniyle suça dahil olup bu suçun mağduru veya zanlısı durumuna gelmişler. Onlar pekala karşı komşumuz, iş arkadaşımız ya da alışveriş yaptığımız bir esnaf olabilir. Hatta arkadaşımız veya akrabalarımız olabilirler. Örneğin meraklı karşı komşumuz ya da boşanmış ve kendini çocuğuna adamış bir anne belki dedikoducu yaşlı bir teyze kim bilir sadece akşam yemeğini yetiştirmeye çalışan işten yeni dönmüş bir kadın, her gün tedaviye gittiğimiz bir fizik tedavi uzmanı ya da bir bahçıvan olabilir. Onları tanıyoruz ve çoğuna aşinayız.

 

-Kitabınızı kimler mutlaka okumalı?

-Kitabımda anlatılan hikayelerin polisiye türünde olması nedeniyle polisiye severlerin okumasını çok isterim fakat bu hikayelerde bugünü, yüzyıllar öncesini ve insan ruhunun çeşitli yönlerini anlatmaya çalıştım. Alışılagelmiş polisiyelerde gördüğümüz sert ögelerden çok gündelik yaşamların anlatıldığı okuyucuların kendilerinden parçalar bulabilecekleri renkli hikayeler ve bu hikayelerde kadınları, erkekleri kısacası insanı anlatmaya çalışıyorum. Yaşadığım dünyanın nasıl bir yer olduğunu insanların birbirlerinin canını yakmaya neden bu kadar meraklı olduklarını anlamaya çalışırken yazdıklarımda insan hikayeleri oluyor doğal olarak. O nedenle okumayı seven herkes tarafından okunmalarını arzu ederim.

 

-Bu kitabı yazmaya sizi yönelten etkenler neydi? Neden başka bir şey değil de böyle bir şey yazmak istediniz?

-Daha önce de söyledim. Yazdığım hikayeler polisiye türünde ama aslında hepsi birer insan hikayesi. Hikayelerimin kitap halinde ete kemiğe bürünüp insanlara ulaşmasını istedim. Neden böyle bir şey yazmak istediğime gelince; belki her zaman vardı ama gerek medya kanallarının gerekse bilgiye erişimin böyle kolaylaşması sonucu insan olarak ne kadar acımasız olabildiğimiz artık her gün önümüzde.  Özellikle kadınların, çocukların ve hayvanlarız maruz kaldıkları şiddet beni çok etkiliyor. Üstelik toplumumuz içinde bu şiddeti doğal görmeye eğilimli kişilerin olması, bizzat şiddete maruz kalmış insanların bundan yeterince şikayetçi olmaması ve tabii hukuk sistemimizin bu tip olaylar karşısındaki yetersizliği beni çok kızdırıyor. Örneğin hayvanlara şiddet konusunda henüz bir yaptırımımız yok. İnsan neden çok etkileniyorsa o konuda daha çok yazıyor. Ben de gündelik hayatın içinde işlenen Gündelik Cinayetleri kendi üslubumla yazmaya çalışıyorum. Cinayetin ya da genel anlamıyla şiddetin bu kadar kolay tercih edilmesi insan doğasıyla yakından ilgili bence. Yapmaya çalıştığım şey aslında her gün ölmeye ve öldürmeye ne kadar yakın olduğumuzun vurgusunu yapmak.

 

-Esin kaynağınız neydi?

-Hayat… İnsan… Kadın… Gördüğüm, duyduğum her şey esin kaynağım olabilir. Geçtiğim yerler, şehirler, kullandığım objeler ya da karşılaştığım olaylardan esinlenebilirim. Örneğin bir tabela okuduğumda o tabelanın sahibinin nasıl bir kişilik olduğunu düşünürüm. Hayalimde canlandırmaya çalışırım ve o tabelada yazan dükkan ismi benim için yeni bir hikayenin başlangıcı olabilir. Kadın hikayeleri çok ilgimi çekiyor. Geçmişte ve günümüzde kadına dair yaşanmış ne varsa beni ilgilendiriyor. Sadece cinayetler ya da şiddet değil her kadın birçok hikaye barındırıyor bence. Aslında daha genellersek her insan en az bir tane hikaye demek. İşte size milyonlarca esin kaynağı.

 

-Hikayelerinizdeki konuların ve kahramanların gerçek hayatta karşılıkları var mı yoksa tamamen sizin yarattığınız bir kurgu mu?

-Hikayelerim benim kurgularım yani oradaki kahramanlarımın hiçbiri gerçek kişiler değil fakat onların gerçek hayatta pek çok benzerleri var. Ben etrafıma bakıyorum ve çoğu zaman gördüğüm kişilikler üzerinden yeni kahramanlar çıkarıp onlara hikayeler kurguluyorum.

 

-Yeni kitap projeleriniz var mı?

-Evet yeni kitap projelerim var. Bildiğiniz gibi polisiye hikayelerim “Dedektif Dergi” de yayınlanmaya devam ediyor ancak ben sadece polisiye yazmıyorum. Örneğin şu anda bir dönem romanı bitmiş olarak kitaplaşmayı bekliyor. Yine aynı şekilde bitmiş bir polisiye romanın son düzeltmelerini yapıyorum. Aynı şekilde bekleyen birçok hikaye var. Hepsi için kitap projelerim var tabii. Bir de uzun hikaye (Novella) tarzında tamamlamaya çalıştığım bir seri hikayem var en kısa zamanda onları da kitap halinde görmek projelerimin arasında.

 

-Bizim sormadığımız ama sizin söylemek istediğiniz başka bir şey varsa onu da yazar mısınız?

-Elbette bir şeyler söylemek isterim. Öncelikle bu kitabın yayınlanmasında çok büyük emeği olan her zaman desteğini yanımda hissettiğim sevgili Gencoy Sümer’e çok teşekkür ediyorum. Dedektif Dergi’ de hikayelerimi yayınlayarak beni yazım hayatına sokan polisiye sevgimin okurlarla ulaşmasını sağlayan Turgut Şişman’a ve kitabın yayınlanma sürecinde dostluğu ve yardımları ile yol göstericim olan Şebnem Canatalay hanımefendiye, her zaman yanı başımda olan kızlarıma ve canım aileme çok teşekkür ederim. Bu vesile ile yakın zamanda kaybettiğim sevgili eşim Murat Şen’i ve anneciğimi burada anmak istiyorum. Onlar olmasaydı ne bu hikayeler gün yüzüne çıkabilir ne de bu kitap yayınlanabilirdi. Onlar benim en sıkı takipçilerim, en zorlu eleştirmenlerim ve en çok alkışlayanlarımdı. Eksiklikleri yaşadığım müddetçe kalbimde kalacak. Okurlarıma benim yazdıklarımı okumayı seçtikleri için teşekkür ediyorum. Umarım kitaptaki hikayeleri de çok beğenirler. Onların beğenisi yenileri için cesaretim olacak.

Yorum yaparken lütfen hikaye ya da filmlerin konusunu açık etmeyin ki her okuyan sizle aynı zevki alabilsin ;)

yorum