Ahmet Hakan'a Saldırı

Ahmet Hakan’a Saldırı

Ahmet Hakan dün gece saldırıya uğradı. Üç ya da dört kişi tarafından  Nişantaş’ında saldırıya uğrayan  Hakan ve koruma polisi hastaneye kaldırıldı. Verilen bilgiye göre, Ahmet Hakan’ın durumu ağır değil, ancak vücudunda bazı kırıkların olduğu söyleniyor. Bu kuşkulu ifadelerin ardından geceyi hastanede geçireceği açıklanmış.
Bu vahim olay ülkemizdeki gazetecilere yönelik ne ilk saldırıdır, böyle giderse, ne de son saldırı olacaktır.

Değil mi ki, biz gazetecileri hapseden, öldüren, döven bir ülkeyiz, bu gelenek herhalde kanımızda var.

1909’da Galata Köprüsünde vurulan Hasan Fehmi Bey’in ölümü üzerinden bir asırdan fazla zaman geçti. Hala katili belli değil. Aynı şekilde, 1910’da  herkesin gözü önünde katledilen Ahmet Samim’in öldürülmesi de faili meçhul cinayetler arasında.

Gazeteci cinayetleri ve saldırıları

Daha yakın zamanlarda Abdi İpekçi, Musa Anter,Uğur Mumcu, Ahmet Taner Kışlalı, Çetin Emeç, Hırant Dink cinayetlerine ne demeli? Sanılmasın ki, sadece öldürülen gazetecilerin sayısı bu kadardır.  Biz çok bilinen isimlerle hafızaları tazelemek istedik. Yoksa öldürülen gazetecilerin sayısı Gazeteciler Cemiyeti’nin raporuna göre 65’dir.

Abdi İpekçi dışında, bunlardan hiçbirinin katili/katilleri yakalanadı. Abdi İpekçi’nin katili de, yararlandığı aflarla çoktan beri dışarda, elini kolunu sallaya sallaya dolaşıyor.

Gözaltındayken işkence edilerek öldürülen gazeteci Metin Göktepe’nin katili polisler de yakalanmış, yargılanmış ve hüküm giymişlerdir. Ancak  hapis yattıkları süre birbuçuk yıl kadar olmuştur.  Bu olay, bir gazeteciyi öldüren polislerin ilk kez yargılandığı bir davadır.

Gazeteciliğin en zor yapıldığı ülke Türkiye. Hani,1900’lü yılların başı olsa anlayacağım. Fakat 2013 yılında dünyada en fazla gazetecinin hapiste olduğu ülkenin Türkiye olması, insanın içini karartıyor. İran ve Çin’de bile hapisteki gazeteci sayısı bizden az.

Sadece Gezi olayları sırasında polis, 105 gazeteciye şiddet uyguladı. Plastik mermi ve biber gazıyla yaraladı. Fotoğraflarını sildi ve hakaret etti.

Hükümetin de gazetecilere yönelik büyük bir baskısı var. İktidar, eleştiriye  gösterdiği tahammülsüzlüğü, gazetecileri işten attırarak açıkça ortaya koydu. CHP raporuna göre, AKP hükümeti 12 yıl boyunca 1863 gazeteciyi işten attırmış. Bu inanılmaz bir sayı.

Hükümetin, kendisini desteklemeyen basın organlarına ve gazetecilere yönelik olumsuz tavrı, yandaş medya denen  hükümet yanlısı basını, eskiye göre daha fazla yürütmenin etkisindeki yargıyı ve AKP’li bir kısım ahaliyi tahrik etmekte, daha düşmanca ve suçlayıcı bir tavır alamalarına yol açmakta.

Bunun son örneği, Hürriyet gazetesine yapılan saldırılar. Saldırganların başında bir AKP milletvekilinin bulunması ve yandaş basından Hürriyet’e ve yazarlarına yönelik, karalamalar, belden aşağı saldırmalar.

Ahmet Hakan, kendisine yönelik tehditlerin artması üzerine koruma talebinde bulunmuş. Valilik, sürekli değil de çağrıldığında gelecek bir koruma tahsis etmiş Hakan’a. Tehditler iyice çığrından çıkınca 12 Eylül’de sürekli bir koruma istemiş , ancak bu telebe vilayetten henüz bir cevap gelmemiş . 18 gün acil bir koruma talebine cevap gelmezse, bu işte bir vurdum duymazlık var demektir.

Saldırganlar kim olabilir? Aslında bunun fazla önemi yok. Önemli olan bu kişileri kimlerin azmettirdiği. Kimlerin onları kışkırtıp mafyacılık oynamaya özendirdiği.

9 Eylül günü Star’da Cem Küçük adlı bir yazar, Ahmet Hakan’a bir dolu hakaretin ardından, köşesinde şunları yazmıştı: “Şizofreni hastaları gibi hala kendini Hürriyet’in Türkiye’yi yönettiği günlerde zannediyorsun. İstersek seni sinek gibi ezeriz. Bugüne kadar merhamet ettik de hala hayatta kalabiliyorsun?”

Kışkırtıcının adı ve adresi bellidir.

Bundan sonrası savcılığın işi.

Yorum yaparken lütfen hikaye ya da filmlerin konusunu açık etmeyin ki her okuyan sizle aynı zevki alabilsin ;)

yorum