Agatha Christie Sözlüğü - Agatha Christie hakkında bilmek istediğiniz herşey

Agatha Christie Sözlüğü – Agatha Christie hakkında bilmek istediğiniz herşey

Agatha Christie kitaplarındaki yerler, karakterler ve olaylar hakkında bilgi veren sözlüğümüzü hem polisiyeseverler hem de Agatha Christie okuyucuları faydalı bulacaktır. Agatha Christie kitaplarında kim kimdir

Agatha Christie kitaplarındaki karakterler:

Albay Bantry: Miss Marple’ın arkadaşı Dolly’nin kocası emekli Albay. Eski kafalı, sert mizaçlı biri. Kütüphanedeki Ceset (ya da o berbat adıyla Merdivenlerdeki Ceset) romanında, kütüphanesinde ceset bulunan Gossington Hall’ün sahibi. Cinayetler Klübü’nde de karısıyla birlikte birkaç öykü anlatırlar ki, bunlardan özellikle “Mavi Sardunyalar” oldukça dikkat çekicidir. Kütüphanedeki cesetten 20 yıl sonra Gossington Hall’de gene bir cinayet daha işlenir ama bunu görmeye Albay’ın ömrü vefa etmez.

Ariadne Oliver: Poirot’nun son dönemdeki yakın arkadaşı. Hastings’in yerini bir anlamda o alır ama hiçbir zaman olayları o anlatmaz. Bu yönüyle Hastings’ten ayrılır. Ünlü bir polisiye roman yazarıdır Bayan Oliver. Nefret ettiği bir dedektifi vardır: Sven Hjerson.  Ondan kurtulmayı çok istediği halde, okuyucularının hatırına onu öldüreme. Kadınların iyi bir polis olacağına inanır ve Scotland Yard’ın başına hep bir kadının geçmesi gerektiğini iddia eder. Elmaya düşkündür. Sürekli elma yer. Bayan Oliver, aslında Agatha Christie’nin ta kendisidir. Christie, Bayan Oliver sayesinde hem kendini eleştirmiş, hem de söylemek istediklerini  dolaysız söyleme imkanı bulmuştur.

Agatha Christie Kitaplarında Art Deco, Art Deco nedir? 

Geometrik desen ve biçimlerin egemen olduğu, metal ve camın bolca kullanıldığı bir mimari akım. Agatha Christie romanlarında, aristokrasi dışındaki zengin ve elit kesimin yaşadığı evler ve dekorasyonları genellikle art decodur.

Albert: Tommy ve Tuppence Beresford ikilisinin uşağı. Çok genç yaşta onların hizmetine girer ve ölünceye kadar onların yanında kalır.

Bacon nedir? 

Domuz etinden yapılan bir tür kurutulmuş et. İngiliz kahvaltısının vaz geçilmez elemanlarından biridir. İskemlede Beş Ceset’in ilk cümlesi, Bay Morley’in sabah kahvaltısında yediği bacon’dan şikayetiyle başlar. Bacon, bu kitapta ve bir çok başka yerde domuz pastırması diye tercüme edilmiştir. Oysa pastırmayla ilgisi yoktur. Örneğin, pişirmeden yemek imkansızdır. Ayrıca üzerinde çemen ya da buna benzer başkaca bir baharat bulunmaz.

Balkabağı: Türk mutfağında tatlı yapımında kullanılan, cadılar bayramının sembolü olan iri ve yuvarlak kabak türüdür. Hercule Poirot’nun emekli olup bir köye yerleştidiğinde bahçesinde yetiştirmeyi hayal ettiği bitki. Günün birinde bu hayali gerçek olur, ama kabak yetiştirmeyi başaramaz. Onun yerine, yerleştiği köyde, kariyerinin en başarılı cinayet davasını ele alır ve çözer.

Battle: Poirot’nun bıyıklarını kıskandığı yegane polis müfettişi. Akıllı ve entellektüel biridir. Beş ayrı romanda görünür.

Belçika: Hercule Poirot‘nun memleketi. Poirot, 1916’da Almanların işgali üzerine İngiltere’ye iltica etmiş, Styles malikanesi civarındaki bir köye yerleşmişti.

Bella: Arthur Hastings’in karısı. Fransa’da tanıştılar. Arajantin’e yerleştiler. Hastings karısını nedense İngiltere’ye hiç getirmedi. Ya da getirdiyse bile Agatha Christie’nin bundan haberi olmadı. Bella, Arjantin’de öldü, orada gömüldü.

Bundle Brent: Ailesi ve arkadaşları tarafından Bundle (Bohça) diye çağırılan, Lord Caterham’ın kızı Lady Eileen Brent’in takma adı. Chimneys’in Esrarı ve Yedi Kadran romanlarının baş kahramanıdır.

Caroline Sheppard: Miss Marple’ın öncülü. Roger Ackroyd Cinyet’nde Doktor Sheppard’ın ablası. Yaşadığı köyde, sütçü, uşak ve hizmetçilerden oluşan müthiş bir dedikodu/haber alma sistemi kurmuştur. Köydeki en ufak fısıltıdan bile haberi olur. Agatha Christie, Miss Marple’ı yaratırken, büyük ölçüde Caroline Sheppard’dan yararlandığını söyler.

Dolly Bantry: Miss Marple’ın St. Mary Mead köyündeki en yakın arkadaşı. Kocası Albay Bantry ile, köyün hemen dışındaki Gossington Hall‘de otururlar. Kocası öldükten sonra, evi satan Miss Bantry, Merdivenlerdeki Ceset ve Ve Ayna Kırıldı romanlarıyla birkaç öyküde daha boy gösterir.


Elma: Ariadne Oliver’in en sevdiği meyva. Elmayı Yılan Isırdı‘da ise bir tür cinayet aracı. Zaten o olaydan sonra Bayan Oliver, bir daha kolay kolay elma yiyemeyeceğini düşünür.

Agatha Christie ‘nin Fare Kapanı

Dünyanın en ünlü tiyatro oyunu. Agatha Christie tarafından yazıldı.1952 yılında West End’de sahnelenmeye başladı. Tam 62 yıldır aralıksız sahnelenerek dünya çapında erişilmesi güç bir rekor kırdı. Hala da rekor kırmaya devam ediyor.


Gladys: Hizmetçilerin yaygın adı. Agataha Christie romanlarında rastlanılan en yaygın hizmetçi adıdır. Bir diğeri de Edna’dır. Edna ve Gladys’ler genellikle fazla akıllı olmayıp sömürülmeye elverişli karakterlerdir.


Gossington Hall: St. Mary Mead’de Victorian bir ev. Albay Bantry ve karısı Dolly’nin evi. Miss Marple’ın en yakın arkadaşı olan Dolly kocasının ölümünden sonra Gossinton Hall’i satar. Bu büyük, gösterişli ve eski yapı, iki kez, iki ayrı cinayet soruşturmasına sahne olur. Bazı kısa öykülere de ev sahipliği yapar.

Miss Lemon: Poirot’nun ilk dönemdeki sekreteri. Son derece dikkatli, hata yapmayan biridir. Bir kez hata yapacak olur, onu da Hercule yakalar ve Üç Yanliş Üç Ceset isimli macera bu şekilde başlar. Poirot’la ilişkisi her zaman resmidir. David Suchet’in oynadığı Poirot dizisinde yansıtıldığı gibi, aralarında samimiyet yoktur. Miss Lemon, bir dosyalama sistemi tasarlamakta ve bunun üzerine çalışmaktadır. Emekli olunca Türkiye’ye yerleşir.

Mr. Goby: Hercule Poirot’nun son dönemlerinde kullandığı bir dedektif. Mr. Goby, Poirot’nun istediği araştırmaları yapar, sonra gelir bunları anlatır. En büyük özelliği, anlatırken gözlerini odadaki belli bir eşyaya dikmesi ve bütün konuşma boyunca ona bakmasıdır.

Agatha Christie kitabı Ölüm Çığlığı – Murder At The Vickarage 

Miss Marple’ın ilk vukuatı. Papazın evinde bir cinayet işlenir. Evin hemen karşısında oturan Miss Marple ise o gün elinde dürbünüyle kuş gözlemektedir her nedense. Eğlenceli bir romandır. Ancak Miss Marple oldukça itici ve sevimsizdir.

Agatha Christie kitabı Ölüm Sessiz geldi – Mysterious Affair in Styles

Poirot’nun Britanya Adası’ndaki ilk vukuatı. Belçikalı Ada’ya yeni gelmiştir. Tesadüfen, eski arkadaşı Hastings’le karşılaşır. Hastings’in misafir kaldığı malikanenin sahibi zehirlenir ve ölür. Eh, cinayeti Poirot çözecektir tabii ki.

Nane Likörü nedir?

Poirot’nun en sevdiği içki. Yemeklerden sonra içmeye bayılır. Misafirlerine de sık sık ikram eder ama ondan başka beğenen pek yoktur.

Noel Keki nedir?

Aslında Christmas Pudingi olması lazım ama herhalde tercümeyi yapanlar, pudingin muhallebi türü bir nesneden başka bir şey olamayacağını düşünmüş olmalılar. Noel pudingi, sadece noel için yapılan, hamuru az, bol kuru meyvalı, şekerli, ağır bir pastadır. Küçük bir parçası bile insanın içini bayıltır.

Han: Köylerdeki küçük otel. Giriş katları pub olarak kullanılır. Üst katta bir kaç yatak odası vardır. İçleri genellikle loştur ve klasik eşyalarla döşelidir. Çoğunda şömine vardır. Pub kısmında içki içildiği gibi yemek de yenir. Genellikle, Eski Kraliçenin Kafası, Kralın Ordusu, Galler Prensi gibi isimleri olur.


Harley Quinn: Gizemli bir adam. Olmadık zamanlarda ortaya çıkar ve işlenmiş bir suç esnasında gözden kaçan olguları tanıklara hatırlatarak olayın çözümünü sağlar. Aslında , o sırada kendisi de oradaymışcasına işin iç yüzünden haberdardır. En önemli partneri Mr. Satterthwite’dir. Kısa öykülerde görünür sadece.


Hastings, Arthur: Poirot’nun ‘Mon ami, Hastings’ diye sık sık hitap ettiği saf ve iyi kalpli dostu. Birinci Dünya Savaşı’ndan önce Belçika’da tanışmışlar, daha sonra bu dostlukları İngiltere’de devam etmiştir. Mon ami Hastings, kızıl saçlı kadınlara hayrandır ve son derece romantiktir. Bir cinayeti analiz etme konusunda, onca tecrübesine rağmen son derece yeteneksizdir. Olgulardan yanlış sonuçlar üretme konusunda adeta uzmandır. Daha ilk dönemlerde Bella adında bir kadına aşık olur ve onunla evlenerek Arjantin’e yerleşir. Fakat sık sık İngiltere’ye gelir ve Poirot’la birlikte “ava çıkarlar”.İngiltere’ye gelişlerinde daima Poirot’nun apartmanında kalır, ona arkadaşlık eder. Spordan açık havadan hoşlanır. Spor araba meraklısıdır ve onları son derece hızlı biçimde kullanır. Poirot, soruşturma sırasında genellikle fiziksel eyleme dayanan işleri ona verir. Kapı kırmak, birini takip etmek, bahçede bir şey aramak gibi. O da bu görevi, ne işe yarayacağını anlamadan yerine getirir.

İngiliz Kahvaltısı nedir?

Bir İngiliz kahvaltısı esas olarak, kızarmış yumurta, bacon, sosis, kızarmış ekmek, tereyağı ve çaydan oluşur. Ayrıca buna kuru fasulye, kızartılmış domates ve mantar eklenir. Bir çok yerde, domuz kanından yapılan black pudding, patates püresi, kızarmış patates ve Amerika kökenli patatesten yapılan hash brown konur. Hercule Poirot, İngiliz kahvaltılarını çok beğenir. Özellikle Bacon’ın fazla kızarmasını tercih eder.

İngiliz Riviyerası

İngiltere’nin güney-batı sahilleri. Agatha Christie bu bölgedeki Torquay’da doğdu ve büyüdü. O yüzden romanlarında pek çok olay bu bölgede geçer. Burada sahil, tıpkı İtalya’da olduğu gibi, küçük koylar oluşturacak biçimde girintili ve çıkıntılıdır. İngiltere’nin en eski ve yaygın turistik bölgesidir. Poirot’nun sayfiye maceraları genellikle bu yörede geçer.

Müfettiş Japp

Scotland Yard Baş Müfettişi. Poirot’nun gizli hayranı ve yakın dostudur. Zeki biri değildir. İçgüdüleriyle ve tecrübesine dayanarak olayları çözmeye çalışır. Ancak her defasında Poirot’ya teslim olur. Poirot ne derse onu yapacak kadar ona güvenir. Müfettiş olmasına rağmen sınıfsal olarak alt tabakadandır. Poirot’la hayat tarzları arasında 180 derecelik bir zıtlık vardır.

Kakao nedir?

Bir çok Agatha Christie karakterine göre çamur gibi bir şey olan kakao, Hercule Poirot’nun en sevdiği içecektir. Daima kahve yerine kakao içer. İyi ve kıvamında kakao yapmak için, süt kaynatıldıktan sonra fincanın dibine biraz konur.  Buna bir tatlı kaşığıkakao eklenir. İyice karıştırılır. Öyle ki, en ufak bir kakao topağı bile kalmamalıdır. Sonra buna sütün kalan kısmı konur. Şeker eklenir tekrar karıştırılır. Agatha Christie okurken iyi gider.

Kulübe: İngiltere’de, tek katlı, bahçeli evlere verilen ad. Türkçe’deki “kulübe” ile uzaktan yakından hiç bir alakaları yok. Buna rağmen cottage kelimesini, kulübe diye çevirmekte ısrar eden çevirmenlere ancak şapka çıkartılabilir.

Agatha Christie ‘nin Jane Marple – Bayan Marple ‘ı 

St. Mary Mead köyünün evde kalmış yaşlı kızlarından biri. Rahibin evinde işlenen cinayeti çözerek, ne müthiş bir dedektif olduğunu cümle aleme kanıtlar. İkinci önemli vakasıysa Gossinton Hall’ün kütüphanesindeki sarışının cesediyle ilgili muammayı çözmesidir. Olguları, köydeki basit hayatın benzerleriyle karşılaştırarak  sonuca gider. Çözümü kanıttan daha çok, karine ile olur. Bu yüzden, katil adayını mutlaka tuzağa düşürür ve suçunu itiraf ettirir. Genellikle onları eylem halindeyken yakalar. Böylece katil son cinayetini işleyemeden polisin eline düşer.

Parker Pyne: Agatha teyzenin, 14 kısa hikayesinde boy gösteren dedektifi. Uzun yıllar istatistik üzerine çalışmış bir hükümet görevlisi. Emekli olduktan sonra, kendisini aşıkların sorununu çözmek, orta yaş bunalımlarına derman olmak, mutsuz insanları mutlu etmek gibi tuhaf bir meslek edinmiş gizemli bir adam. Poirot’nun sekreteri Miss Lemon, Poirot’dan önce Parker Pyne’in sekereteriydi.

Hercule Poirot kimdir?

Herkesin Fransız sandığı ama aslında Belçikalı olan, fakat İngiltere’de yaşayan, çoğu kimsenin berber olduğunu düşündüğü, ismini doğru dürüst telaffuz edemediği bir dedektif. Soğuktan korktuğu için her zaman kalın giyinir, kahve yerine daima kakao içer, İngiliz kahvaltısına bayılır, yemeklerden sonra, nane likörü veya şeri yudumlamaktan zevk alır, pos bıyıklarının dünyada eşsiz olduğunu düşünür, konuşurken arada Fransızca sözcükler kullanmaya bayılır. Agatha Christie, poirot’yu ilk romanlarında, kısa boylu ve yumurta biçimi kafalı diye tanımlar. Poirot, bir cinayet üzerine düşünürken iskambil kağıdından kuleler kurar. Düşmanıyla asla dövüşmez, ona bir fiske bile vurmaz. Yapılan hesaplara göre 121 yaşında ölmüştür.

Race: Albay unvanlı gizli servis yöneticisi. Nil Nehri’nde ve Briç Masası’nda Poirot’ya arkadaşlık eder. Ama, ilk göründüğü 1924 yılına ait Kahverengi Elbiseli Adam romanı, mutlaka okunması gereken bir şaheserdir.

Raymond West: Miss Marple’ın tanınmış bir yazar olan yeğeni. Raymond’la teyzesinin arası çok iyidir. Raymond, bir çok kez maddi bakımdan teyzesine yardımcı olur.

Roger Ackroyd cinayeti

Agatha Christie’nin en ünlü ve en başarılı romanı. Agatha Christie, sadece bu romanı yazsaydı bile, Cinayet Romanları Kraliçesi unvanını almaya hak kazanırdı. Tüm zamanların en mükemmel cinayet romanı. Polisiye Edebiyatın baş yapıtı.

Satterthwaite: Zengin, sanat düşkünü, sanatçılarla arası hoş olan, orta yaşlı bir adam. Mr. Satterhwaite’in hayatta yapmaktan en hoşlandığı şey, olayları ve insanları gözlemektir. Zengin insanların konaklarında misafir olur, hafta sonları partilerine katılır. Poirot’yla iki kez yolları kesişir: Ölü Adamın Aynası ve Üç Perdelik Trajedi’de cinayeti çözmeye çalışanlardan biri de odur. Ama onun asıl partneri, gizemli Mr. Herley Quinn’dir. 12 Kısa öyküde bir araya gelirler ve bir esrarı birlikte çözerler. Agatha Christie, Mr. Satterthwaite’ın en favori karakterlerinden biri olduğunu, biyografisinde yazar

Scotland Yard nedir?

Londra’daki polis teşkilatının adı. İlk kurulduğunda, bulunduğu yer Great Scotland Yard olduğundan, zamanla ona bu ad verilmiş. Fakat bugün Polis Teşkilatı binası aynı yerde değildir. Buna rağmen Scotland Yard olarak isimlendirilir. Tek farkla, Great Scotland Yard’dan taşındıktan sonra adı New Scotland Yard olmuştur. Scotland Yard, Londra Metropolitan Polisi’nden farklıdır. Belediye sınırlarının dışındaki alanlardan da (Greater London) sorumludur.

Soho nerededir?

Hercule Poirot’nun sık sık yemek yemeğe gittiği, Londra’nın merkezinde bir semt. Eğlence yerleri, tiyatroları, lokantaları, barları, gay klübleri ve çin mahallesiyle ünlü.Kozmopolit Londra’nın eğlence merkezi.

Somerset House: Agatha Christie romanlarının çoğunda, dedektiflerin neden se son anda aklına gelip de ziyaret ettikleri bir bina. Londra’da, Thames kıyısında görkemli bir Victorian devlet dairesi. Burada, yakın zamana kadar bütün İngiltere’deki doğum, ölüm ve evlilik kayıtları tutuluyordu.

St. Mary Mead: Miss Marple’ın yaşadığı köy. İlk kez, Mavi Trenin Esrarı isimli Poirot macerasında adı geçmiştir. Küçük, şirin ve adeta uyuklayan bir köy iken zamanla gelişmiş ve kalabalıklaşmıştır.

Veronal: Kalp ilacı. Agatha’nın pek sevdiği cinayet araçlarından biri. Birkaç veronal tabletini bir kişiye verdiniz mi, mesela içkisine karıştırarak, birkaç saat sonra hala sağ olması mümkün değil. Temiz ve kolay bir cinayet.

Yüksük Otu nedir?

Her yerde yetişen bahçe çiçeği. Kolayca maydanozların ya da soğanların arasına karışabilir. Bahçeden, salata amaçlı ot toplarken dikkatli olmak lazım. Aralarına yüksük otu karışmamalı.(!)

Agatha Christie kitaplarında Zehirler

Agatha Christie’nin en sevdiği ve romanlarında sık sık kullandığı cinayet aracı. Bunun nedenini, onun savaş sırasında hemşirelik yapmasına bağlayanlar çoktur. Agatha, romanlarında nikotinden arseniğe, siyanürden strikinine, coniinden morfine kadar pek çok çeşitli zehirlerle katillerine cinayetler işletmiştir. Onun zehir galerisinde ayrıca öldürücü sonuçlar veren porsuk ağacı meyvası, yüksük otu, belladona gibi bitkisel zehirler ve dijitalin gibi çeşitli kalp, damar ilaçları da bulunur. Şapka boyasını bile cinayet aleti olarak kullandırmıştır.

Gencoy Sümer

Yorum yaparken lütfen hikaye ya da filmlerin konusunu açık etmeyin ki her okuyan sizle aynı zevki alabilsin ;)

yorum