Ahmet Yemenici, Fabrikada Cinayet, Polisiye Durumlar

Ahmet Yemenici İle Fabrikada Cinayet Romanı Üzerine Söyleşi

İzmir doğumlu Ahmet Yemenici 1968 de öyküler yazarak edebiyat yaşamına başladı. Varlık ve İzmir İzmir dergilerinde öyküleri yayınlanan Yemenici’nin ilk öykü kitabı 2015’de Zeus Yayınları’ndan çıktı. İlk polisiye romanı Fabrikada Cinayet, 2021 yılı Ocak ayında Herdem Kitap tarafından yayınlandı. Ahmet Yemenici ile son kitabı Fabrikada Cinayet hakkında konuştuk.

– Merhaba Ahmet Bey. Fabrikada Cinayet adlı romanınızda  ne anlatıyorsunuz? Romanınızın konusundan okurlarımıza kısaca söz edebilir misiniz?

– Merhaba. Olay İzmir’de bir metal fabrikasında geçiyor. Fabrika yönetiminde bulunan personel müdürünün işçilere uyguladığı despotik yönetim tarzı nedeniyle çalışanların hiç biri tarafından sevilmemesi ve hatta nefret sınırındaki kızgınlıkları nedeniyle gece mesaisi sırasında öldürülüyor. Bunun sonucunda müdürün yaşamı ele alınıyor. Sonuçta ölmesinin altında yatan olaylar zinciri meydana çıkıyor. Polisin araştırmaları onları daha çetrefil detaylara götürüyor. Başkomiser Selim Atılgan İzmir emniyetinin başarılı bir memuru. Detaylara indikçe suçluya yaklaşıyor. Müdürün iki hayatı var. İşi ve evi. Bu ikisi arasında sıkışıp kalmış bir yaşamı var. Tabii hiçbir suç gizli kalmaz öngörüsüyle adalet yerini buluyor,

– Romanınızın kahramanını veya kahramanlarını biraz tanıtır mısınız?

– Polisiye roman olması nedeniyle haliyle kırklı yaşlardaki Başkomiser Selim Atılgan başta geliyor. Kriminal çözümlerde başarılı bir uygulama yürütüyor. Düzenli bir aile yaşamı olan iki çocuklu biri. Karısı da polis olarak görev yapmış ama sonradan ev hanımlığını tercih etmiş bir eş. Otuz yaşındaki Yardımcısı Komiser Salih Başkara Başkomiserin sağ kolu.  Fabrikanın Personel Müdürü Hayri Özgören, ailesiyle problemleri olan biri. Ayrıca fabrikada da işçilere karşı davranışları çok sert olan ve sevilmeyen biri. Ailesi ve işi arasında da gizli bir yaşamı var. Eşi Işık, zengin bir ailenin kızı. Karısıyla problemleri olması nedeniyle Hayri Özgören, kayınpederi ile de anlaşamıyor ve sevilmiyor. Ayrıca personel müdürü olarak muhasebeye de baktığı için fabrikanın mali yönlerinde lehine işlemler yapan biri.

– Romanınızı kimler mutlaka okumalı?

– Okuyucu kitlesi olarak lise son sınıftan itibaren herkese hitap eden bir roman Fabrikada Cinayet. Her ne kadar polisiye bir roman olsa da sosyal bir yaraya parmak basması bakımından herkese açık bir kitap. Zaten polisiye romanların bir görevi de toplumların yaşamındaki olumsuz yanları irdelemesi ve onları toplumun önüne koymasıdır.

– Bu romanı yazmaya sizi yönelten etkenler neydi? Neden başka bir şey değil de böyle bir şey yazmak istediniz?

– İşim gereği uzun yıllar fabrika türü işletmelerde çalıştım. İdari bölümde olmam nedeniyle işçilerle aramda bir bağ oluyordu. Bu romana konu olan son çalıştığım yerde de gözlemlediğim olaylar beni etkiledi. Başka işletmelerde de bağlantılarımız olduğu için orada olan bitenlerden haberimiz vardı. İş hayatında, işçilere uygulanan ikinci sınıf muamele toplumsal bir sorun olarak dikkatimi çekti hep. Ücret adaletsizliği, ağır çalışma şartları, hoşgörüsüzlük bunlar birbiri ardına sıralanan adaletsizliklerdi. Ayrıca her zaman karşımıza çıkan toplumsal suçlar; aile içi şiddet, tecavüz, ‘kol kırılır yen içinde kalır’ anlayışı içindeki gizli kalan yanlışlardı polisiyede karar kılma nedenim.

– Esin kaynağınız neydi?

– Çalıştığım yerde bir işçi iş kazası sonucu sakat kalıyor. İyileşip üç ay sonra işe dönüyor. Ve bu kişinin; işe yaramaz diye daha iş başı yaptığı ilk gün işine son veriliyor. Bu beni çok etkilemişti. İşçinin fabrika dışına çıkıp ağladığına şahit olmuştum. Bu tür uygulamalar ülkenin bir çok yerinde oluyor. Bu haksızlıkları bir yerde toplumun görmesi gerek diye düşünüyorum.

– Romanınızdaki konunun ve kahramanların gerçek hayatta bir karşılıkları var mı yoksa tamamen sizin yarattığınız bir kurgu mu?

– Genellikle var. Tabii kuru bir anlatımın dışında olmak için yüzde seksenlik bir bölümü kurgu.

– Yeni kitap projeniz var mı?

– Evet yeni bir polisiye roman üzerinde çalışıyorum. Daha önce ‘Öylesine Öyküler’ adıyla yayınlanmış polisiye dışı bir öykü kitabım var.

 -Bizim sormadığımız ama sizin söylemek istediğiniz başka bir şey varsa onu da yazar mısınız?

– Bu zamana kadar polisiye edebiyata üvey evlat gözüyle bakılıyordu. Ama şu anda sevindirici bir çoğunlukta bu türde yazan yazarlarımız çoğaldı. Başarılı eserler veriyorlar. Okur kitlesinin de bu tür romanlara ilgisi arttı. Buna öncülük eden Dedektif Dergi sayesinde, sesini duyurma imkanı bulan yazarların içinde ilerde isim yapacak birçok genç yazar var. Herkese başarılar diliyorum. Bu romanımın basılmasında öncülük eden Gencoy Sümer Bey’e de teşekkür ederim.

Yorum yaparken lütfen hikaye ya da filmlerin konusunu açık etmeyin ki her okuyan sizle aynı zevki alabilsin ;)

yorum