Alistair Maclean Kimdir? 2

Alistair Maclean Kimdir?

Alistair Maclean 20. yüzyılın en önemli serüven/gerilim yazarlarından biridir. konuları genellikle denizde geçen roman ve kısa öyküler yazmıştır. Eserlerinin çoğu filme alınmış ve büyük gişe başarıları kazanmışlardır. Filmlerinden bazılarının senaryosu da Maclean’a aittir. Yazarımız, İskoç bir ailenin oğlu olarak 1922 yılında, Galasgow’da dünyaya geldi. babası İskoçya Kilisesi’ne mensup bir papaz, annesi ise şarkıcıydı. Maclean’ın ana dili, bir İskoç lisanı olan Gaelic idi. İngilizce’yi okulda öğrendi. İşin tuhafı evde de İngilizce konuşması yasaktı.

Ailesi İnverness yakınlarındaki Daviot’a taşındığı için, Maclean da çocukluk yıllarını Kuzey İskoçya’da geçirdi. Bu güzel günler babasının beyin kanaması geçirerek ölmesiyle sona erdi. Maclean annesiyle birlikte Glasgow’a geri döndü. O sırada on dört yaşındaydı. Burada, tıp eğitimi gören büyük erkek kardeşini kaybetti. 2. Dünya Savaşı patlak verdiğinde on yedi yaşındaydı. İki yıl sonra deniz kuvvetlerine katıldı. Savaş süresince Akdeniz’de ve Doğu’da görev yaptı. Yaşadığı bu mecera dolu yılları, daha sonra yazacağı kitapların ana melzemesi olarak değerlendirecekti.

Maclean, kendisinin savaşın son günlerinde Japonlar tarafından esir alınıp işkence gördüğünü iddia ettiyse de bu açıklaması hiçbir zaman doğrulanamadı. Bununla birlikte, 1946’da Birleşik Krallık’a geri döndü. Glasgow Üniversitesi’nden İngilizce diploması alarak mezun oldu ve bir ortaokulda öğretmenlik yapmaya başladı. Bu sırada, bir yandan da kısa öyküler yazıyordu. 1954’te Glasgow Herald’ın düzenlediği bir yarışmaya katılması, yaşamında büyük değişimlere yol açtı. Bu bir öykü yarışmasıydı. 100 poundluk ödülü kazanan Alistair Maclean’a bir süre sonra, büyük bir yayınevinden ciddi bir teklif geldi.

Collins Yayıevi’nin teşvikiyle yazdığı ilk romanı HMS Ulysses büyük başarı kazandı. kısa zamanda best seller oldu. Tamamen savaş yıllarındaki deneyimlerinden yola çıkarak yazdığı bu roman, en iyi savaş romanlarından biri kabul edildi.

Böylece yazarımız 1955’ten sonra kendisini tamamen yazarlığa verdi. Hızlı yazması, onun peşpeşe piyasaya romanlarını çıkartmasını sağladı. 1957’dse gene konusu savaş olan iki romanı basıldı. The Guns of Navarone ve South by Java Head. The Guns of Navarone, İkinci Dünya Savaşı yıllarında, Ege Denizi’ndeki bir adada bulunan iki büyük silahı yok etmekle görevlendirilen sabotaj ekibindeki beş adamın hikayesiydi. Romanın 1961 yılında çekilen filmi büyük bir gişe başarısı sağladı. 1959’da yazdığı The Last Frontier ile bir süreliğine de olsa, savaş konularını bir yana bırakan Maclean, casusluk konularına yöneldi. Bu romanda, bir bilim adamını kurtarmak için Demir Perde  gerisine geçen bir ajanın öyküsünü anlatmaktaydı.

1960’ların başında, kitaplarının best seller olmasının adıyla alakalı olmadığını ispatlamak için, Ian Stuart takma adıyla iki roman yazdı: The Satan Bug ve The Dark Crusader. Her ikisi de Soğuk Savaş dönemine ait gerilim romanlarıydı. Maclean, bu romanları, stilinde herhangi bir değişiklik yapmadan yazdı. Bu yüzden, kullandoğı takma ada rağmen, sadık okuyucuları tarafından tanınması zor olmadı. 1957-1963 arasındaki yılları Cenevre’de geçiren Alistair Mclean, daha sonraki dört yıl boyunca Cornwall’da satın aldığı otelin yönetimiyle ilgilendi. Bu süre zarfında kitaplarının neredeyse tamamı sinemaya uyarlandı. İki kez evlendi. Alman kökenli bir kadın olan Gisela Heinrichsen’den üç oğlu oldu. İklnci evliliğini ise 1972 yılında Marcella Gorgeus’la yaptı. 1977’de yüklü bir tazminat ödeyerek bu evliliği bitirdi.

Alistair Maclean 2 Şubat 1987’de, Münih’te öldü. Ölüm nedeni kalp yetmezliğiydi. 1960 ve 1970’li yılların önde gelen best seller yazarlarından olan Mclean, zamanla farklı konulara dalsa da belli bir aksiyona dayanan ve uluslararası entrikaları içeren gerilim romanları yazdı. Kendisiyle yapılan bir mülakatta, yazar olarak doğmadığını, yazmayı sevmediğini söylüyor, bir kitabı 35 günde yazarak, bu sıkıntıdan çabucak kurtulduğunu açıklıyordu.

Kariyerine öykü yazarak başlamıştı. Öykülerinin toplandığı kitabı  Lonely Sea adıyla 1985’de basıldı. Son romanı ise 1986’da piyasaya çıkan Santorini‘ydi. Çabuk yazan ve çok satan bir yazar olunca, vergilerle başının derde girmesi de kaçınılmaz olmuş, o yüzden İsviçre’ye yerleşmek zorunda kalmıştı. Mezarı da İsviçre’de Celigny’dedir.

MacLean’ın kahramanları, genellikle alaycı ve sakin erkeklerdir. Kendilerini görevlerine adeta adamışlardır. Ve çoğu kez de kimsenin bilmediği gizli bilgilere sahiptirler. Görüldüğü gibi bu tamamen erkeklere özgü bir dünyadır. Burada sadece erkeklere mahsus değer yargıları ve bakış açıları geçerlidir. Bu iyi ve cesur erkekler, inanılmayacak kadar kötü başka erkeklerle ya da onların kurdukları düzenlerle/sistemlerle mücadele ederler.  Naziler, komünistler, teroristler, yabancı ajanlar bunların belli başlılarıdır. Roman boyunca, kahramanlar fiziksel ve zihinsel dayanıklılıklarının sınırlarına doğru itilirler.

Maclean’ın kurgularının merkezinde hemen hemen daima doğa vardır. Özellikle Kuzey Atlantik, buz dağları, tundralar, Kuzey Kutbu, çöller, belli başlı doğa temalarıdır. Bazan da Orta Avrupa’daki kış şartları merkezi bir konuma geçer. Tipik Maclean romanları oldukça dramatik bir kuruluma ve derin bir entrikaya sahiptir. Aksiyon daima ön plandadır. Maclean, romanlarında hiçbir şeyin aksiyonun yerine geçmesine izin vermez. Serüven romanlarının vaz geçilemez unsurlarından cinselliğe bile, aksiyonu engellemediği ölçüde, yani sınırlı olarak öykü içinde yer bulmasına izin verir.

Yorum yaparken lütfen hikaye ya da filmlerin konusunu açık etmeyin ki her okuyan sizle aynı zevki alabilsin ;)

yorum