Polisiye Sinema Çifte Tazminat - Double indemnity

Polisiye Sinema Çifte Tazminat – Double indemnity

Sinema Tarihinin baş yapıtlarından biri olan Çifte Tazminat/Double Indemnity, çevrildiği dönemin ruhunu en iyi yansıtan bir kara film olarak dikkati çeker öncelikle.  Amerikan polisiyesinin bütün özelliklerini yansıtan senaryosunu Raymond Chandler’la birlikte filmin yönetmeni Billy Wilder kaleme almışlardır. Yapıt bir çok eleştirmene göre kara film’in zirvelerinden biridir.Time Out, onu “tüm zamanların en karanlık gerilimlerinden biri” olarak tanımlar. Tamamen olumsuz kahramanlarla ve kapkaranlık bir atmosferle yüklü film tam anlamıyla bir suç ve şüphe labirenti üzerine kurulmuştur.

40’lı yıllardan günümüze kadar dipdiri gelen filmin temel entrikası güzel, çekici ve kışkırtıcı bir kadınla, kendisine tutkuyla aşık olan bir erkeğin birlikte işlemeyi planladıkları bir cinayete dayanır. Bütün kara filmlerde olduğu gibi, sonu önceden belli, umutsuz bir öyküdür bu.

Filmin oyuncuları filme çok şey katarlar. Sorumsuz ve deneyimsiz sigortacı Neff rolünde Fred Mc Murray olağanüstü bir kompozisyon çizer. Barbra Stanwyk, bir femme fatale olarak unutulmaz bir karakter ortaya koyar. Ayakta durabilmek için cinsel çekiciliğini kullanmakta bir an bile tereddüt etmeyen trajik bir kişiliktir. Ve Edward G. Robinson. Beyaz perdede yıllarca oynadığı -hem de çok iyi oynadığı- gangster rollerinin aksine, bu kez dedektif olarak karşımıza çıkar. Onunla, günahkar iki sevgili arasındaki mücadele filme apayrı bir gerilim kazandırır.

Çifte Tazminat – Double indemnity konusu

Öykümüz, 1938 yılında Los Angeles’te bahar sonuna doğru başlar. 30 yaşlarında, sorumsuz ve kaygısız yaşayan sigortacı Walter Neff, zengin bir iş adamının   karısı olan Phyliss Dietrichson’la tanışır. Walter kadının çekiliğine karşı koyamaz , ona aşık olur. Genç adamdaki bu zaafı farkeden Phyliss kartlarını açık oynar. Bütün cinsel kışkırtıcılığını kullanarak, önce, kocasının işinin tehlikeli bir iş olduğunu, her an bir kaza geçirebileceğini, onun bir kaza sigortasına ihtiyacı olduğunu söyler. Neff, kadının asıl amacının kocasını öldürerek sigortadan gelecek paraya konmak olduğunu anlar ve kendisine dolaylı olarak yapılan teklifi reddeder. Anca Phyliss aradığı ideal ortağı bulmuştur. Neff’in peşini bırakmaz. Yaşadığı apartmana gelerek, eğer kendisine yardım etmezse bu işi tek başına yapacağını söyler. Neff, kaderin onu çektiği karanlığı görse de, Phyliss’e olan tutkusu yüzünden buna karşı koyacak halde değildir. Kadının teklifini kabul eder. Sigorta poliçesini Bay Dietrichson’a onun haberi olmadan imzalatacaktır. Sözleşmeye koyacağı bir maddeyle, Phyliss’in çifte tazminat almasını sağlıyacaktır. Böylece sigortanın ödeyeceği para 100 bin dolara çıkacak, adam başı her ikisine 50’şer bin dolar düşecektir. Çifte tazminatın alınabilmesi için cinayetin kaza olasılığının çok düşük olduğu bir araçta meydana gelmesi gerekmektedir. Bu ise, oldukça sofistike bir planla mümkündür.. Bu nedenle Neff, cinayet konusunda da Phyliss’e yardımcı olacaktır.

Bu kararın ardından karanlık ve gergin bir süreç başlar. Önce plan en ince ayrıntılarına kadar hazırlanır. Zamanı geldiğinde iki sevgili büyük bir soğukkanlılıkla cinayeti işler ve buna bir kaza süsü verirler.
Sigorta şirketi büyük bir ödemeyle karşı karşıya kaldığından olayın soruştumasına büyük önem verir. Soruşturmayı, Neff’in yakın arkadaşı Keyes (E. G. Robinson) üstlenmiştir.
Başlangıçta, ödemeyi yapmaktan başka çareleri olmadığını düşünen Müfettiş Keyes, soruşturma ilerledikçe, kuşku uyandıran noktalar keşfeder . Adım adım ilerleyerek işlenen cinayetin dağılmış parçalarını bir araya getirir.İki suç ortağı için yaşam giderek bir kabusa dönüşür. İkisi de birbirlerinin her hareketinden şüphe duymaktadır. Keyes’in, onlarla bir kedinin fareyle oynadığı gibi oynaması, işleri daha da karmaşık hale getirir. Sonu cehennemde bitecek bir yolculuktur bu.Neff, zamanla işin göründüğü gibi olmadığını anlayacak, tutkularının onu nasıl bir mahva sürüklediğini görecek fakat iş işten geçmiş olacaktır.Çok güçlü diyaloglara sahip filmin gerilim dozu bir hayli yüksektir. Süpermarkette buluşma sahnesi için Alfred Hitchcock, “Dahiyane bir gerilim atosferi,” der. Film aslında, Hitchock tarzının aynısıdır. Daha işin başında seyirci suç hakkında bilgi sahibi olur. Sonra geri dönüşlerle işin içyüzü anlatılır. Böylece gerilim filmin tamamına yedirilir. Gene de Keyes’in Neff’in evine geldiği sırada Phyliss’in kapının arkasında saklandığı ya da cinayetin işlendiği gibi bölümlerde  gerilim de zirve yapar.
Neff ve Phyliss’in ilişkisi gerçek bir aşk mıdır, tutkulu bir suç ortaklığı mı? Buna karar vermek zordur. Karakterler ve özellikle Phyliss o kadar karanlıktır ki, doğru bir analiz yapmak kolay değildir. Ne var ki, Neff suça bilerek ve isteyerek katılır, hatta, tazminatı “çifte tazminat” yapan planı bizzat o hazırlar. İşin tuhafı, bu işin sonunun nereye varacağını baştan kestirebilmiştir.
“İki kişi cinayet işlediğinde beraber bir tramvaya binerler, biri inmeden diğeri de inemez. Yapışırlar birbirlerine, beraber yolun sonuna kadar giderler. Yolun sonu ise mezarlıktır.Çifte Tazminat, sinemanın Altın Çağı’ndan gelen bir klasiktir. İnsanoğlu’nun karanlık iç dünyasıyla ilgili, bir gerilim filmidir.Kara Film denen türün simgesi, bir anlamda alameti farikasıdır. Bu türde kendisinden sonraki bütün sinemacıları etkilemiş, esin kaynağı olmuş, bir çok yönetmenin filmlerinde Çifte Tazminat’a göndermeler yapmasına yol açmıştır. Örneğin,  Brian De Palma’nın Femme Fatal filmi Çifte Tazminat’ın görüntüleriyle başlar. Coen Brothers’ın Blood Simple, Fargo gibi filmlerinin esin kaynağı gene Çifte Tazminattır. Woody Allen’ın Manhattan Murder Mystery filmi, Çifte Tazminat’a yapılan göndermelerle doludur.
Oyuncuların filme büyük katkısı olduğunu yukarda belirtmiştik. Barbra Stanwyck’in Phyliss rolünün özellikle bir kez daha altını çizmek gerekir. Stanwyck, güzelliği ile baş döndürdüğünü bilen, bunu kendi çıkarları için kullanarak erkekleri kendisine kukla eden, ama bunu yaparken, zayıf ve aciz olduğuna, yardıma ihtiyaç duyduğuna karşısındaki erkeği inandırmayı becerebilen, sinema tarihinin en sinsi, en kötü  ve en hırslı kadın rollerinden birini oynamıştır bu filmde.
Billy Wilder ustanın 1944 yapımlı bu başyapıtı  yıllara meydan okuyor. İlk fırsatta izlemenizi tavsiye ederim. Sadece kara film meraklılarına değil, sinemayı seven herkese.Filmin adı…….Çifte Tazminat
Orijinal adı.….Double İndemnity
Yapım Yılı.….1944
Yönetmen.…..Billy Wilder
Oyuncular……Barbra Stanwyck, Fred McMurray, Edward G. Robinson
Süre.………….107 dakika

Yorum yaparken lütfen hikaye ya da filmlerin konusunu açık etmeyin ki her okuyan sizle aynı zevki alabilsin ;)

yorum