Kadıköy Cinayetleri, Polisiye Kitap, Çağatay Yaşmut

Kadıköy Cinayetleri, Polisiye Kitap, Çağatay Yaşmut

Polisiye kitap, Kadıköy cinayetleri. Çağatay Yaşmut’un dördüncü romanı Mike Hammer’ı aratmayacak bir giriş cümlesiyle başlasa da buram buram bir yerli polisiye. Yazar, kadınların sadece sevgili ya da anne olabildikleri, erkeklerin nerdeyse hemen hepsinin uçkuruna düşkün, bir kadın gördüklerinde hemen onunla yatmayı düşünecek kadar patolojik sorunlar yaşadıkları tuhaf bir dünyaya açmış penceresini:

“Bir kadının işveli ve yumuşak sesinin harmonisiyle güne gözlerimi açtığım için şanslı bir hergeleydim.”

Polisiye kitap eleştirisi: Kadıköy cinayetleri

Başkomiser Galip, bu maço dünyadaki erkeklerden biri. Biraz canı yanmış, incinmiş olsa da, kadınlarla bir an önce seks yapmaktan daha fazla düşündüğü başka bir şey yok. Kadere bakın, geçirdiği bunalım ve kullandığı ilaçlar sonucu ciddi bir iktidarsızlık sorunuyla karşı karşıya. Bu yüzden, roman boyunca bu koskoca adamı tuvalette ya da banyoda cinsel organıyla oynarken yakalayıveriyoruz. İktidarsızlığı bertaraf etmek için Viagra kullanmasıyla ilgili bölümlerse tam bir komedi.

Komedi demişken nadir polisiye yazarında görülebilecek bir mizah anlayışı var Çağatay Yaşmut’un. Uzun zamandır polisiye okurken bu kadar güldüğümü ve neşelendiğimi hatırlamıyrum. Bu yazar için bence bir artı.Erkeklerin sertleşme problemi nedeniyle komik, giderek acınası duruma düşmesi, yazarın erkekler/polisler dünyasına aslında alttan alta yönelttiği bir eleştiri olarak kabul edilebilir mi? Maçoların dünyasına tutulan aynadan yansıyan gülünçlükler, yazarın asıl amacının eleştiri olduğunu ortaya koyuyor. Marazi yatak düşkünlüğünün, roman kahramanlarını ne içinden çıkılamaz durumlara sürüklediğini anlatan bu romanın bunu eleştiri için değil de övgü için yaptığını iddia etmek zaten abes.

Polisler içinde yaşadıkları erkekler dünyasının sıradan insanlarıdır. Başkomiser Galip o kadar sıradandır ki, ne bir hobisi vardır, ne sinemadan hoşlanır, ne müzikten, ne tiyatrodan. Ot gibi biridir yani. Sadece iyi polistir ve işini iyi yapmaya çalışır.

Zeki biri olmadığını kendisi de farkındadır. “O kadar zeki olsam, Emniyet Müdürü olurdum,” diyecek kadar haddini ve yerini bilir.

Peki ama zeki olmayan biri bütün bu cinayetleri nasıl çözer? Bu önemli bir sorudur. Çünkü, Başkomiser, sezgi ve muhakemeden çok, olayların gelişiminden ve edindiği bilgilerden yararlanarak sonuca gitmektedir. Son ana kadar katilin kim olduğunu tahmin etse bile açık etmez. Bu nedenle bu kitapta gümbür gümbür bir final bekleyenler, boşuna buna heves etmesin. Zaten kurgu da bu tarz bir finale izin verecek biçimde değil.

Ben, Başkomiser’in en çok matrak bir adam olmasını ve kendisiyle dalga geçebilmesini beğendim. Daha öncekilere göre durmuş oturmuş, feleğin çemberinden geçmiş bir hali vardı bu son macerasında.

“Burası benim mahallemdi. Huzurlu mahallem, doğduğum büyüdüğüm yer… Şimdi manyağın biri bu huzurun içine etmeye karar vermişti.”

Romandaki diğer karakterler, Galip’in etrafına serpiştirilmiş. Bunlar arasında ekip elemanları başta geliyor doğal olarak. Bu kez onlar da bazı iç hesaplaimalar içindeler. Mustafa, Melike ve Serdar olayın çüzümünde Başkomiser’e destek sağlarken, diğer yandan da gelecek maceralardaki çatışmaların sinyallerini de veriyorlar.

Çağatay Yaşmut’un dil akıcı ve sade. Romanın tamamı 372 sayfa. Okurken zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz bile. Bugüne kadar dört roman yazmış, hepsi de birer Başkomiser Galip polisiyesi.

Romanda iki tane de enfes hayat kadını (!) tiplemesi var. Onlarla ilgili bölümlerin de çok eğlenceli olduğunu söylemeden bitirmek istemiyorum.

Eğlenceli, hoş bir polisiye roman Kadıköy Cinayetleri. Yazarın akıcı dili ve mizah duygusu keyifli zaman geçirtiyor. Okumanızı tavsiye ederiz.

Yorum yaparken lütfen hikaye ya da filmlerin konusunu açık etmeyin ki her okuyan sizle aynı zevki alabilsin ;)

yorum