Polisiye sinema eleştirisi: Soğuk Uğur Yücel

Polisiye sinema eleştirisi: Soğuk Uğur Yücel

Soğuk, herşeyden önce yoğun bir atmosfer filmi. Yönetmen Uğur Yücel, bize oldukça karanlık ve gerilimli bir öykü anlatıyor.

Kars’ta uzun kış günleri. Sürekli yağan kar. İnsanın içini sıkacak kadar kasvetle geçen günler. Ve bu klostrofobik ortamda, sonu en başından belli bir aşk öyküsü.

Bir demir yolu işçisi şehirdeki Rus kadınlardan birine aşık olur. Ancak kendisi hem evlidir hem de içinde yaşadığı dünya bir erkekler dünyasıdır. Hal böyle olunca, üstelik gözü kara erkek kardeş de işin içine girince trajedi kaçınılmazlaşır.

Kadına karşı şiddeti eleştiren bu filminde Uğur Yücel, kültür çatışmalarını da çok güzel aktarmış. Öykü, klasik “Türk Erkeği-Rus Kadını” ilişkisi gibi görünse de bundan daha derin ve karmaşık. Yücel’in, hiç didaktik olmayan ve sadece durumu saptayan anlatımı bence son derece yerinde ve başarılı.

Film ağır temposuyla, adeta Nuri Bilge Ceylan’a selam duruyor. Bu bir kusur mu? Hiç sanmam. Kışın, neredeyse bütün dünyayla bağları kesilen bir kenti -Kars’ı- anlatmak, oradaki yaşamın sıkıcılığını izleyiciye hissettirmek, o karanlık ve gizemli yaratmak başka nasıl mümkün olabilirdi ki?

Soğuk, oyuncuların da başarılı performansıyla göz dolduran, yer yer şiirselleşen üslubuyla insan ilişkileri üzerine yeni ve güçlü şeyler söyleyen başarılı bir film.

Polisiye sinema eleştirisi: Soğuk Uğur Yücel 3

Yorum yaparken lütfen hikaye ya da filmlerin konusunu açık etmeyin ki her okuyan sizle aynı zevki alabilsin ;)

yorum