Polisiye film önerileri - Adalet

Polisiye Sinema Adalet

Oscar ödülleri tarihinde ilk kez siyahi bir oyuncuya En İyi Erkek Oyuncu ödülü kazandıran (gerçi o dönem 11 Eylül’den kaynaklanan bir hoşgörü ortamı olduğunu da hatırlatmakta fayda var), kurt – yozlaşmış bir polis ile çaylak bir polisin tekinsiz sokaklardaki bir gününü anlatan “Training Day” ve aksiyonuyla ön plana çıkan Mark Wahlberg’li “Shooter” gibi filmlerle akılda kalan, 1966 doğumlu yönetmen Antoine Fuqua’nın sinema kariyeri, bazı yol kazaları taşımakla birlikte genel olarak kalburüstü işlerden oluşuyor. Yönetmenin Denzel Washington’la şimdilik son iş birliği “The Equalizer” (orijinal ismiyle uyuşmasa da isabetsiz sayılamayacak biçimde ülkemizde “Adalet” adıyla gösterilmişti) ise geçtiğimiz sene vizyonda yerini almıştı.

Polisiye film önerileri – Adalet

Doğrusunu söylemek gerekirse “The Equalizer”da “Training Day”deki ince işçilik pek yok. Yine de son dönemdeki inişli çıkışlı kariyerini göz önüne alırsak, kararlı aksiyonuyla dikkat çekiyor bu film. Öncelikle hayatını adeta bir saat gibi tıkır tıkır, kesinlikle rotasından sapmadan düzenli yaşayan Robert’la tanışıyoruz. Zaman zaman çatılan kaşlarından ve geceleri uyuyamamasından kötü anılar barındıran bir geçmişe sahip olduğu fikrini çıkarmamız zor olmuyor. Geceleri kitap okuyarak vakit geçirdiği bir kafede Teri adlı Rus asıllı genç bir hayat kadınıyla bir dostluk kuruyor. Teri insanlıktan nasibini almamış müşterileri ve ona baskı uygulayan, münasip tabirle “menajerleri” sebebiyle zor günler yaşıyor. Teri’nin mevcut vaziyetten kurtulmasını isteyen, ki Teri de bundan yana olduğu halde baskılardan dolayı harekete geçemiyor, Robert, kızın “menajerlerine” para karşılığı Teri’nin özgürlüğünü teklif ediyor. Bu esnada geçkin yaşı sebebiyle türlü cinsel göndermelere maruz kalan Robert, başından beri ortaya çıkacağını tahmin ettiğimiz içindeki canavarı uyandırıyor ve küçük bir katliam yapıyor. Ancak bunun üzerine, işin içine korkutucu dövmeler taşıyan Rus mafyasının üyelerinin girmesi de gecikmiyor. Başlangıçta onlar da olayı Polisler gibi bir çete hesaplaşması sansalar da olaya el atan büyük patronun sağ kolu Teddy, bir şekilde Robert’ın izine ulaşıyor ve ardından beklendiği üzere ikisi arasında büyük bir kedi fare oyunu baş gösteriyor.

Elinde silah tutan bir Denzel Washington’ın olduğu posterinden de anlaşılabileceği üzere “The Equalizer” aksiyonuyla ön plana çıkan bir yapım; kendi adaletini kendisi yaratmaya çalışan ve gerekli kudrete de sahip olan bir adamın hikayesi. Üstelik söz konusu kişi Robert’ın insanlara yardım etmekte üzerine yok. İş aksiyona geldiğindeyse gözü kanlı bir ölüm makinesine dönüşmekte de beis görmüyor. Rus mafyasıyla uğraşırken rüşvetçi – yozlaşmış polislerle de uğraşan, zekası sayesinde pek çok tuzağı hasmının başına geçiren Robert, modern ve daha meziyetli bir “Rambo” görünümü çizerken, senaryonun mantık çerçevesinden sapmaması filmin kalitesini arttırıyor. Başından sonuna kadar tüm aşamaları, tecrübeli seyircinin beklediği gibi gerçekleşse de, mafya ritüellerinden kötü adam jargonlarına, polis teşkilatının kirliliğine kadar haddinden fazla klişelere yaslansa da sempatik karakterleri ve yukarıda da belirttiğim gibi bir şekilde absürdlüğe kaymamasıyla kendisini izlettirmeyi biliyor “The Equalizer”. Bir devam filmi olsa, hatta bir seriye dönüşse bile kendine sadık bir hayran kitlesi yaratabilecek potansiyele de sahip.

Senaryo Richard Wenk’e ait. Belli başlı rollerde Denzel Washington, filmin performansıyla en öne çıkan ismi Marton Csokas, 1997 doğumlu ve şimdiden önemli bir kariyere imza attığı söylenebilecek Chloe Grace Moretz, Haley Bennett, David Harbour, Bill Pullman ve Melissa Leo var.

Yorum yaparken lütfen hikaye ya da filmlerin konusunu açık etmeyin ki her okuyan sizle aynı zevki alabilsin ;)

yorum