Polisiye Hikaye Oku Para

Polisiye Hikaye Oku Para

Polisiye Hikaye PARA – 1

Genç kadın vücudundan ahşap zemine yavaşça süzülen koyu kırmızı kana dehşetle baktı. Bunu bekliyordu aslında ama yine de kanın bu kadar sıcak ve bu kadar kırmızı olacağı gelmemişti aklına.

Acı, önce keskin bir ağrıya sonra güçlü bir sancıya dönüşmüştü. Onu bıçaklayan kişinin gözlerine baktı yardım istercesine. Ama o, soğukkanlı ve kararlı bir yüzle, elindeki bıçağı bir çoktan kan kırmızısına dönüşmüş bir havluya silmekle meşguldü.

Kadın yavaşça yere uzandı, yüzüstü yattı. Kanın paslı kokusunu derin derin içine çekti, parmağını üzerinde dolaştırdı. Koyu ve kaygandı.

Sonra parmağıyla, zemine, yok olmadan önce herkesin bilmesini istediği o son kelimeyi yazdı. Son harfe geldiğinde gözlerini yavaşça kapattı. Arka taraftan gelen ‘Klik’ sesine aldırmadı. Acı artık dayanılmazdı.

Tek dayanağı şu anda eşiğinde olduğu bambaşka bir dünyaydı…

Polisiye Hikaye PARA – 2

Saatlerdir oturdukları salaş, izbe ve karanlık barda, Ateş annesi öldüğünden beri ilk defa gördüğü babasına uzun uzun baktıktan sonra birasını bir dikişte bitirdi. Babası yaşlanmış, yıpranmış görünüyordu. Ateş’in karşısında omuzları düşük, gözleri yerde, mahcup bir ifadeyle oturuyordu. Geldiklerinden beri ikisi de tek kelime etmemişti.

Sessizce ve umursamazca sigaralarını yaktılar ve sanki annesi hiç delirmemiş, yıllarca akıl hastanesinde yatmamış, Ateş yalnız ve mutsuz bir çocuklukla boğuşurken babası başka başka kadınlarla gününü gün etmemiş, her sarhoş olduğunda Ateş’i morartana kadar dövmemiş ve günün birinde annesi intihar etmemiş gibi davranmaya devam ettiler.

‘Bir isteğin var mı oğlum?’ diye sordu babası bir süre sonra üzgün, mahcup bir sesle. Ateş alaycı bir şekilde, saklamaya bile gerek görmeden güldü.

‘Geç bunları baba…’ dedi kırık, kızgın, yorgun, bıkkın bir sesle.

Babası bir anlığına cevap verecekmiş doğrulup gözlerini yerden kaldırdığı sırada Ateş’in telefonu bir kurtarıcı gibi çalmaya başladı. Ateş abartılı hareketlerle deri ceketinin cebinden telefonu çıkardı, açtı.

‘Ceset olmayan bir cinayet çözmek ister misin?’ Ece’nin sesi heyecanlı geliyordu. Her yeni davanın başında olduğu gibi. Ateş’in cevabını beklemeden devam etti.

‘Çok ilginç bir dava. Kan var, cesedin resmi var, hatta katilin görüntüleri bile var. Ama ortada ceset yok.’

‘Hemen geliyorum.’ diye cevapladı Ateş yapmacık, telaşlı bir sesle ve ayağa kalktı. Babasına son bir kez baktı. Babası hayal kırıklığına uğramış bir yüzle somurtarak oturuyordu.

‘Eyvallah baba.’ dedi Ateş. Bir-iki saniyeden duraksadıktan sonra fısıldadı. ‘Herkes kendi yoluna.’

Aceleci adımlarla çıktığında, aniden güçlü dalgalar halinde keskin cam kırıkları gibi üzerine savrulan zehir gibi çocukluk anılarına aldırmadan motosikletine atlayıp gazladı.

Polisiye Hikaye PARA – 3

Ateş Büro’ya vardığında hızla merdivenleri çıktı ve kafasındaki karanlık düşüncelerden kurtulmak istercesine kapıda bir saniye duraksayıp derin bir nefes aldıktan sonra toplantı odasına girdi.

Yaprak, Ece ve Bora yanlarında, kelimenin tam anlamıyla hanımefendi ve beyefendi olarak nitelendirilebilecek 60-70 yaşlarında sarışın bir kadın ve beyaz saçlı, beyaz bıyıklı bir adamla toplantı masasında oturuyorlardı.

Siyah bir döpiyes ve siyah, topuklu ayakkabılar giymiş olan kadın sessizce ağlıyordu. Yanında oturan, siyah takım elbiseli adam da kadının elini tutmuş üzgün gözlerle yere bakıyordu.

‘Hoş geldiniz.’ diyerek kadın ve adamı selamladı Ateş. İkisi de umut ve acı dolu gözlerle baktılar Ateş’e.

‘Ateş, Semra Karasoy ve Cemil Karasoy’la tanıştırayım seni.’ diye söze başladı Ece. ‘Cemil Bey ülkemizin önde gelen iş adamlarından. Semra Hanım da eşi. Bu da Ateş Karal. Büromuzun yöneticisi.’

‘Buraya gelen hiç kimse mutlu değildir.’ dedi Ateş, Semra ve Cemil Karasoy’a soru sorar gibi bakarak.

‘Kızımız…’ diye yorgun bir sesle söze başladı Cemil Karasoy. Sonra boğazını temizleyerek devam etti. ‘Kızımız Elif bugün öğlen ortadan kayboldu.’ Sözleri Semra Karasoy’un hıçkırığı ile bölündü.

Yaprak Semra Hanım’ın yanına gidip ‘Biraz çıkalım mı?’ dedi omuzuna dokunarak. Semra hanım güçlükle ayağa kalktı ve yavaş adımlarla çıktılar.

‘Kaç yaşında?’ diye sordu Ateş.

’25’ diye cevapladı Cemil Karasoy, bir süre Semra Hanımın ardından baktıktan sonra. ‘5-6 ay önce Caner Uğurlu adında bir serseriyle evlendi. Karşı çıktık ama sözümüzü dinlemedi.’

‘Caner Uğurlu ne iş yapıyor?’

‘Otomobil alıp satıyor. Galerisi var.’ Sessiz geçen bir kaç saniyeden sonra nefretle devam etti. ‘Paragöz serseri…’

‘Bu evliliği onaylamama sebebiniz bu muydu?’ diye sordu Ece.

‘Elif bizim tek çocuğumuz.’ dedi Cemil Karasoy sakin olmaya çalışan bir ses tonuyla. ‘Caner Uğurlu hırslı, para için her şeyi yapabilecek bir adam. Elif’le benim param için evlendiğini düşünüyorum. Bir gün Karasoy Holding’in başına geçmek, bedavadan servet sahibi olmak için.’

‘Kızınızın ortadan kaybolduğunu nasıl anladınız?’ diye sordu Ateş.

‘Caner arayıp söyledi. Salonun ortasındaki bir kan gölünün ortasında Elif’in yarı çıplak, bıçaklanmış bir resmini bulmuş.’

‘Kesin o pislik öldürdü kızımı…’ diye mırıldandı sonra, paramparça bir sesle.

Polisiye Hikaye PARA – 4

‘Biz sen gelmeden önce sorguyu tamamladık aslında.’ dedi Ece, Ateş’e. ‘Gerekli bilgileri, adresleri, telefon numaralarını aldık Cemil Bey’den.’

‘Tamam.’ diyerek arkasına yaslandı Ateş. ‘Siz gidebilirsiniz Cemil Bey. Sizi arayıp gelişmeleri bildiririz.’ Cemil Karasoy teşekkür edip ayağa kalktı ve hepsinin tek tek elini sıktı.

Kapıdan çıkmadan önce duraksayıp arkasına döndü ve ‘Lütfen…’ dedi yalvaran gözlerle. ‘Kızımı bulun.’

‘Merak etmeyin.’ dedi Ece kararlı bir sesle. ‘Kızınızı en kısa zamanda bulacağız.’

‘Elimizde ne var?’ diye sordu Ateş, Cemil Bey çıktıktan sonra.

‘Yerdeki kan, kanın içindeki fotoğraf, iki farklı ayakkabı izi ve evin giriş kapısındaki güvenlik kamerası görüntüleri.’

O sırada Yaprak içeri girdi. ‘Kan örneği ve fotoğraf bende.’ dedi. ‘Şimdi laboratuvara çıkıp analizlere başlayacağım.’

‘Tamam.’ dedi Ateş. ‘Bora sen de kamera görüntülerini incele.’

‘İnceleyecek bir şey yok.’ dedi Bora. ‘Görüntülerde Caner Uğurlu’nun şoförü var. Cemil Bey kimliğini tespit etti. Adam öğlen 12.10’da gelip zili çalıyor. Kapıyı Elif Uğurlu açıyor, şoför içeri giriyor.’

‘Öyle mi?’ dedi Ateş büyük bir şaşkınlıkla. ‘Ama kızını damadının öldürdüğünden o kadar emindi ki…’ Ateş kaşlarını çatarak bir süre düşündükten sonra sordu. ‘Ya çıkış görüntüleri?’

‘Şoför Fatih Koray Yılmaz içeri girdikten yaklaşık 3 dakika sonra kamera kapanıyor. Yani içeriden kapatılıyor.’

‘Tuhaf…’ diye yorum yaptı Ateş. ‘Cesedi alıp götürmüş olmalı.’

‘Ceset yoksa cinayet de yok.’ dedi Bora. ‘Hiçbir şey ispatlayamayız.’

Polisiye Hikaye PARA – 5

‘Yine de neden kanı ve fotoğrafı bıraksın ki?’ diye sordu Ece. ‘Elif’i öldürdükten sonra kanı temizleyip kameraları kapatır, cesedi alıp çıkardı.’

‘Aslında kana bile gerek yok.’ dedi Ateş. ‘Zehirleyebilir, boğabilir, yüksek dozda uyuşturucu verebilir, hatta kafasına poşet geçirebilirdi. Bunların hepsi, ceset olmayınca geride çok fazla delil bırakmazdı.’

‘Bir de fotoğraf var.’ diye söze girdi Bora. ‘Üstüne üstlük işlediği cinayetin fotoğrafını bırakıyor.’

‘Ve ayrıca eve girerken kendi görüntülerini.’ diye devam etti Ece.

‘Bir de ayak izini…’ diye tamamladı Ateş. ‘Demek ki katilin yakalanmamak gibi bir derdi yok. Hatta aksine, sanki onu yakalamamız için özellikle ekmek kırıntıları bırakıyor ardında.’

‘O zaman iki olasılık var.’ dedi Ece kaşlarını çatarak. ‘Ya katil bize veya bir başkasına bir mesaj vermeye çalışıyor ya da umurunda değil çünkü yakalanmayacağından yüzde yüz emin.’

Ateş onaylarcasına başını sallarken Bora bilgisayarına gömülmüştü. Derin bir sessizlikle beraber odaya akşam karanlığı çöktüğünde Ateş bir sigara yakıp dumanını havaya savurarak izlemeye koyuldu. Tünel meydanından içeri süzülen ışık huzmeleri camın tam karşısındaki duvara vurmuştu.

‘O zaman bir plan yapalım.’ dedi Ateş sigarasını yere atıp üstüne bastıktan sonra. ‘Ece, sen ve ben ben olay yerine gidelim. Şu ayak izlerinin kalıbını alalım. Başka delil var mı bakalım. Yaprak zaten fotoğrafı ve kan örneğini inceliyor Bora sen de Elif ve Caner Uğurlu’nun, ayrıca şoför Fatih Yılmaz’ın her şeyini araştır.’

‘Çoktan başladım.’ diye mırıldandı Bora. ‘Ve çok ilginç bir şey buldum.’

‘Ne?’ diye sordu Ece merakla.

‘Şoför Fatih Koray Yılmaz ve Elif Uğurlu 3 aydır birbirlerine telefonla mesaj gönderiyorlar.’ dedikten sonra ekledi.

‘Aşk mesajları…’

Polisiye Hikaye PARA – 6

‘O zaman Elif’in babası Cemil Karasoy’un cinayetin para yüzünden işlendiği teorisi yanlış olabilir’ dedi Ece düşünceli bir sesle.

‘Aşk cinayeti…’ dedi Ateş. ‘Şoför Elif’e aşık, Elif de şoföre. Aralarında yaşanan, büyük ihtimalle kıskançlık yüzünden çıkan bir tartışma sonucu şoför kocasının işte olduğu bir saatte eve gelir ve kadını bıçaklayarak öldürür. Sonra kameralar aklına gelir, hemen kapatır. Aceleyle cesedi alır çıkar.’ Ateş bir süre düşündükten sonra sordu. ‘Bu da üçüncü olasılık olamaz mı?’

‘Yani katilin derdi mesaj vermek ya da yakalanmayacağından emin olması falan değil. Bu basit bir kıskançlık cinayeti…’ dedi Ece. Sonra ekledi. ‘Neden olmasın?’

‘O zaman şoförü bulur bulmaz davayı kapatırız.’ dedi Ateş suratını asarak. Olayın bu kadar kolay çözülmesi, bu kadar basit bir cinayetle karşı karşı olmaları canını sıkmıştı.

‘Aptalca bir cinayetle vakit harcadık.’ dedi ayağa kalkarak. ‘Zaten çoğunlukla ya para ya da aşktır.’

‘Nereye gidiyorsun?’ diye sordu Ece.

‘Yürüyeceğim biraz.’ dedi Ateş ve deri ceketini alıp tam kapıdan çıkmak üzere olduğu sırada Bora ‘Bir dakika…’ dedi.

‘Ya hiç bir şey göründüğü gibi değilse?’ Ateş duraksadı. Bora konuşmaya devam etti. ‘Ya katilin bizim görmemizi istediği şekilde görüyorsak her şeyi? Ya bunun bir aşk cinayeti olarak görünmesi gerekiyorsa?’

‘Ne demek şimdi bu?’ diye sordu Ece. Ateş kapıya yaslanıp bir sigara yaktı ve dinlemeye koyuldu.

‘Size Fatih Koray Yılmaz diye biri yok desem? Ayrıca kadının kocasının, Caner Uğurlu’nun bir sevgilisi varsa? Bu sevgili, yani Gizem Duruca olaydan bir gün önce eve geldiyse ve kapıda Elif’e tokat attıysa? Şoför Fatih Koray Yılmaz’ın yüzü hiç bir şekilde kamerada görünmüyorsa? Üstüne üstlük bir de Caner Uğurlu’nun şirketi batmak üzereyse? Ne dersiniz?’

‘O zaman işler sandığımızdan karışık olabilir.’ dedi Ateş heyecanla.

Polisiye Hikaye PARA – 7

‘Ece, gidelim.’ dedi Ateş. ‘Şüpheli sayısı arttı. Elif ve Caner Uğurlu’nun evini bir an önce incelesek iyi olur. Delil çantasını ve silahını unutma.’

Ece hemen ayağa kalktı, çekmeceden silahını çıkarıp dolu olup olmadığını kontrol ettikten sonra aceleyle beline takıp kapıya yürürken Bora bir kağıt parçasına yazdığı adresi Ece’nin eline tutuşturdu. Merdivenleri hızla inip Ateş’in motosikletine atladılar.

‘Akatlar’a.’ dedi Ece sesini duyurmak için bağırarak.

Yaklaşık 20 dakika sonra Akatlar’da eski bir evin kapısını çalıyorlardı. Ece kapının üzerindeki kameraya kaçamak bir bakış attıktan sonra zili ısrarla tekrar çaldı. Bir süre sonra kapı uzun boylu, yakışıklı, gözlerinin altı mor, saçları karışık, elinde viski kadehi olan bir adam tarafından açıldığında Ateş kimliğini çıkarıp gösterdi.

‘Caner Uğurlu?’ Adam kimliğe bir kaç saniye gözlerini kırpıştırarak baktıktan sonra şaşkınlıkla sordu.

‘Siz de kimsiniz?’

‘Özel detektif Ateş Karal ve Ece Vatan. İçeri girebilir miyiz?’ Adam geri çekilip çekilmeme konusunda bir süre tereddüt ettikten sonra ‘Ama burası incelendi.’ dedi zayıf bir sesle.

‘Tekrar incelenmesi gerekiyor.’ dedi Ece sert ve kararlı bir şekilde, itiraz kabul etmeyeceğini açıkça belirten bir ses tonuyla. Adam geri çekilip kapıyı ardına kadar açtı.

‘Zaten bütün gün polisler buradaydı.’ dedi Caner Uğurlu, içeri adım attıkları sırada.

‘Bakın karınızı bulmaya ve bu işi çözmeye çalışıyoruz.’ dedi Ateş sabretmeye çalışan bir sesle. ‘O yüzden bize yardımcı olursanız çok iyi olur.’ Adam cevap vermeden başını önüne eğdi.

İçeri girdiklerinde kendilerini kocaman bir salonda buldular. Salonun tam ortasında yerde bir kan gölcüğü vardı. Kan gölcüğünün hemen yanına, kanla, son harfi uzatılarak belli belirsiz yazılmış tek bir kelime okunuyordu.

‘Gizem’

Polisiye Hikaye PARA – 8

‘Arada sırada öğlenleri gelip yemeğimi evde yerim.’ Ateş ‘devam edin’ anlamında başını salladı.

‘Anahtarımı çıkarıp kapıyı açtım. Ve burasını gördüm.’ Adam eliyle çok iğrenç bir şey gösteriyormuşçasına yüzünü buruşturarak Ece’nin fotoğraflarını çekmekte olduğu kan gölünü gösterdi.

‘Sonra hemen kayın pederimi, Kemal Karasoy’u aradım. Bana hiç bir şeye dokunmamı, beklememi söyledi. Yarım saat sonra geldi. Kanın içindeki fotoğrafı, kamera kayıtlarını ve biraz kan alıp gitti.’

‘Deliller bizde.’ dedi Ateş. ‘Polisi kim çağırdı?’

‘Ben aradım. Böyle şeylere dokunmanın suç olduğunu düşündüm.’ dedi Caner omuzlarını silkerek.

‘Peki bunu yaparken polisin kayın pederinizi suçlayabileceğini düşünmediniz mi?’ diye sordu Ateş, kışkırtan bir ses tonuyla.

‘Umurumda değil.’ diye öfkeyle ayağa kalktı adam. ‘O yaşlı kurt beni hiç bir zaman sevmedi zaten.’ Gözlerini kısarak devam etti. ‘Delilleri değiştirip suçu benim üzerime atmaya çalışmadığından nasıl emin olabilirdim?’

‘Yani Kemal Karasoy’un kendi kızını öldürüp suçu size yıkmaya çalıştığını mı söylemeye çalışıyorsunuz?’ diye sordu Ateş, kaşlarını kaldırarak.

‘Hiç bir şey söylemeye çalışmıyorum.’ dedi adam. ‘Ben sadece karımın bulunmasını istiyorum.’

‘Karısını çok seven bir adam…’ diyerek alay edercesine güldü Ateş.

‘Peki sevgiliniz Gizem bu olayın tam olarak neresinde?’

Polisiye Hikaye PARA – 9

Caner Uğurlu şaşkınlıkla Ateş’e bakarak üzerine atladı ve omuzlarından tuttu. ‘Gizem’le bitti.’ dedi dişlerini sıkarak.

Ateş hemen belinden silahını çıkardı ve gözlerinde kararlı bir ifadeyle, yavaşça Caner’in şakağına dayadı. Ece sessizce, bir kenarda, eli silahında olanları izliyordu.

‘Sakin ol. Otur!’ diye fısıldadı Ateş, soğukkanlı bir sesle. ‘Sadece sorulara cevap ver.’ Adam Ateş’i iterek öfkeyle oturdu ve derin bir nefes aldı.

‘Ne zaman bitti?’ diye sordu silahını tekrar beline takarken.

‘Dün.’ diye cevapladı Caner Uğurlu. ‘Dün Gizem buraya gelmiş. Elif’le tartışmışlar. Benim de tepem attı. Gizem’e bağırıp çağırdım. Ayrıldık.’

‘Tepeniz sık sık atar mı?’ diye sordu Ateş.

‘Atmaz.’ dedi Caner Uğurlu ters bir sesle. ‘Bunun karımı bulmanızla ne ilgisi var?’

‘Belki hiç, belki de çok…’ diye cevapladı Ateş.

‘Ben Gizem’le tanışalı üç yıl oldu.’ dedi Caner yorgun bir sesle. ‘Elif’le evlenmeden önce ayrıldık ama bir türlü birbirimizden kopamadık. Elif de biliyordu ama bilmezden geliyordu. Dün Gizem’in buraya gelmesi bardağı taşıran son damla oldu. Elif çıldırdı. Kavga ettik.’

‘Ve sabah da siz onu öldürüp cesedi yok edip evden çıktınız?’ diye sordu yanlarına gelen Ece.

‘Hayır.’ dedi Caner sakin bir sesle. ‘Aksine çok üzüldüm. Öğlen de Elif’in gönlünü almak için eve geldim. Onu yemeğe çıkarmayı planlıyordum ama bir kan gölünün içinde yerde yatan bir fotoğrafını buldum.’

‘Peki karınızın şoförünüzle olan ilişkisini biliyor musunuz?’ diye sordu Ece, acımasız bir sesle.

Polisiye Hikaye PARA – 10

Caner yüzüne sıkı bir yumruk yemiş gibi görünüyordu.

‘Elif’le Fatih mi?’ diye sordu titreyen bir sesle. ‘Mümkün değil…’ Ateş ve Ece sessizce başlarını öne eğdiler. Caner söylediklerinin yalan olması için yalvarır gibi gözlerini kocaman açmış, dudaklarını çiğniyordu.

‘Bir kaç aydır mesajlaşıyorlarmış.’ dedi Ece. ‘Üstelik Fatih Koray Yılmaz’ın sizin üzerine kayıtlı olan telefonundan. O hattı ona siz mi verdiniz?’

‘Evet…’ dedi Caner, rüyada gibi bir sesle. ‘İşe başladığında almıştım. Faturalarını ben ödüyorum.’ Kaşlarını çatarak devam etti. ‘Bu mümkün değil ama… Elif böyle bir şey yapmaz. Üstelik Fatih çok efendi bir çocuğa benziyordu. Kesinlikle yanılıyorsunuz.’

‘Adının Fatih olduğundan bile emin değiliz.’ dedi Ece. ‘Fatih Koray Yılmaz diye biri yok. Baştan kandırmış sizi.’

Caner Uğurlu cevap vermeden viskisini bir dikişte bitirdi ve koltuğun yanındaki şişeden bir bardak daha doldurdu. Elleri titreyerek cebinden bir sigara çıkardı ve yaktı.

‘Ama işe başlarken bana Fatih Koray Yılmaz adına bir kimlik ve bir ehliyet verdi.’ dedi bir süre sonra. ‘Şüphelenmem için bir sebep yoktu. Onlar da mı sahte?’

‘Büyük ihtimalle…’ diye cevapladı Ece. Sonra kaşlarını çatarak sordu.

‘Caner Bey size veya karınıza zarar vermek isteyebilecek her hangi bir düşmanınız var mı?’

‘Yok, yani bilmiyorum. O yaşlı kurt belki ama… Bilemiyorum şu an… Bu planlı bir komplo mu sizce? Gizli bir yerden aldığımız bir darbe?’

‘Bence olay o kadar karışık değil.’ dedi Ateş, başını iki yana sallayarak ‘Ben bu davada karısını aldatan bir koca görüyorum. Ayrıca damadından nefret eden bir kayın peder, Elif’i kıskanan bir şoför ve Elif’ten nefret eden kocasının eski sevgilisi.’

‘Ve katil bunlardan biri…’ diye tamamladı cümlesini.

Polisiye Hikaye PARA – 11

‘Bakın Ateş Bey. Bugün karım öldü. Üzüntüden ben de ölmek üzereyim. Siz ise gelmiş beni şüpheli listesine koyuyorsunuz!’ Caner Uğurlu aynı anda hem sinirli hem de üzgün görünüyordu. Eğer rol yapıyorsa, bunu gerçekten iyi başarıyordu.

‘Gizem’i sorgulamamız gerek.’ dedi Ateş umursamaz bir tavırla, sanki Caner’i hiç duymamış gibi. ‘Adresini verin.’

‘O masum… Polisler onu sorguladı.’ dedi Caner telaşla. Ateş ters ters bakarak cebinden bir not defteri ve kalem çıkardı ve uzattı.

‘Adresi yazın.’ Ateş’in sert ve kararlı ses tonu ve karşısında Caner Uğurlu çaresizce uzatılanları aldı ve elleri titreyerek Gizem’in adresini yazdı, Ateş’e uzattı.

Ateş bir baş işaretiyle Ece’ye ‘Gidelim.’ dedi. Çıkmadan önce, Ateş ayakkabılığı açıp Caner’in ayakkabılarından birini alıp altına baktı ve sonra yerine koydu. Kapıyı kapatıp çıktıklarında Caner Uğurlu kafası karışık bir halde bakakaldı arkalarından.

Yaklaşık yarım saat sonra Gizem’in yaşadığı siteye girdiklerinde Ece’nin telefonu çaldı. ‘Yaprak.’ dedi Ateş’e dönüp telefonu açmadan önce ve hoparlörü açtı.

‘Ne buldun?’

‘Kan örneğinden aldığım DNA Elif Uğurlu’ya uydu. Fotoğrafta ise parmak izi veya DNA yok. Çektikten sonra fotoğrafı çıkaran eski model bir makineyle çekilmiş. Siz ayakkabı izlerini aldınız mı?’

‘Aldık.’ dedi Ece. ‘İki ayakkabı izi var. Biri 41 diğeri 43 numara.’

‘Çıkmadan önce baktım.’ dedi Ateş. ‘Caner Uğurlu 41 numara ayakkabı giyiyor. 43 numara ayakkabının sahibi katil ya da tanık olabilir.’

‘Ceset olsaydı daha kolay olurdu.’ dedi Yaprak. Sonra sordu. ‘Benden istediğiniz başka bir şey var mı?’

‘Hayır. Şimdilik yok. Bora yanında mı?’

‘Burada. Hoparlör açık.’

‘Bora, şoförün olduğu kamera görüntülerini incele. Adamın yaklaşık ya da tahmini boyunu, kilosunu, ayakkabı numarasını istiyorum. Bir de yüzünün görüntüsü çıkarmaya çalış.’

‘Tamam.’ dedi Bora. ‘Şu ana kadar adamdan en ufak bir iz bulamadım. Ne yeri, ne adresi, ne telefonu, ne kimliği, ne de herhangi bir hesabı var. Caner Uğurlu’nun ona aldığı telefon dışınca hiç bir şey yok. O da kapalı zaten.’

‘Peki ya kayıtlar?’ diye sordu Ateş.

‘İlginç olan kayıtlarda hiç konuşma yok. Sadece aşk mesajları var.’

‘Bu işten çok kötü kokular alıyorum çocuklar.’ dedi Ateş içini çekerek. ‘Basit gibi görünen ama oldukça karmaşık bir davayla karşı karşıyayız…’

Polisiye Hikaye PARA – 12

Gizem’in kapısını on dakika boyunca çalıp hiç kimse açmayınca Ateş cebinden çıkardığı bir tel ve demir bir çubuk yardımıyla kapıyı yarım dakika içinde açtı. Karanlık ve sessiz eve adım attıklarında bellerinden silahlarını, ceplerinden fenerlerini çıkardılar ve yavaşça, nefeslerini tutup yürüdüler.

Salona girdiklerinde onları kocaman bir kan gölü ve içinde bir fotoğraf karşıladı. Şaşkınlıkla, sessizce birbirlerine baktılar. Ateş Ece’ye başıyla işaret etti. Ece, sol taraftaki odaya girdi. Ateş de banyoya.

Bütün evi aradıktan sonra evde hiç kimse olmadığını anladıklarında Ece feneri cebine atıp ışıkları açtı.

‘Seri cinayet…’ dedi Ateş’e bakarak. Ateş koltuğa oturmuş düşünceli gözlerle olay yerini inceliyordu. Ece üzgün bir şekilde başını sallayarak çantasından eldivenlerini ve bir kaç poşet çıkardı ve kan gölünün yanına gidip delil toplamaya başladı.

‘Ne kadar çok kan var…’ diye mırıldandı düşünceli bir sesle. ‘Elif Uğurlu’nun olay yerinde de bu kadar çok kan var mıydı?’

Ateş cevap vermedi. Cebinden telefonunu çıkarıp Bora’yı aradı.

‘Caner Uğurlu’nun sevgilisi Gizem Duruca.’ dedi. ‘Evinin salonunda bir kan gölü içinde bıçaklanmış fotoğrafını bulduk. Delilleri birazdan getireceğiz. Bu kızla ilgili ne bulmuştun?’

’23 yaşında. Efes Otel’de resepsiyonist. Ailesi Denizli’de. Kız burada yalnız yaşıyor. Evi ona Caner almış, kredi kartlarını da o ödüyor. Telefon kayıtlarından anladığım kadarıyla Caner’le ikisi Gizem’in öğrenci olduğu yıllardan beri, yani yaklaşık üç yıldan beri görüşüyorlar.’

‘Caner’in neden Gizem’le değil de Elif’le evlendiği hakkında bir fikrin var mı?’

Boranın cevabı tek kelimelikti. ‘Para.’

Ateş başını sallayarak Bora’ya teşekkür etti ve telefonu kapattı. Ece o sırada banyodan çıkıyordu.

‘Kan örneğini karşılaştırmak için diş fırçasını ve tarağındaki saçları aldım.’ dedi telaşlı bir sesle. ‘Gidelim. Elimizi çabuk tutmazsak başka kurbanlar da olabilir!’

Polisiye Hikaye PARA – 13

Ateş ve Ece delilleri alıp Büro’ya vardıklarında vakit gece yarısını geçmişti. Yaprak ve Bora toplantı odasında onları bekliyordu.

‘Uzun bir gece olacak.’ dedi Ece delil poşetlerini Yaprak’a uzatırken. Yaprak sessizce delilleri alıp yukarı, laboratuvara çıktı.

‘Gizem’in fotoğrafını bulana kadar elimizde dört şüpheli vardı.’ dedi Ateş. ‘Şimdi üç kişi kaldı. Şoför Fatih Koray Yılmaz, ya da adı her neyse. Caner Uğurlu ve Elif’in babası Cemil Karasoy.’ Sonra Bora’ya dönerek sordu.

‘Görüntüleri inceledin mi?’

‘Onlarca kez.’ dedi Bora. ‘Şoför kameranın yerini, açısını çok iyi biliyor olmalı. Yüzünün tek bir kare görüntüsünü bile yakalayamadım. Zaten şapkası, güneş gözlüğü ve sakalıyla hazırlıklı gelmiş. Ama boyu yaklaşık 1.90. Kilosu da en az 90-110 arası olmalı. Ayağını merdivene koyduğu kareden, merdivenin ve ayakkabının uzunluğunu ölçerek tahmini bir ayakkabı numarası çıkarmayı başardım. 43.’

Sonra görüntüleri açıp Ateş ve Ece’ye de izletti. Şoför görüntüye başı önde giriyor. Elif Uğurlu gülümseyerek kapıyı açıyor, adam konuşmadan içeri giriyor ve bir süre sonra görüntü kesiliyor. Hepsi bu kadardı.

‘Elif Uğurlu şoföre kapıyı açtığına ve şoför içeri girdikten sonra kameralar kapandığına göre, bir de üstüne üstlük adamın ayak izi olay yerinde olduğuna göre katilimiz bu adam.’ dedi Ateş.

Sözünü bitirdikten sonra hırsla ayağa kalktı ve sigarasını yere atıp ‘Onu mutlaka bulmamız lazım.’ dedi öfkeli bir sesle.

‘En ufak bir ipucumuz bile yok.’ dedi Bora omuzlarını silkerek. ‘Akla gelebilecek her yerde her şekilde aradım. Yok.’

‘Zaten adamı bulsak bile ortada ceset yok.’ dedi Ece yorgun bir sesle. Sonra düzeltti. ‘Ya da cesetler.’

‘Ama iki kadın da, yani Elif de, Gizem de Caner Uğurlu ile doğrudan bağlantılı.’ dedi Ateş. ‘Ne olursa olsun, herhangi bir taşın altından o çıkacak.’

‘Belki de yanılıyorsun…’ dedi aniden içeri giren Yaprak. ‘Çünkü delillerde Elif Uğurlu’nun DNA’sını buldum!’

Polisiye Hikaye PARA – 14

Odada zaman durmuştu sanki. Üçü de dehşet dolu gözlerle Yaprak’a bakıyorlardı. İlk toparlanan Ateş oldu.

‘Mümkün değil…’ dedi şaşkınlıkla. ‘Elif Uğurlu’nun ölmüş olması lazım…’

‘Yani Elif ölmedi ve Gizem’i öldürdü öyle mi?’ diye sordu Ece, söylediklerine kendi de inanamıyormuş gibi bir ses tonuyla.

‘Kurban katil mi?’ diye sordu Bora. Sonra mırıldandı. ‘Ya da belki katil kurbandır… İşte bu çok iyi!’

‘Katil olduğunu söylemedim.’ dedi Yaprak. ‘Sadece DNA örneğini bulduğumu söyledim. Aynı ayakkabının 41 numara ayak izi bu olay yerinde de var ama 43 numara iz yok.’

’41 numara… Caner’in ayakkabı numarası…’ dedi Ece. ‘Gizem’i Caner öldürüp bizi şaşırtmak için olay yerine delil bırakmış olabilir. Cinayeti aynı şekilde işleyip şoförün üzerine yıkmaya çalışıyordur belki…’

‘Yani tüm bunları düşünen adam ayağına bir galoş geçirmeyi düşünemeyecek ve olay yerinde ayak izi bırakacak, öyle mi?’ diye sordu Ateş. Ece cevap vermedi. Sıkıntılı bir şekilde bir sandalye çekip oturdu.

‘Belki de Gizem’i Elif’in babası öldürdü ve suçu damadının üzerine atıyor. Ayrıca daha inandırıcı olsun diye Caner’in Elif’i suçladığını, kafa karıştırmaya çalıştığını anlatmaya çalışıyor. Olamaz mı?’ dedi Bora ayağa kalkarak.

‘Ya da tüm bu dediklerimizi yapıp bizi ters köşeye yatırmaya çalışan şofördür.’ dedi Ateş. ‘Yani o kişi her kimse. Ben onun bu şoförlük işine bile bir gün bu cinayetleri işleyebilmek için girdiğini düşünüyorum. Adam şoför falan değil.’

‘Ne olursa olsun.’ dedi Bora ellerini ceplerine sokarak. ‘Elimizde bir isim ya da görüntü olmadan hiç bir şey bulamayız.’

‘Görüntülerde şoförü tespit eden Cemil Karasoy muydu?’ diye sordu Ateş. Bora başını salladı.

‘O zaman Yaprak ve ben yarın ofisine gidip konuşalım ve şoförün bir robot resmini çizelim. Hem ifadesini de almış oluruz.’ Bora ve Yaprak başlarını salladılar.

Bir kaç dakika boyunca hiç biri konuşmadı. Odaya derin ve uykulu bir sessizlik çöktü.

‘Dikkatimi çeken bir şey var…’ dedi Ece bir süre sonra, Yaprak’a bakarak. ‘Neden Gizem’in olay yerinde Elif’inkinden daha çok kan var?’

Yaprak kaşlarını çattı; uzunca bir süre düşündükten sonra cevap verdi.

‘Belki de Gizem gerçekten öldüğü, Elif de ölü numarası yaptığı içindir…’

Polisiye Hikaye PARA – 15

‘Elif’in ölümü numara mıydı sence?.’ dedi Ece. Sonra kaşlarını çatarak ekledi. ‘Bu olay her açıdan çok şaşırtıcı detaylarla dolu. Hiç bir şey göründüğü gibi değil…’

‘İlginç…’ diye mırıldandı Bora. ‘Elif kurban olduğu için derin bir şekilde araştırmamıştım. Ama şimdi ölüp ölmediği belli değil. Şüpheliler listesine girdi.’ Cevap beklemeden bilgisayarına gömüldü.

‘Elif böyle bir şeyi neden yapmış olsun? Kime ne anlatmaya çalışıyor olabilir ki?’ diye sordu Yaprak.

‘Eğer böyle bir şey yaptıysa, aklıma olasılık geliyor.’ dedi Ateş, yeni bir sigara yakarak. ‘Birincisi hem sevgilisinin, hem de kocasının ayak izini olay yerinde bırakarak ikisini de olaya eşit mesafede tutuyor. Yani ikisi de masum ya da ikisi de suçlu olabilir. Ayrıca kanla Gizem’in adını yazıp üçüncü bir şüpheli yaratıyor, ki bunu yaparak Gizem’den intikam almaya çalışıyor olabilir. İkincisi de Elif tüm bunları tek başına değil de başka biriyle, yani şoförle ortak yapmış olabilir. Ama her şekilde gerçek sebep belirsiz.’

‘Sonuç olarak birinci senaryo da Elif kendini hafifçe yaralayıp kanını akıtıyor ve yere uzanıp kendi kanıyla Gizem yazıyor, az ilerde kurduğu bir fotoğraf makinesiyle resmini çekiyor, kocasının ve şoförün ayakkabı izlerini bırakıp ortadan kayboluyor ve sonra gidip aynı şekilde Gizem’i öldürüyor.’ Ece’nin ses tonu yorgun ve bıkkındı. Derin bir nefes aldıktan sonra devam etti.

‘İkinci senaryo da ise eve olaydan hemen önce giren şoför olduğuna göre tüm bunları ortak yapıyorlar. Şoförün gerçek bir adı ve görüntüsü olmadığına ve ortada bir ceset bulunmadığına göre zaten bulunup suçlanamaz.’

‘Çok ince düşünülmüş şaşırtıcı bir planla karşı karşıyayız.’ dedi Ateş camdan dışarı, Tünel Meydanı’nın hüzünlü kalabalığına bakarak. ‘Ama bence bu olayın kilit noktası amaç. Tüm bunların neden yapıldığını bulursak olayı çözeriz.’

‘Ve ben o amacı buldum galiba…’ dedi Bora heyecanla.

Polisiye Hikaye PARA – 16

‘Söyle.’ dedi Ateş, Bora’ya dönüp.

‘Para.’ dedi Bora omuzlarını silkerek. ‘Elimde iki delil var. İlki Caner Uğurlu’nun araba galerisinin finansal kayıtları. Adam iflasın eşiğinde. Aylardır çalışanların maaşlarını ödememiş. Dünya kadar borcu var. Bunu daha önce de bulmuştum ama tek başına çok fazla bir anlam ifade etmemişti.’

‘İkincisi?’ diye sordu Yaprak, sabırsız bir sesle.

‘İkinci de Elif Uğurlu’nun babası tarafından yaptırılmış hayat sigortası. Primleri en yüksek fiyattan ödüyor. Kaba bir hesapla Elif Uğurlu’nun ölmesi halinde kocasına yaklaşık 700.000 TL kalıyor ki bu miktar onu büyük ölçüde rahatlatır.’

‘Buna göre bu olayı planlayan kişi Caner Uğurlu.’ dedi Ateş. ‘Ama…’ Bir kaç saniye duraksadı. Sigarasından derin bir nefes çekti. Herkes pür dikkat onu izliyordu.

‘Aklıma başka bir olasılık daha geliyor.’ diye devam etti bir kaç saniye sonra. ‘Belki de bu işi babası ve Elif Uğurlu planladı. Şoför de onlara yardım etti. Bu şoför en baştan beri Cemil Karasoy tarafından yönetiliyor olabilir. Amaçları Elif’i ölmüş gibi gösterip Caner’i hapse tıkmak.’

‘Ve fırsattan istifade Gizem’den kurtulmak…’ dedi Ece. ‘Ki bu da kesinlikle olaydan bir gün önce Gizem’le olan tartışmasıyla plana sonradan eklenmiş olabilir. Gizem aceleyle dikkatsiz davranıp olay yerinde DNA’sını bırakmış olabilir.’

‘Yine de açıkta kalan bir nokta var.’ dedi Ateş sıkıntıyla. ‘Cemil Karasoy gerçekten bu işin içinde olsa niye gelip davayı bize versin? Niye aceleyle eve gidip delilleri toplayıp polise bile haber vermeden hemen bize getirsin?’

Buna kimsenin verecek bir cevabı yoktu. Odada derin bir sessizlik oldu.

‘Yine de olay dönüp dolaşıp paraya geliyor.’ dedi Ece. ‘Ve bu olayda kilit kişi kesinlikle şoför…

’PARA – 17

‘O zaman yarın sabah ilk iş Caner Uğurlu ve Cemil Karasoy’u buraya çağırıp ikisini birden sorgulayalım.’ diye önerdi Ateş, son söz olarak. ‘Belki şoförün yerine dair bir ipucu bulabiliriz.’

Sessizce onayladılar. ‘Bu gecelik yeter.’ dedi Ateş deri ceketini alıp kapıya yürürken. Ece de onu takip etti. Merdivenleri sessizce ve yavaşça indiler.

Ateş Harley’ine binmek üzereyken yanında amaçsızca dikilen Ece’ye baktı. ‘Atla.’ dedi sert bir sesle. Ece Ateş’in arkasına oturdu.

15 dakika sonra İstiklal Caddesi’nin arka sokaklarında izbe bir Rock barda oturmuş sessizce biralarını yudumluyorlardı.

‘Anlat.’ dedi Ece. ‘Kötü bir şeyler olmuş.’

‘Bir şey olmadı.’ dedi Ateş, Ece’nin omzunun üzerinden arkalarda bir yerlere bakarak.

‘Seni yıllardır tanıyorum, Ateş.’ dedi Ece, Ateş’e doğru eğilip gözlerinin içine bakarak. ‘Tamam. İstemiyorsan anlatma. Ama her zaman yanında olduğumu bil.’

Ateş cevap vermedi. Onun yerine sigarasını içerek çevreyi izlemeye devam etti. Ece de Ateş’in paketinden bir sigara alıp yaktı ve geriye yaslanarak sustu.

Bir süre sonra ‘Babam…’ dedi Ateş. Ece, dikkatle ona baktı. ‘Bugün geldi.’ Bu üç kelime Ece’nin her şeyi anlamasına yetmişti. İçini çekerek sessizce başını salladı. Zaten böyle anlarda konuşmak değil, birlikte susmak önemliydi…

Ateş ikisine de birer bira daha ısmarladı. Sonra bir tane daha ve bir tane daha…

Ertesi sabah uyanır uyanmaz Büro’ya gittiler. Yaprak ve Bora, yanlarında Elif’in babası Cemil Karasoy ile toplantı masasına oturmuş kahvelerini içiyorlardı. Ece başıyla selam verip Ateş’e ve kendisine sade, acı birer kahve hazırladı ve masaya, Ateş’in yanına oturdu.

‘Caner Uğurlu nerede?’ diye sordu Ateş, Yaprak’a. Cemil Karasoy yorgun ve üzgün gözlerle Ateş’i inceliyordu.

‘Aradık, geleceğini söyledi.’ diye cevapladı Yaprak.

‘Başlayalım.’ dedi Ateş kahvesinden bir yudum aldıktan sonra ve Cemil Karasoy’a dönüp sordu.

‘Damadınızın şoförü Fatih Koray Yılmaz’ı tanıyor musunuz?’

Polisiye Hikaye PARA – 18

‘Şahsen tanımam.’ Cemil Karasoy’un sesi yorgun ve bitkindi. ‘Ama bir seferinde beni şirketten alıp Elif’in yaşadığı eve götürmüş, sonra da bekleyip şirkete geri getirmişti.’

‘Sizde nasıl bir izlenim bıraktı?’ diye sordu Ece.

‘Sessiz, sakin, efendi bir çocuğa benziyordu. Başı önde, eğilerek kapıyı açtı. Hiç gevezelik yapmadan götürüp getirdi beni. ‘Böyle şoförler kaldı mı artık?’ diye düşündüğümü hatırlıyorum.’

‘Daha önceden tanışmıyorsunuz yani?’ diye sordu Yaprak, kaşlarını kaldırarak.

‘Hayır.’ diyerek başını iki yana salladı Cemil Karasoy. Kendisini bir kez beni kızıma götürdüğünde gördüm, bir de kızımın kaybolduğu gün size getirdiğim güvenlik kamerası kayıtlarında.’

‘Bize bir eşkal verebilir misiniz?’ diye sordu Yaprak, önüne bir kağıt çekip ceketinin cebinden kalemini çıkarırken. Cemil Karasoy bir süre boş gözlerle Yaprak’a baktıktan sonra,

‘Veremem.’ dedi. ‘Çünkü yüzünü hiç görmedim. Şapkası, güneş gözlüğü ve sakalı yüzünden görünmüyor zaten.’

Ateş ve Ece göz göze geldiler ve hafifçe başlarını salladılar.

‘Kızınız kaybolmamış olabilir, Cemil Bey.’ dedi Ece buz gibi bir sesle. Cemil Karasoy heyecanla, gözleri parlayarak fırladı.

‘Buldunuz mu? Nerede? Ölmemiş değil mi?’

‘Sakin olun. Oturun.’ dedi Ateş soğukkanlılıkla. ‘Önce sorularımıza cevap verin.’

Cemil Bey yüzünde şaşkın bir ifadeyle oturduğu anda kapı zili çaldı. Yaprak hemen kalkıp otomatiğe basarak kapıyı açtı. Biraz sonra Caner Uğurlu toplantı odasına giriyordu.

‘Kusura bakmayın, geç kaldım… dedi odanın kapısının yanında onu beklemekte olan Yaprak’ın önünden geçerken. ‘Malum, trafik…’ dedi kayın pederine bakarak.

İşte tam o anda Yaprak bir çığlık attı.

‘Fatih Koray Yılmaz!!!’ dedi. ‘Bu onun yürüyüşü… Bu… O!’

Polisiye Hikaye PARA – 19

Ateş ve Ece fırlayıp kalktı. ‘Emin misin?’ diye sordu Ateş kuşkuyla.

‘E-evet…’ diye cevapladı Yaprak, heyecandan kısılmış bir sesle. Sonra boğazını temizleyerek devam etti. ‘Görüntüleri onlarca kez izledim. Adamın tüm hareketlerini, yürüyüşünü, duruşu tamamen gözümün önünde.’

O anda Ateş’in aklına Yaprak’ın fotografik hafızaya sahip olduğu geldi. ‘Bunu ondan başka hiç kimse fark edemezdi…’ diye geçirdi içinden.

‘Odaya girdiğinde sanki o görüntülerdeki şoför buraya gelmiş yürüyor gibi hissettim. O kadar çok benziyor ki… Aynısı!’

‘Bu nasıl bir saçmalık!’ diye itiraz etti Caner Uğurlu. ‘Yürüyüşüm ona benziyor diye tutuklayacak mısınız beni? Haha!’

‘Kapa çeneni.’ dedi Ateş ve kelepçeleri çıkarıp seri hareketlerle Caner Uğurlu’ya taktı. Sonra sert bir şekilde itip sandalyeye oturttu. Tüm bunlar olurken Cemil Karasoy dehşet ve şaşkınlık dolu gözlerle olan biteni anlamaya çalışıyordu.

‘Anlat.’ dedi Ateş. ‘Niye şoför kılığına girdin? Karını öldürmek için mi? Yoksa işin içinde başka bir plan mı var?’

‘Ben kimsenin kılığına falan girmedim.’ dedi. ‘Hiç bir şey ispatlayamazsınız.’

‘Aslında ispatlayabiliriz.’ dedi Bora. ‘Çünkü şoförün yüzünü gören hiç kimse yok. Ne bir adresi, ne kimliği, ne de bir hesabı var. Sahip olduğu tek telefon senin üzerine kayıtlı. Ayrıca görüntülerle senin görüntülerini inceleyip analiz edince, eminim ki 2 numara büyük, içten topuklu bir ayakkabı giymiş, daha iri görünmek için kat kat giyinmiş, şapka, güneş gözlüğü ve takma sakal takmış bir Caner Uğurlu bulacağız.’

‘Ki bu da çok uzun sürmez.’ dedi Ateş, tehdit eder bir ses tonuyla. ‘O yüzden olanları bir an önce anlatsanız iyi olur. Neden böyle bir plan kurdunuz? Amacınız neydi?’

‘Para. Para. Para.’ dedi Caner Uğurlu sırıtarak. Artık yakalandığını, kaçış yolunun olmadığını anlamıştı. O yüzden Cemil Karasoy’a bakıp dişlerini sıktı ve tüm nefretini kusmaya başladı.

‘Bu yaşlı kurttan hem ben hem de Elif onlarca kez para istedik.’ dedi kin dolu gözlerini kayın pederinin üzerinden ayırmayarak ‘Ucunu bile göstermedi bunak. Açlıktan ölsek dönüp bakmaz zaten. İnatçı keçi. Biz de Elif’le bu planı yaptık.’ Herkes pür dikkat, nefes bile almadan onu dinliyordu. Ece çok yavaş hareketlerle daha sonra delil olarak kullanmak üzere cebindeki ses kayıt cihazının düğmesine bastı.

‘Elif ve ben günlerce düşündük bunu. Kusursuz bir plan olmalıydı. Hiç kimse hiç bir şeyden şüphelenmemeliydi. İlk önce ben işe bir şoför almış gibi davrandım. İş yerinde falan ondan bahsettim, hatta bir keresinde kayın pederimi o kılıkta gidip alıp eve götürdüm. Hatta şüpheleri tamamen şoföre çekmek için sözde ona verdiğim hattan Elif’le birbirimize aşk mesajları gönderdik.’ Bir süre duraksayıp devam etti.

‘Olay günü de şoför kılığına girip eve gittim. Elif’i plan dahilinde hafifçe bıçakladım çünkü kanın gerçek olması gerekiyordu. Sonra Elif uzandı, fotoğrafını çektim. Onu alıp Talimhane’de bir otele yerleştirdim. Sonra da dönüp olay yerini henüz bulmuş gibi kayın pederimi arayıp haber verdim.’

Cemil Karasoy dehşet, hayal kırıklığı ve üzüntü dolu gözlerle bakıyordu damadına. Kızının da bu işin içinde olması onu darmadağın etmişti. Ateş sıkıntıyla kalkıp cam kenarına geçti ve bir sigara yaktı. ‘Sonra?’ diye sordu dumanların arasından.

Ancak o sırada çok sıra dışı bir şey oldu. Caner tam anlatmaya devam etmek üzere ağzını açtığı anda Ateş sert bir el hareketiyle onu susturdu, hızla silahını çıkarıp kimsenin bir şey demesine fırsat bırakmadan koşarak merdivenlerden aşağıya indi…

Polisiye Hikaye PARA – 20

Ece de silahını çıkarıp Ateş’i takip etti. Yaprak, Bora ve Cemil Karasoy pencereye koştular. Caner Uğurlu kelepçeli olduğu sandalyeden ‘Neler oluyor? söyleyin!’ diye telaşla bağırıyordu.

Ateş, insanların şaşkın bakışlarına aldırmayarak Tünel Meydanı’nı koşarak geçti ve İstiklal Caddesi’ne girdi. Bir kaç dakika sonra Ece onu yakalamıştı.

‘Neler oluyor?’ diye sordu nefes nefese.

‘Elif Uğurlu.’ dedi Ateş öfkeyle, gözlerini caddeden ayırmadan. ‘Köşede bekliyordu. Beni görünce kaçtı. Peruk takmıştı ama eminim, oydu!’

Cümlesini tamamladığı anda insan selini yararak sağa doğru ani bir hamle yaptı ve sarı saçlı bir kadınla birlikte yere yuvarlandı.

‘Kelepçeler!’ diye bağırdı Ece’ye doğru. Ece kelepçeleri attı ve Ateş kadının ellerini arkasından sertçe kelepçeledi.

‘Elif Uğurlu.’ dedi dişlerinin arasından. ‘Seni aldatan kocanla bir de plan yapıp babanı mı kazıklıyorsun?’

‘Bırak beni.’ diye kollarını Ateş’ten kurtardı kadın. ‘Bunların hiç biri suç değil!’

‘Ama Gizem Duruca’yı öldürmek suç!’ dedi Ece sert bir sesle. ‘Ceset nerede?’

‘Size hiç bir şey söylemeyeceğim.’ dedi kadın öfkeli bir şekilde.

‘Bırak.’ dedi Ateş Ece’ye. ‘Gerisini polise anlatsın.’

İkisi birlikte kadını tutup yavaşça kaldırdılar ve aralarına alıp Büro’ya götürdüler. Pencereden onların geldiğini gören Yaprak, Bora ve Cemil Karasoy gördüklerine inanamıyorlardı.

Elif içeri girdiğinde babasını görünce kapıda bir an duraksadı. Sonra başını öne eğip yanına gitti.

‘Affet baba…’ dedi pişmanlık dolu bir sesle. Cemil Karasoy elleri arkasında, başını havaya dikmiş, pencereden dışarı bakarak öylece, taş gibi duruyordu.

‘Neden yaptın bütün bunları?’ diye sordu bir kaç saniye sonra, paramparça bir sesle.

‘Para lazımdı…’ dedi Elif başı önde. ‘Ayrıca Gizem’den kurtulmak istedim. O pislik kocamın peşini bırakmıyordu.’

‘Para para para…’ dedi Cemil Karasoy alaycı bir sesle. ‘Para sadece bir kağıt parçası, sadece bir araçtır. Amaç değildir! Para hiç bir şeydir!’

Kızına hayal kırıklığı dolu gözlerle kaçamak bir bakış attıktan sonra öfkeli adımlarla çıktı odadan. Arkasından duyulan tek şey Elif Uğurlu’nun pişmanlık dolu hıçkırıklarıydı…

‘Ece, Cem’i ara.’ dedi Ateş. ‘Gelip alsın bunları. Bizim görevimiz burada sona ermiştir.’ Sonra bir sigara yakıp devam etti.

‘Siz de toparlanın. Nevizade’ye gidiyoruz.’

– Son –

KaraŞapka

Yorum yaparken lütfen hikaye ya da filmlerin konusunu açık etmeyin ki her okuyan sizle aynı zevki alabilsin ;)

yorum