Yazar John Dickson Carr Kimdir 4

Yazar John Dickson Carr Kimdir

John Dickson Carr kapalı oda cinayetleri’nin en ünlü yazarıdır. Bu türe romanlarında fazla yer vermesi dolayısıyla, bütün dünyada “kapalı oda cinayetlerinin yazarı” olarak haklı bir üne erişmiştir. O aynı zamanda altın çağın (golden age) en önemli ve simgesel yazarlarından biridir.

John Dickson Carr ‘ın hayatına gelin daha yakından bakalım.

John Dickson Carr ne zaman ve nerede doğdu?
Yazar, 30 Kasım 1906 yılında, Amerika, Pensilvanya’da  doğdu.

John Dickson Carr hangi takma isimleri kullandı?
Yazar, kendi adı olan John Dickson Carr’ın yanısıra Carter Dickson, Carr Dickson ve Roger Fairbairn takma isimlerini kullanmıştır.

Kapalı oda esrarlarının yazarı John Dickson Carr

John Dickson Carr 80 adet polisiye-gizem-suç kitabı yayınlamıştır. Yayınladığı 80 adet kitaptan 50’sinde, 3 dedektif karakterini kullanmıştır. Bu karakterler, Henri Bencolin, Dr. Gideon Fell ve Sir Henry Merrivale’dir.

Carr, babası gibi hukuk eğitimi alması amacıyla üniversiteye gönderildiyse de başarılı olamadı ve Fransa’ya gitti. Burada Sorbonne Üniversitesi’ne devam ederken bir yandan da Paris’in bohem hayatına kendini kaptırmaktan alamadı.

İlk gençlik yıllarından itibaren içinde büyük bir hikaye ve roman yazma isteği vardı. Daha kolej yıllarında, okulun dergisine hikayeler yazıyordu. Bir süre sonra, yerel bir gazetede spor konulu öyküleri yayınlanmaya başladı. Ancak polisiye öykü denemeleri de bu dönemde oldukça hızlanmıştı. Kendisi bu durumu yıllar sonra şöyle açıklayacaktı: “Yazmak istiyordum, romanlar yazmak istiyordum, çok satan romanlar ya da bunun gibi lanet şeyler değil sadece dedektif romanları yazmak istiyordum.”

Yazar John Dickson Carr Kimdir 5

Paris’in suyunda mı havasında mı bir şey var bilmiyorum, ancak tüm ünlü sanatçıların yolu Paris’ten geçiyor değil mi? John Dickson Carr kendisini bohem bir hayatın gevşekliğine kaptırmıştı  ama anlaşılan bu yaşam tarzının onun üretkenliğine ve hayal gücüne etkisi olumlu olmuştu.

1930 yılında, ilk romanını yazdı. Bu bir tarihi macera romanıydı ama yazar, bir yıl sonra bu romanını yok etti. Bir okyanus yolculuğunda İngiliz  Clarice Cleaves ile tanıştı ve ona aşık oldu. Bir süre sonra Clarice ile evlenen Carr, İngiltere’ye yerleşti. Çiftin üç çocukları oldu. Ancak, Carr, hiçbir zaman karısına sadık bir eş olamadı. Sık sık başka kadınlarla beraberlikler yaşadı.

Bir Süre BBC’de gizem ve suç serileri için senaristlik yapan Carr, 2. Dünya Savaşı’nın patlak vermesi ile gönüllü olarak askere katılmak için Amerika’nın yolunu tuttu. Ne var ki, Ordu, John Dickson Carr’ı İngiltere’ye, BBC’ye , müttefik güçlerinin savaş  propagandalarını kaleme alması amacıyla geri gönderdi.

Savaşın bitmesi ile  1960 yılları arasında zaman zaman Amerika’da zaman zaman da İngiltere’de yaşayan Carr, 1960’lı yıllarda Fas’a yerleşti. Hayatının son 20 yılını sürekli sağlık problemleri ile geçirdi. 1970’li yıllarda akciğer kanseri ile savaştı.

John Dickson Carr ne zaman öldü?
John Dickson Carr 27 Şubat 1977 vefat etti.

John Dickson Carr’ın ilk romanı “It walks by night” 1930 yılında basıldı. Paris’te geçen romanda dedektif, Henri Bencolin isimli bir polis şefiydi. Bu kitap, John Dickson Carr’ın adının Kapalı Oda Cinayetleri ile anılmasına yol açan sürecin başlangıcı oldu. Her ne kadar tamamen kilitli bir odada işlenen polisiye romanı yazma unvanı Sarı Odanın Esrarı ile Gaston Leroux’a aitse de John Dickson Carr, bu türün gerçek babası sayılabilir. Romanda, işlenmesi mümkün olmayacak gibi görünen suç, daha sonra dahice bir zeka ile çözüme kavuşturulmaktadır. Bu kapalı oda cinayetiyle okuyucularla buluşan dedektif Henri Bencolin, gaga gibi bir burna, ufak bir bıyığa, nokta gibi bir sakala sahip olmakla birlikte asla ama asla sesini yükseltmeyen, sakin, bir karaktere sahiptir.

John Dickson Carr, 1933 yılında, diğer dedektifi  Dr. Gideon Fell’i okuyuculara takdim etti. Carr, Dr. Gideon ismini, karakterine eski bir çocuk şiirinden esinlenerek vermiş. Ancak bu eski çocuk şiirinin popüler kültürde oldukça önemli bir yeri var. 1680 yılında İngiliz şair Tom Brown tarafından yazıldığına inanılan şiir Hannibal’ın yazarı Thomas Harris tarafından Dr. Hannibal Lecter’in takma adı olarak kullanılmış. Thomas Harris gibi başka yazarlar da bu çocuk şiirine eserlerinde yer vermişler.

John Dickson Carr’ın yarattığı üçüncü dedektif ise Sir Henry Merrivale’dir. Bu karakter profesyonel bir dedektif olmamakla birlikte, Savaş Bakanlığı’nda görev yapan bir askeri istihbarat bölümü yöneticisidir. Sir Henry Merrivale karakteri, John Dickson Carr’ın 24 eserinde yer almıştır.

Romanların yanısıra radyo oyunları da yazan Carr, 1949 yılında Sir Arthur Conan Doyle’un Hayatı  isimli yapıtı ile yüksek bir başarı yakaladı. Carr, bu eser ile Amerikan Gizem Romanı Yazarları Edgar ödülünü kazandı. Bu eserin yazılması için, Arthur Conan Doyle’un ailesi bir yazar arayışına girdiler ve John Dickson Carr isminde karar kılarak yazara bir ödeme gerçekleştirdiler. Kitap Doyle’in ailesinin bir sipraişi olarak Carr tarafından yazıldı. Eserde Arthur Conan Doyle, Sherlock Holmes’in o nazik ve asil karakter unsurlarını aldığı bir model olarak tasvir ediliyordu. Daha sonra, Carr 1954 yılında, Arthur Conan Doyle’un en küçük oğluyla birlikte “The exploits of Sherlock Holmes” kitabını kalemini aldı.

1950’li yıllarda John Dickson Carr, tarihi gizem ve macera romanlarına ve özellikle 17. yüzyıl İngilteresine, Viktorya dönemine odaklandı. Bu dönemde yazarın verdiği en önemli eser, zamanın en çok satanlar listesine giren “Kadife İçindeki Şeytan” adlı kitabıdır. Bu kitapta ana karakter, 2. Charles’ın yönetimi altında gerçekleşen bir cinayeti saplantı haline getirmekte, cinayet, ana karakterin zamanda yolculuk yaparak 1675 yılına gitmesi ile çözüme kavuşmaktadır.

John Dickson Carr’ın 1972 yılında yayınlanan “The hungry goblin: A Victorian detective novel” isimli romanı da Viktorya döneminde geçmektedir ve kendisi gibi bir dedektif romanı yazarı olan Wilkie Collins, Carr’ın romanında  dedektifin adı olarak yer almaktadır.

Hayatının büyük bir bölümünü seri bir sigara ve alkol içicisi olarak geçiren John Dickson Carr, ayrıca aralıksız bir şekilde ve yemek öğünlerini atlayarak 18 saate kadar varan yazım seansları ile kitaplarını yazdığını anlatmıştır.

John Dickson Carr, New York’taki evinde, hikayelerini ve romanları oluşturmak için faydanlandığı, kapsamlı bir kütüphanesi vardı. Aynı zamanda Carr, kitaplarında geçen yerleri ve konuları etraflıca araştırarak özellikle mekanları bizzat ziyaret ederdi. Carr’ın kapsamlı araştırmaları ve mekan ziyaretleri, özellikle yazarın tarihi romanlarında bir makullük, akla yatkınlık hissi vermektedir. Ancak John Dickson Carr’ın dili şakacıdır ve cinayetin geçtiği mekanın ve atmosferin anlatımını alaylı bir dil ile yapar. Yazarın anlatım dilinin bir başka özelliği de genellikle yazarın eserlerinde, sonuç kısmında doğaüstü unsurları mantıksal sebeplere dayanarak açıklamasıdır.

1963 yılında Ellery Quenn’in Gizem Dergisinde yayımlanan bir makalede Carr, “İyi bir dedektif hikayesi, tekrarlıyorum, sadece tek bir ipucundan oluşmaz. O, son derece kurnaz bir final bölümü ile en deneyimli okuyucuyu bile düşündüren ve sürpriz bir bitiş ile, ipuçlarından oluşan bir merdiven ve aniden okuyucunun gözünün önüne serilen bir motiftir” demiştir.

John Dickson Carr, yine bir Amerikan akımı olan hard-boiled türünün ustaları ile yaptığı atışmaları ile bilinir. Raymond Chandler ve Dashiel Hammett’i sıkça eleştiren Carr, bu ikiliye “Bilgisiz, hiçbir şeyden haberi olmayan” anlamına gelen “Clueless” kelimesi ile sataşmıştır. “Clueless” İpucu kelimesinden türemiş bir kelime olması ile “Bir ipucu olmayan, vermeyen” şeklinde de kullanılabilir. Raymond Chandler ise John Dickson Carr için “Kısa Boylu” anlamına gelen “Pipsqueak” kelimesi ile karşılık vermiştir. Tıpkı Carr’ın kullandığı kelime gibi bu kelime de İngilizce de iki anlamda kullanılmaktadır ve “Değersiz adam” anlamına da gelmektedir. Anlaşılan ustalar atışırken zaman zaman beyefendilik sınırlarını zorlamışlar.

Bu atışmaları bir kenara bırakacak olursak tanınmış yazar Edmund Crispin’e göre, John Dickson Carr, Edgar Allen Poe’den sonra gelen en iyi iki, üç dedektif yazarından biridir. Carr, 1962 yılında Amerikan Gizem Romanı Yazarları tarafından “Büyük Usta” ünvanına layık görülmüştür. Carr ayrıca kısa hikayeleri ile iki defa Ellery Queen ödülünü almıştır. John Dickson Carr, aynı zamanda sadece birkaç Amerikalı yazarın kabul edildiği, Britanya Dedection Klübü üyesidir ve üyeliğe daha 1936 yılında Doroty L. Sayers tarafından önerilmiştir.

John Dickson Carr’ın kitapları hala basılmakla birlikte, 1935 yılında basılan, The Hallow Man isimli kitabı, günümüze kadar basılan en iyi 100 suç/polisiye kitapları arasında gösterilmektedir.

Henüz bir John Dickson Carr kitabı okumamışsanız, umarız en azından yazarın bir kitabını okumaya yöneltecek kadar içinizde merak uyandırmayı başarabilmişizdir. Siz de yorum kısmına yazarın okuduğunuz kitapları hakkında değerlendirmelerinizi bırakırsanız hem bizleri mutlu eder hem de okuyucularımızı bilgilendirmiş olursunuz.

Turgut Şişman

Yorum yaparken lütfen hikaye ya da filmlerin konusunu açık etmeyin ki her okuyan sizle aynı zevki alabilsin ;)

yorum