You are currently viewing Turgay Yürükoğulları İle “Travma” Romanı Üzerine Söyleşi

Turgay Yürükoğulları İle “Travma” Romanı Üzerine Söyleşi

Turgay Yürükoğulları 1971 yılında İstanbul’da doğdu. Yıldız Teknik Üniversitesi’nden mezun oldu. Edebiyat alanındaki ilk başarısını Tekirdağ Gençlik Merkezi tarafından verilen şiir ödülü ile kazandı. Yirminci yüzyılın son beş yılında metin yazarı olarak çalıştı.  Yönetim alanında kariyer planı yaparak Zorlu Holding, Koç Holding gibi kurumlarda profesyonel yönetici olarak görev yaptı. Profesyonel çalışma hayatının yanında Yıldız Teknik Üniversitesi için gönüllü mentörlük programına katkı sağladı.

Dedektif Dergi için suç öyküleri yazan Turgay Yürükoğulları’nın ilk romanı Travma geçtiğimiz ay yayınlandı. Biz de, Turgay Yürükoğuları ile bu kitabı hakkında bir söyleşi yaptık.

 

Polisiye Durumlar: Turgay merhaba. Seni, Dedektif Dergi’deki öykülerinden tanıyoruz. Orada polisiye/suç öyküleri yazıyorsun.  İlk romanın Travma da geçtiğimiz ay yayınlandı. Bundan dolayı kutlarız. Bize romanında ne anlattığından kısaca söz eder misin?

Turgay Yürükoğulları: Teşekkür ederim. Romanımda yalnızlığı, aşkı, Ayça’nın hikayesini anlatmaya çalıştım. Tüm bu hikayeyi anlatırken yapay zeka teknolojilerinin konuşulduğu günümüzde akıl sağlığımızda yaşayabileceğimiz normal dışı seyrin başkaları tarafından fark edilmeksizin bizi nasıl yalnızlaştırdığını betimledim. Üstelik kontrolümüz dışında seyreden farklılığımız normalleştirilerek kontrolümüzde olmayan davranışların sonuçlarıyla karşı karşıya bırakan şehrin dinamizmi içinde aşkı sırça köşkünde korumaya çalışan incinmiş bir ruhu anlattım.

Polisiye Durumlar: Biraz da romanın kahramanlarını tanıyabilir miyiz?

Turgay Yürükoğulları: Roman, Ayça’nın başından geçenleri anlatan bir kurgu üzerine kurulu. Elbette gerçekçi olması için ete kemiğe bürünmüş bir anlatıcıya ihtiyaç vardı. Bunun için Armağan Komiser karakterini oluşturdum. Bu iki kimliğin hayatlarının kesiştiği bir zaman diliminde her iki karakterin de özel hayatlarına göz atmamızı sağlayan bir akışa tanıklık ediyoruz.

Ayça, gizemlerle dolu bir kadın. Okuyucunun hikayesini takip edeceği ana karakter. Diğer tarafta anlatıcı olarak seçilen ve romanın diğer karakteri olan Armağan Komiser yer alıyor. Armağan bir kahraman değil, bir insan. Şehirde ve görevinde yeni olmanın verdiği aksaklık içinde ayağının ucuna gelen bir vakayı sakince eşeliyor. Olayı görmezden gelemeyerek hikayenin akıp gitmesini sağlıyor. Anadolu’nun orta yerinden, Çorum’dan çıkıp gelmiş. İnsanlık tarihinin başkenti Çorum. Dolayısıyla alttan alta geleneklerinin izlerini gördüğümüz bir karakter. Her ne kadar gelenekler ile kuşatılmış olsa da İstanbul yeni ve farklı toplum yaşamı sunuyor. Bu çatışmayı da meraklı okuyucular için hikayesinin içine gizliyor.

Turgay Yürükoğulları ile söyleşiPolisiye Durumlar: Bu romanı kimler mutlaka okumalı? Travma, kimlere hitap eden bir roman?

Turgay Yürükoğulları: Özellikle bir kesimi hedefleyerek yazmadım. Yine de bir çocuk kitabı olmadığını söylemeliyim. İçinde insan anlatılan her eseri her insan okuyabilmeli. Şimdiye kadar her yaş grubundan çok olumlu geri bildirimler aldım.

Kitabın kurgusunu planlarken bir çok imgeyi özellikle hikayenin içine katarak yalnızca yerel bir tekillikte kalmamasına özen göstermeye çalıştım. Umarım bunda başarılı olmuşumdur.

Özellikle hâlâ gizemini koruyan akıl sağlığı konusuna dikkat çekeceğim bir kurgu olsun istedim. İçinde, geleneklere uygun yaşamlar ile unutulmaya yüz tutmuş şehir hikayelerinin harmanlandığı, tercihlerin ve sonuçlarını ilgi alanı haline getirmiş herkes kitabı okumalıdır diye düşünüyorum. Sıklıkla kitap okumayanların bile hikayenin büyüsüne kapılarak bir çırpıda kitabı okuyacağına eminim.

Polisiye Durumlar: Seni bu romanı yazmaya iten etkenler neydi? Neden başka bir şey değil de böyle bir şey yazayım dedin? Esin kaynağın neydi? 

Turgay Yürükoğulları: İnsanın kendisini bir şey yapmaya zorlaması için, içinden gelen bir dürtü olması gerektiğine inanıyorum. Sıklıkla bir kitap yazma isteği içimden geliyordu. Bunu gerçekledim. Herkes her şeyi yapmayı deneyebilir. Üstelik başarabilir de, yani bir keman çalmak istiyorsanız çalmayı öğrenebilirsiniz. Resim yapmayı, bilgisayar programlamayı, halı dokumayı daha sayamayacağım birçok şeyi öğrenebilir deneyimleyebilirsiniz. Yani neden keman çalmayı değil de kitap yazmayı seçtin diye soracak olursanız, beni harekete geçiren dürtü kitap yazmak yönündeydi. Yaşam amacı olarak belirlediğim önemli bir düsturu gerçekleştirmiş oldum.

Bu noktada birçok şekilde kitap yazabilirdim. İlk defa kitap yazdığımda okuyucunun ilgisini çekecek harika bir kurgu ile çıkmak istemiştim. Sonra nedense ilk yazdığım kitabı prova baskısını alıp kenara kaldırdım. Belki o kitabı kendim için yazmamdan dolayı yayınlatmadım. Uzun zaman bekledim. Bekledikçe kafamın içinde hikayeler dolaştırdım. Sonunda kafamın içindeki hikayeleri sayfalara dökmek için astroloğumun beni harekete geçirmesi gerektiğini anladım.

Hikayenin geçeceği mekan aklımın içinde daima Galata Kulesi olmuştu. Çünkü Galata Kulesi dünyanın merkezi olarak belirlenmişti. Osmanlı İmparatorluğu zamanında enlem ve boylamın sıfır noktası olarak Galata Kulesi seçilmiştir. Birçok harita bu şekilde oluşturulmuştur. Buna İstanbul projeksiyonu denir. Savaşı İngilizlerin kazanması sonucu bu çalışmalar Greenwich merkezli olarak tekilleşmiştir. Dolayısıyla hikayenin merkezine Galata Kulesi’nin yerleşmesi benim için kaçınılmazdı.

Aynı zamanda yapay aklın çalışması, yapay zeka, insan beyninin bilinmezleri üzerine bir merakım da vardı. Toplumda sıklıkla kalp yetmezliği, böbrek yetmezliği gibi hastalıklar konuşulurken beyin ile ilgili çok kısıtlı tespitlerimizin olması ilgimi çekiyordu. Geleceğin, aklın kontrolü ve kontrolden çıkmasıyla ilgili olacağını hayal ederek bu konuyu bir esin kaynağı yaptım.

Polisiye Durumlar: Romanının konusunun ve kahramanlarının gerçek hayatta bir karşılıkları var mı yoksa tamamen senin yarattığın bir kurgu mu?

Turgay Yürükoğulları: Her şey tamamıyla bir kurgu. Gerçek olan yalnızca Galata Kulesi’ne dair hikayeler. Bu hikayelerde geçen karakterler dışındaki herkes benim yarattığım kurgusal karakterler. İnceden inceye düşünülmüş, neyi yapıp neyi yapamayacağı hesaplanmış, gerçeklikle bağının kopartılmaması için uzman kişilere danışılmış, özenle hazırlanmış karakterler. Toplumda benzerleri, belki bir kısmı benzeyen karakter şablonları olabilir. Bunlar da ancak sıklıkla tekrarlayan insan davranışlarının roman içinde ayna tutularak insanlara yansıtılmasından ibarettir.

Polisiye Durumlar: Sence her şey romanı yazınca bitiyor mu? Ne dersin?

Turgay Yürükoğulları: Her şey bir roman yazmayı hayal ettiğinizde başlıyor. Önce hayal kuruyorsunuz ve bu çok eğlenceli. Bir adım öteye geçtiğinizde hayalinizde ne varsa yazmaya başlıyorsunuz ki burası tam bir curcuna. Her işi yapmanın bir tekniği var, bu tekniğin kurallarına uygun hareket ederek kah kendinizle boğuşarak, kah kurguladığınız karakterlerle boğuşarak işin sonuna geliyorsunuz. Bitti sanıyorsunuz, bitmiyor. Yayınlayacak mecra bulmanız gerekiyor. O işin o kadar kolay olmadığını anlıyorsunuz. Yayınlanıyor ama kimsenin kitaptan haberi olmuyor. Bu da başka bir mertebe, bir de bu alanda çalışıyorsunuz. Her şey romanı yazınca bitiyor mu? Hayır, bitmiyor.

Polisiye Durumlar: Bundan sonrası için planın ne? Gerçi, kitabın çıkalı birkaç hafta oldu ama, yeni bir roman projen var mı?

Turgay Yürükoğulları: Yaklaşık on yıl önce kaleme aldığım bir kitabım var. O kitabımı gözden geçirip belki yılın sonunda onu yayınlayabilirim. Bununla birlikte yeni bir polisiye roman için de karakter betimlemelerine başladım. Zaman zaman taslak bölümler yazıyorum. Roman’ın hikayesine, karakterlerine, mekanına ısınmaya çalışıyorum. Bununla birlikte bilimkurgu/polisiye tadında bir başka roman için kafamın içinde döndürdüğüm henüz ayakları yere sağlam basmayan bir hayalim var. Temanın bilimkurgu mu futuristik bir öngörü mü olduğu konusunda kendi içimde çatışmaktayım. Malum yaşadığımız Corona günleri bilimkurgu efektinde geçiyor.

Polisiye Durumlar: Bu güzel söyleşi için çok teşekkür ederiz.

Turgay Yürükoğulları: Ben teşekkür ederim.

Yorum yaparken lütfen hikaye ya da filmlerin konusunu açık etmeyin ki her okuyan sizle aynı zevki alabilsin ;)

yorum