Ejderha dövmeli kız

Film eleştirisi: Ejderha dövmeli kız

İskandinav polisiyesinin önemli eseri: Ejderha dövmeli kız. Filme geçmeden önce Steig Larsson’a kısaca değinelim. 1954 doğumlu İsveçli yazar, 2004 yılında hayatını kaybetmişti. Yazdığı Milenyum serisinin şöhreti ise o öldükten bir süre sonra yayıldı. Kitapları dünyada on milyonlarca sattı. “Ejderha Dövmeli Kız” ise Milenyum üçlemesinin ilk ayağı
olarak hem edebiyatta hem de uyarlanan filmleri arasında şu an için en fazla popülariteye sahip yapıt.

Steig Larsson kimdir?

Steig Larsson’un sıradışı hayatı, trajik ölümü ve kız arkadaşının, Steig’in eserleri hakkında verdiği mücadele hakkında biraz daha bilgi sahibi olmak için buraya tıklayınız.

Milenyum serisi, Ejderha dövmeli kız

Milenyum serisinin, 2009’da çekilen ve Hollywood’a Noomi Rapace ismini hediye eden İsveç uyarlamaları, belirli bir hayran kitlesi kazansa da, Hollywood kaç yıl önce çekildiğini umursamadan serinin “yeniden çevrimleri” için harekete geçti ve 2011’de David Fincher yönetiminde “Ejderha Dövmeli Kız”ı izledik.
Zannediyorum o dönem “Ejderha Dövmeli Kız”ı okumadan bir köşe yazısında “Milenyum serisini okumayan polisiye okudum demesin” gibi epey iddialı bir bölümle karşılaşmıştım. Evet, oldukça dolaylı ve uzun hikayesine
rağmen “Ejderha Dövmeli Kız” sürprizini sonuna kadar açık etmeyen, hatta öykü içinde birkaç güzel dönemeç barındıran, bir solukta okunan bir kitap. Ayrıca sinemaya uyarlanmaya da oldukça müsait bir içeriği ve olay akışı var. Fakat sevenleri kızacak belki ama “polisiye edebiyat”ta bir dönüm noktası veya kilometre taşı olup olmadığı da tartışılır. Şahsen kilit bir noktada biten ilk kitabın ardından ikinci kitabı okumak için en ufak bir istek de duymamıştım. Yine de dediğim gibi, kitabın içeriği film uyarlaması açısından oldukça müsait. Zaten filmdeki olay örgüsü ile kitap arasında birkaç nüans dışında farklılık yok, ki özellikle edebiyat uyarlamalarında kitapseverlerin arayıp da bulamadığı bir meziyet bu durum.
Öykünün hemen başında, bir para babasıyla ilgili yaptığı bir haberden dolayı mahkeme tarafından haksız bulunan ve itibarı yerle bir olan Gazeteci Mikael Blomkvist ile tanışıyoruz. Mikael, çıkar bir yol bulamazken gelen bir teklifle hayatında yeni bir serüvenin yolunu açıyor. İsveç’in en ünlü ailelerinden Vanger Ailesinin lideri Henrik Vanger, yıllar önce kaçırılıp öldürülen yeğeninin katiline ulaşabilmek için Mikael’den yardım istiyor. Karşılığında ise Mikael’e itibarını kurtarma fırsatı sunuyor. Bu esnada bilgisayar dahisi, sosyal problemleri olan Lisbeth Salander da bir şekilde Mikael’in yardımcısı oluyor ve ikili kaçırılma olayıyla ilgili hiç beklemedikleri bilgilere ulaşıyor…
Kitabı okuyanlar için pek farklı noktalar sunmayan film, neyse ki öyküyü alıp da Chicago’ya vs. taşımak gibi bir tuhaflığa yeltenmemiş, hikaye İsveç’te geçiyor. Bunun yanında inandırıcılığı zedeleyen unsur ise Amerikan ve Avrupalı oyuncuların aksanlı İngilizce konuşmaları. Castı güçlü bir film “Ejderha Dövmeli Kız”. Son yıllarda ödül avcılığına soyunsa da David Fincher, daha önce “Se7en” ile polisiye sinemanın dönüm noktalarından birine
imza atmış ve diğer filmlerinde de çıtayı hep yüksekte tutmuş, sinemanın en değerli isimlerinden biri. Senaryo ise Martin Scorsese ve Ridley Scott gibi isimlerle de çalışmış fakat “Schindler’in Listesi” ile daha çok tanınan StevenZaillian’a ait. Yapımın en büyük kozlarından olan müzikler Trent Reznor ve Atticus Ross imzası taşıyor. Bu kadronun altına girdiği işten de vasat bir uyarlama çıkmıyor elbette yalnız oyuncu seçimlerinde ciddi sıkıntılar olduğunu belirtmekte fayda var. Her filminde “soğuk karizmatik” tavırlarını iliklerimize kadar hissettiren Daniel Craig, kitaptakinin aksine Mikael’i sıcakkanlı, sevecen biri değil de ulaşılması zor, mesafeli bir karaktere dönüştürüyor.
Kitabın en önemli karakteri olan, filmde de öyle olmasını umduğumuz bilgisayar dahisi, biseksüel, saldırgan, sosyal açıdan epey problemli olan Lisbeth Salander’ı canlandıran Rooney Mara, başından beri suratına oturttuğu donuk
ifade ve kulak tırmalayan aksanı ile Lisbeth’i filmin en silik karakterlerinden biri yapıp çıkartıyor. Diliyoruz elinde karakteriyle ilgili bu kadar malzeme varken en azından devam filminde vaziyeti toparlar.
Tıpkı kitabındaki gibi İsveç’in soğuk atmosferine uygun, kafa karıştırıcı, izleyeni de içine çeken bir polisiye hikaye sunuyor “Ejderha dövmeli kız”. Lisbeth’in nasıl olup da yüksek güvenlikli bilgisayarlara bile kolayca ulaşabildiği veya Mikael’in editörü Erika ile yaşadığı sıra dışı ilişkinin zorakiliği gibi bazı detaylara takılmazsanız, seyir zevki oldukça yüksek.

Ejderha dövmeli kız oyuncu kadrosunda Daniel Craig ve Rooney Mara’nın yanı sıra Christopher Plummer, Stellan Skarsgard, Robin Wright ve Geraldina James gibi isimler yer alıyor.Nuri Çınarlı

Yorum yaparken lütfen hikaye ya da filmlerin konusunu açık etmeyin ki her okuyan sizle aynı zevki alabilsin ;)

yorum