Ölülere güvenme 2

Ölülere güvenme

İlk romanı Ölülere Güvenme ile polisiyeye değişik bir bakış açısı getiren Süleyman Baş, polisiyenin gizem ve gerilimle harmanlanmış tarzına akıllarda kalacak bir örnek sunuyor.

Okuyucuya çözmesi zor bir bulmacada zekasını konuşturma fırsatı veren, aynı zamanda da şaşkınlık içinde bırakan geleneksel tarzla, modern psikolojik gerilim tarzını birleştirdiği kitap, ilk roman olmasına rağmen oldukça başarılı.

Şimdi sizlere kısaca Süleyman Baş ve Ölülere Güvenme romanını okurken yaşadıklarımdan söz etmek istiyorum. Yazarın ilk romanı Ölülere Güvenme’ye başlarda biraz ön yargılı yaklaştığımı itiraf ve kabul ediyorum. Genç bir yazar ve ilk romanı… En fazla ne kadar iyi olabilirdi ki?..

Bir kitabı elime alır almaz ilk iş arka kapağına göz atanlardan değilim. Her şeyden önce kapak tasarımı etki eder kitabı sevmeme sonra da (yazardan bile önce) romanın ismi. Bu huyumla övündüğümü falan sanmayın. Kapak resimlerine aldanıp şimdiye kadar hiç bir kitabını okumadığım Tess Geritsen meselesine başka bir yazıda değinirim. Bu alışkanlığımdan ya da ön yargımdan acilen vazgeçeceğime dair çok sevdiğim bir arkadaşıma verdiğim söz aklımda, diyorum ve konumuza dönüyorum.

 

Bir İlk Roman: Ölüler Güvenme

Ölülere Güvenme’nin kapak resmini beğendim. İlk okuduğumda adı biraz itici geldi. Sonra bir polisiyeseverin ölümle başlayan roman adlarına bu kadar takmaması gerektiğini hatırlattım kendime ve ona da tamam, dedim. Sebepsiz ön yargım hâlâ devam ediyordu. İlk sayfayı açmadan önce bu sefer bir değişiklik yaptım ve arka kapak yazısını okumaya karar verdim.  “Hımm,” dedim kendi kendime, en iyi yazarların bir ilk roman için yazdıkları övgü dolu sözler boşuna olamaz. Ne yapalım ilk romansa, ne yapalım genç yazarsa, dedim ve başladım okumaya.

Şu ön yargı dedikleri ne menem bir şeydir? İlk bölümlerde beğenmemeye odaklayıp durdum kendimi. Cımbızla hata aradım desem yeridir. Sanki edebiyat üstadıyım. Ne gibi bir hata bulmayı umduğumu hâlâ bilmiyorum.

Sonra okudukça kaçıncı sayfada olduğuma bakmadığımı fark ettim. Bakın bu çok mühimdir. Bir kitabı okurken sık sık sayfa sayısına bakıyorsanız, o kitap sizi iyiden iyiye sıkmış demektir. Sayfa sayısını unuttuğum gerçeğiyle hayretler içinde yüzleştiğimi bir iki gün itiraf etmedim kendime. İnadım inat ya… Soluksuz okudukça baktım olacak gibi değil, ben adam akıllı sürükleniyorum hikayenin içine doğru; en sonunda yenilgiyi kabul ettim ve keyfini çıkara çıkara devam ettim kitabı okumaya.

Bu yaştan sonra bir şeyi daha öğrenmiş oldum. Ön yargı çok gereksiz bir duygu. Kesin kanaatim, son kararım şudur ki, genç yazar arkadaşımız Süleyman Baş bu işi çözmüş. Ölülere Güvenme romanı, konusu, karakterleri ve zekice kurgusu ile adından sıkça söz ettireceğe benziyor. Kurgusu itibarı ile 1973 yılında geçen kitapta, yazarın genç yaşına rağmen, o yılların Türkçe kelimelerine kusursuz denebilecek oranda hakimiyeti de takdire şayan ve çok başarılı.

Şimdi gelelim kitabın konusuna. Genellikle tanıttığım kitaplar hakkında fazla ipucu vermem. İçerdiği ana konu hakkında bilgi verdikten sonra okuru meraklandıracak cümleler kurmayı severim. O yüzden gönül rahatlığı ile okuyabilirsiniz; bu yazı asla spoiler içermez.

 

Ölüler Güvenme Romanının Konusu                                                               

Çocukluğundan beri Amerika’da yaşayan ve Teksas Eyaletinin Houston Üniversitesinde psikoloji okuyan Cemay Şekerci, ev arkadaşlarının ani bir kararla onu yalnız bırakmasıyla, zaten zor olan maddi durumunda iyice zorlanacağına karar verip yeni bir ev arayışına girer.

Tesadüf eseri tanıştığı, kendisi gibi Türk olan bir üniversite öğrencisi Mithat Uzunlar’ın aynı evi paylaşma teklifi, tam da en çaresiz olduğu anda gelmiştir. Bu teklif sayesinde hem evinden çıkmak zorunda kalmayacak, hem de maddi açıdan da rahatlayacaktır. Zira Mithat, bol ve düşünmeden yaptığı harcamalarla para sıkıntısı olmayan biri gibi görünmektedir. Arkadaşlıkları kısa sürede ilerler.

Mithat iyidir, hoştur ama dedektiflik hevesi, Cemay gibi polisiye romanlara düşkün biri için bile boş hayaldir. Cemay’ın hayalleri kısa sürede para kazanmak ve sevgilisi Marlen ile bir gelecek hazırlamaktır. Arkadaşı Mithat dedektiflikte ısrarcı olup, bazı vakalarda polise yardım ettiğinde bile Cemay’ın fikri sabittir. Ona göre bu çocukta dedektif ruhu yoktur.

Cemay kabul etmekte zorlansa da arkadaşının ünü kulaktan kulağa yayılmış ve uzun yıllardır Amerika’da yaşayan, ünlü bir iş adamı olan Hüseyin Gürsan’ı kapılarına getirmiştir. Hüseyin Gürsan etrafındaki dostlarını ve tüm çalışanlarını Türkler’in arasından seçtiği gibi dedektifinin de Türk olmasını istemektedir.

Zengin iş adamının evine, içeriği hiç de dostane sözlerden oluşmayan tehdit mektupları gelmektedir. Varlığının mistik güçlerle desteklendiğini savunduğu, siyahlara bürünmüş maskeli adamın, dillere destan koleksiyonunun en nadide parçası olan elmasını çalacağından şüphelenmektedir. Bu adamı engelleyebilmesi hatta yakalayabilmesi için kendince mükemmel bir planı vardır ve bu iş için de Mithat’a ihtiyacı vardır. Mithat’ın da Cemay’a…

Acemi dedektiflerin içine sürüklendikleri bu macera başlarına ummadık işler açacaktır. Cemay ve Mithat, Hüseyin Gürsan’ın elmasını korumak pahasına neleri kaybettiklerini anladıklarında artık çok geçtir. Sadece bir hırsızla değil, aynı zamanda bir katille karşı karşıya kaldıklarını fark ettiklerinde bu maceradan geriye dönmek o kadar da kolay olmayacaktır.

Acaba ünlü iş adamı eşsiz elmasını hırsızdan korumaya çalışırken neleri göz ardı etmiştir? Genç karısı yaşadığı olayların ne kadarını bilmelidir? Cemay ve Mithat’ın tecrübelerine ne kadar güvenmelidir? Canı mı yoksa malı mı daha değerlidir? Mithat’ın körü körüne bağlı olduğu dedektiflik sevdası Cemay’ı nasıl etkileyecektir? Bundan sonraki yollarını hayaller mi, hedefler mi yoksa hatalar mı çizecektir?

 

Yazar Hakkında

Ölülere Güvenme romanının yazarı Süleyman Baş 1988 yılında İstanbul’da dünyaya gelmiştir. Selçuk Üniversitesi Radyo Sinema Televizyon Bölümü mezunu yazarın polisiye–gizem–gerilim kitaplarına merakı lise yıllarına kadar uzanır. Severek okuduğu tarzda hikayeler yazma kararını ise üniversite yıllarında almıştır.

Hikayelerinden ‘İğne Deliği’, ‘Hayalet’ ve ‘Katil Kim’ Polisiye Durumlar’da yayınlanmıştır. Kısa hikayelerle polisiye edebiyatta kendini yeteri kadar geliştirdiğine kanaat getirdiğinde artık roman yazmaya hazırdır. Ölülere Güvenme yazıldığı ilk haliyle, yine Polisiye Durumlar’da tefrika olarak yayınlanmıştır.

Şimdilerde ‘Kan Rüyayı Bozar’ adını verdiği ikinci kitabının bitim aşamasına gelen Süleyman Baş, okuyucu ile zeka yarışına gireceği yepyeni bir kurgu ile çok yakında okurlarıyla buluşmayı amaçlıyor.

 

ÖLÜLERE GÜVENME ROMANININ KÜNYESİ:

Yayınevi: Paradigma Akademi Yayınları – Paradigma Polisiye

Basım Tarihi: 2019/ Mayıs

Sayfa Sayısı: 412

Yorum yaparken lütfen hikaye ya da filmlerin konusunu açık etmeyin ki her okuyan sizle aynı zevki alabilsin ;)

yorum