Sherlock Holmes İle Hercule Poirot Arasındaki 7 Fark

Sherlock Holmes İle Hercule Poirot Arasındaki 7 Fark

Yazarları, kitapları, akımları ve kahramanları karşılaştırmayı pek severiz çünkü böylelikle aralarındaki farkları görür en iyisine ulaşmayı daha zahmetsiz ve daha ucuz yoldan başarmış oluruz. Okuyucunun yazarları ve onların eserlerini karşılaştıran kritikleri sevmesinin bir diğer nedeniyse işin magazin boyutudur. Hangisi hangisini yener, en güçlü Süpermen mi, batman mi? tarzı indirgemeci yaklaşım yeni okur açısından bir spot haber başlığı kadar bilgilendirici olabilir.

Nazım Hikmet’in Necip Fazıl’dan daha iyi bir şair olduğunu ‘öğrenen’ şiir okumaya yeni başlamış okur, Nazım’ın bir iki şiirini okuyacak bunun üzerinden Türk şiirine dair güdük yorumlar yapıp ahkam kestikten sonra şiir okumayı bırakacaktır çünkü ‘en iyisi’ okumuş beğenmemiştir, diğerlerini değerlendirmek için vakti yoktur, oysa kitapla haşır neşir olmuş okur için bu tür çalışmalar okumalarında edindikleri izlenimlerin sağlamasını yaparken yeni bakış açıları, görme biçimleri için başlangıç noktası olabilir ki, yıllarca okudukları metinlerden gözden kaçırdığı küçük bir ayrıntı gerçek okur için büyük bir buluştur. Velhasıl kelam şöyle diyelim; herkes tartar sevdiğini!

Bu yazıda polisiyenin iki kahramanı Sherlock Holmes ile Hercule Poirot arasındaki 7 farkı yazmaya çalışacağım ama öncelikle belirtmek isterim ki bu makalede gayet objektif olmaya çalışıp aralarındaki farkları derinlemesine, akademik düzeyde değil de gayet basit bir açıdan ele alacağım. Kusur bize aittir, Bay Holmes’dan ve Mösye Poirot’dan huzurlarınızda af dilemeyi borç bilirim.

Sherlock Holmes ve Hercule Poirot arasındaki 7 fark;

1- Sherlock Holmes; atletiktir, yakışıklı, jilet gibi bir İngiliz beyefendisi olduğu halde kentte sokak çocuklarından, en adi hırsızlara kadar kayda değer çevresi vardır her ortama giren gönül adamıdır, çeşitli vakalarda tanıdığı kopillerden yardım istemekten çekinmez, gerektiğinde arpalarını verir. Hercule Poirot tıknaz, kısa boylu, takıntılı fakat nevi şahsına münhasır bir centilmendir. Çoğu zaman hikayelerinde Fransız sanılmasına sinirlenen dedektifimiz aslen Belçikalıdır. İtle kopukla işi olamayan salon beyefendisidir.

2- Mösyö Poirot sağlığına dikkat eder, yemek seçen, damak zevki olan bir gurmedir. Tek kötü alışkanlığı ikram edilince geri çevirmediği sigaradır. Kendisini herhangi bir meyhaneye sokamazsınız en fazla Büyük Kulüp’te beyaz şarap içebilir.

Bay Holmes ise Yeşilay ve narkotik için kötü örnek görselidir. Vakasız geçen boş zamanlarında morfine sarılır, önüne ne koyulmuşsa yiyen misafir gibidir. Kalender adamdır, kendisiyle bir tabak peynir iki dilim kavunla 70’lik rakı devirebilirsiniz hatta size kemanlıyla yeni bestesini bile çalabilir.

3- Bay Holmes vakaları çeşitlidir; hırsızlık, miras, adam kaçırma, casusluk, cinayet vb., her konuda hizmet verebilir. En basit gözüken olaylarda bile harikalar yaratabilir.

Mösyö Poirot’u ise bir iki olay haricinde cinayetten aşağısı kurtarmaz ve tek cesetle başladığı soruşturma ileri safhalarda çığırından çıkar ne zaman okuyucu kitaptan ilgisini yitirecekken pat birinin cansız bedeni bulunur bu sırada dedektifimiz zeka fışkıran gözlerini sabit noktaya diker ve; ‘kötü şeyler olacak!’ der, katili bulmakla uğraşırken insanların hayatına gerekli hassasiyeti göstermediği ve hatta bazen onları –kendisi bunu kati suretle kabul etmeyecektir-yem olarak kullandığını düşünmek fesat bir yorum olmayacaktır.

4- Bay Holmes hikayelerinde olay gerçekleşmiştir. Mağdur, olay şahidi veya herhangi biri Baker Sokağı 221B’ye gelir ve dedektifimizin yardımı ister, olayın çözümü esnasında okuyucu Sherlock’u izleyen Dr. Watson kadar ‘konuya hâkimdir’ ne zaman zanlı yakalanır veya olay çözülür, kibirli ve ketum hafiyemizin sonuca nasıl ulaştığını kendi anlatımınca öğrenir, zekasına hayran kalırız. Hata yapma şansımız yoktur, önümüzde bir yol vardır kahramanımızın fenerinin ışığı bizi sağ salim düze ulaştırır.

Mösyö Poirot ise katili beraber yakalamamız için uğraşır, ipuçlarını, olayı kahramanımızla aynı ayna öğreniriz, soruları beraber sorar sorgulamaya katılırız ama bu arada kendisi vakayı çözmüştür fakat ufak bir noktanın aydınlatılmasını bekler ve okurun da ‘gri hücreleri’ çalışmaya başlar. Soruşturmaya okuru dahil etmesi açısından Hercule Poirot romanları daha keyifli olabilir, yanlış tahminlerde bulunabiliriz her an büyük bir sürprizle karşılaşıp, katil hiç ummadığımız biri çıkabilir.

5- Mösyö Poirot’un Hasting isimli eski bir yüzbaşı olan arkadaşı bazı romanlarda yer alır. Bazen at yarışı, hızlı arabalar, çapkınlık gibi konuyla alakasız işlerle uğraşabilir. Ancak Bay Holmes’u Dr. Watson’sız düşünemeyiz, Watson hem hikayeleri kağıda döken kişi hem de vakalarda okurun sorması gereken soruları dedektifimize soran fahri okur temsilcisidir. Okuyucunun Sherlock Holmes kadar akıllı olamadığı konusunda hayıflanmaması Watson karakteriyle engellenir; Holmes kadar zeki olamayız ama Watson kadar da aptal değiliz!

6- Bay Holmes vakalarında kılıktan kılığa girebilir, silah kullanır gerektiğinde suçluyu derdest edebilir, gazeteler ilan verebilir hali hazırında polisin kullanmakta imtina ettiği her yolu deneyebilir. Aynı zamanda amatör bir kimyagerdir, çeşitli deneyler yapıp bilime katkı sağlar, zehir, bitki, vaka katalogu tutup, modern araç ve gereçlerden yararlanır ki pek çok kez büyüteciyle resmedilmiştir.

Mösyö Poirot ise kasaba şerifi kadar muhafazakardır, en fazla olay mahallinde polisin gözünden kaçan bir nesne bulabilir. Deney tüpüyle, büyüteçle pek işi olmaz ona gereken tek şey ‘gri hücreleridir’.

7- Ve son olarak Mösyö Poirot’un centilmenliği yazarını gölgede bırakmayışıyla bir kez daha kendini gösterir, o her zaman Agatha Christie’nin Hercule Poirot’udur, bir roman karakteridir, çünkü yazarının her romanında rolü yoktur, görev verilmesini bekleyen emektar yeşilçam jönüdür, bazıları dedektifimizi tanımayabilir ama yazarını herkes bilir.

Bay Holmes ise adına müzelerin kurulduğu ve bazılarınca gerçekte yaşadığına inanılan bir canlı bir kahramandır. Kitap kapaklarında Arthur Conan Doyle’un adı sanki yazara büyük lütufçasına kıyı köşe sıkıştırılırken Sherlock Holmes en kalın puntolarda en üstedir.

Ufuk SERİM

Yorum yaparken lütfen hikaye ya da filmlerin konusunu açık etmeyin ki her okuyan sizle aynı zevki alabilsin ;)

yorum