25 Eylül 2016

Washington Saldırganı bir Türk çıktı: Arcan Çetin

ABD'nin Washington eyaletinde bir alışveriş merkezinde gerçekleşen ve beş kişinin ölümü ile sonuçlanan saldırının Türk vatandaşı Arcan Çetin tarafından gerçekleştirildiği açıklandı.

arcan cetin

ABD'de gerçekleşen saldırılar hergün artıyor

Terminatör filmindeki o ünlü sahneyi anımsatan bir şekilde, elinde bir tüfek ile alışveriş merkezine girip ateş açan Arcan Çetin, Amerikan basını tarafından olayın bir numaralı süphelisi olarak gösteriliyor. Yukardaki resim de saldırının gerçekleştiği alışveriş merkezinin güvenlik kamerasından alınmış. 

Olay cuma akşamı yerel saat ile 19:00 sularında gerçekleşmiş ve acil yardıma ulaşan ilk telefona göre bir gencin, alışveriş merkezi içinde, tüfekle etrafa ateş ettiği bilgisi verilmiş. Saldırının sonucunda dördü kadın, biri erkek olmak üzere toplam beş kişi hayatını kaybetmiş. Olay yerinden kaçan Arcan Çetin'in, Twitter'daki resmi aracılığı ile, ertesi gün, cumartesi akşamı yakalandığı belirtiliyor.

Arcan Çetin kimdir?

Burlington şehrinin Oak Harbour bölgesinde yaşayan 20 yaşındaki Arcan Çetin, Türkiye'den ABD'ye göçmen olarak gelen ve yasal olarak kalıcı oturma hakkına sahip bir Türk. 2015 yılında Oak Harbour Lisesi'ndan mezun olmuş. Ancak henüz 20 yaşında olan Arcan Çetin, daha önce bir  saldırıdan dolayı tutuklanmış. Seattle Times gazetesine göre Arcan Çetin daha önce de 3 defa üvey babasına karşı saldırgan tavırları nedeniyle, aile içi şiddet yasasına dayanılarak rapor edilmiş. Çetin'in üvey babasının suç dosyası içerisinde ise alkollü araba kullanma bulunuyor.

Çetin'in üvey babasının Facebook sayfasına göre, Arcan Çetin Türkiye'de doğmuş. Çetin'in annesi ile Türkiye'de tanışan üvey babası, evlenmeleri sonrasında ABD'ye taşınmışlar.

Arcan Çetin'i saldırgan olarak ilk teşhis eden Marty Baldwin, saldırganı yaklaşık iki yıl önce sokaklarda yatıp kalktığı zamanlardan tanıdığını ve karısıyla yaşadığı evlerinin bir odasını Arcan Çetin'e kiraya verdiğini belirtmiş. Ancak Çetin'in ufak tefek uyuşturucu alışverişi yaptığını farkeden Baldwin, Çetin'i evinden kovmuş.

FBI Saldırının terorizm bağlantılı olmadığını düşünüyor

Saldırının gerçekleştiği Burlington, Washington eyaletinin ufak bir şehri. FBI ise bir Türk tarafından gerçekleştiren bu saldırının terorizm bağlantılı olmadığını düşündüklerini açıkladı. 


ABD, Washington, Burlington

Burlington'un nüfusu sadece 8,600. Ancak saldırının gerçekleştiği alışveriş merkezinin,  bölgedeki tek outlet AVM olması nedeniyle, gün içerisinde nüfusun 55,000'lere kadar şişebildiği açıklandı. Eyalet valisi de, geçimini ağırlıklı olarak tarım ile sağlayan bu ufak şehirde gerçekleşen olayın, tamamen mantıksız, açıklaması olmayan bir saldırı olduğunu düşündüklerini belirtiyor. Saldırıda ölenlerin çoğunun kadın olması dolayısıyla, Arcan Çetin'in bir aşk ilişkisi nedeniyle bu saldırıyı gerçekleştirmiş olabileceği kuşkusunu akıllara getiriyor. 


İslamofobi

Televizyon ve basın aracılığı ile sadece ABD'nin değil, tüm dünyanın gözü bu olaya çevrilmiş durumda. Saldırganın Türk olması , haliyle Türkiye'nin adının da böyle kötü bir olay ile anılmasına yol açıyor. Yabancı basında, bir müslüman Türk olarak duyurulan Arcan Çetin'in durumu da, özellikle son zamanda yükselen islamofobiyi körüklemek için yeni bir argüman olacağa benziyor.

Arcan Çetin'in  bu pazartesi mahkemeye çıkması bekleniyor. Gelişmeleri birlikte takip edeceğiz.

Devamını oku

16 Eylül 2016

Polisiye Hikaye: Tüküremeyen adam

İpucu yakalamak polisin işi, ipin ucunu kaçırmak bağımlının...

Ortaokulda hep kızlar atlardı ipten. Ve ne hareketler yaparlardı. Bizim zamanımızda kızlar pantolon giymezdi. Hem ipten atlarlar hem de eteklerini kapatıp toplayıp frikik vermezlerdi. Gerçi bizim zamanımızda ergenlik zaten günümüzde olduğu kadar da seks sığlığından ibaret değildi. Bakmazdım ben. Sevdiğim ilk aşkım ip atlarken ben zaten kimseye de baktırmazdım. 


taksi ve uyuşturucu

Devamını oku

14 Eylül 2016

Fetö İle Nasıl Tanıştım?

Fethullah Gülen ve Işık Evleri

Fetö terör örgütünün Türkiye'nin her kurumuna sızdığı, ışık evlerinden çıkan, beyni yıkanmış öğrencilerin, geldikleri, yerleştirildikleri her kurumda, Fetö için neredeyse uyuyan terör hücreleri gibi hareket ettikleri ortaya çıktı.


Fetö

Peki ben terör örgütü Fetö ile nasıl tanıştım?

Üniversiteye başladığım ilk yıldı. Boğaziçi Üniversitesi'ni kazanmıştım. Biliyorsunuz,bu okulda eğitim İngilizce'dir. Bu nedenle her öğrenci önce hazırlık sınıflarında İngilizce öğrenir. Yıl sonunda yeterlilik sınavına girer. Başarılı olursa kazandığı bölümde okuma hakkını elde eder. Ne var ki, bu oldukça zor bir sınavdır ve oldukça yüksek bir geçme notu almak gerekir. İyi bir kolej ya da belli başlı birkaç lisenin birinden mezun değilseniz, sırf İngilizce yüzünden hazırlık sınıfında çok zorlanmanız ve sonuçta başarısız olmanız çok yüksek bir olasılıktırBir çok öğrenci, İngilizce sınavında başarılı olamadıkları için kazandıkları bölümde derslere başlayamazlar. Bunlar arasında iki-üç yıldan beri "hazırlık" okuyanlar bile vardır. 


Devamını oku

27 Ağustos 2016

Polisiye Romanın Sonunu Bilmek

Polisiye romanlara dudak bükenlerin çoğuna göre bu türün en büyük zaafı sonunun baştan bilinmesidir. "İnsan, sonunu bildiği bir romanı/öyküyü niye okur ki?" diye sorarlar kendi kendilerine. Sormakla da kalmazlar bir de bunu yazıya döküp başkalarının da okumasını sağlarlar. Bunlar bayağı etkili ve kalburüstü kişilerdir. Okuyucuyu görüşlerine inandırmakta çok mahirdirler.


Polisiyesever


Devamını oku

16 Ağustos 2016

Annemin Öğretmediği Şarkılar' ı Annemden Çalmak

Hani şu yitirilen yarin arandığı, bağlarında dolanılan şirin Anadolu kasabasında bir bayram sabahıydı. Dört nesil bir masa başına toplanmış, feyz alınacak bir anılar demetini dinlemekteydik. Bir ara, sohbete kısa bir mola vermek için, çıktığım üst katta karşılaştık onunla. Annem için gelmişti aslında. Kısa bir bakışma sonrasında hemen kaynaştık. Onu annemden çalmam şart olmuştu. İsmine kulak doygunluğum olsa da kelimelerine dokunmayı denememiştim daha önce. 
Selçuk Altun Annemin öğretmediği şarkılar

O, bana "Annemin Öğretmediği Şarkılar" ı fısıldayarak, ona karşı ne denli acımasız davrandığımı kanıtladı.

Dünyama hoşgeldin Selçuk ALTUN ve beni dünyana davet ettiğin için de teşekkürler...

Selçuk ALTUN kimdir sorusunun cevabını internete kısa bir göz atma ile bulabilecek olan okuyucuya bu sefer kolaylık tanımayacağım. Lakin ben onu tek cümle ile özetlersem; insanda daha çok okumam gerek, bilmediğim ne çok şey var hissi uyandıran yazar, derim sanırım.

Annemin Öğretmediği Şarkılar kitabı aslında yazarın dördüncü kitabı. Ama merak etmeyin biri ile kucaklaştığınızda hemen diğerlerini toparlama kaygısına düşüyorsunuz. Yazar bu kitabında; modern zaman celladı bir kiralık katilin gün be gün bir filozofa dönüşümü ile aristokrat aileden gelen bunalımlı kahramanımızın dahi babasının katiline ulaşma çabasını harmanlıyor. Hikayeye İstanbul'un tarihi örgülerini mekan tutunca da yer yer bizi sarsıyor, adeta o sokaklara keşfe çağırıyor.

Bir polisiye olarak adlandıramayacak da olsak "Annemin Öğretmediği Şarkılar"; son sayfalara kadar sizi, cellat ile kahramanın karşılaşacağı ana hazırlıyor. Kiralık bir katilin iç hesaplaşmaları ile yoğrulmuş bir arayış öyküsünü Selçuk ALTUN bilgeliğine ve kültür birikimine bulayıp size sunuyor.

Yazarın bir kitabından diğerine her geçişinizde acaba siz de benim gibi;

"Bu adam kendini beğendirme kaygısını taşımadan, buyrun benden alabileceğinizi alın, lutfediyorum kibrini ne ustaca sergiliyor." diyecek misiniz?

Selçuk ALTUN 'un kelimelerine dokunurken parantezli kelime oyunları bakalım sizi de benim kadar etkileyecek mi?

Yakın zaman öyküleri olmalarına rağmen, yazarın günlük dilde gitgide daha az kullanılan kelimeleri seçmesi nedeni ile siz de benim gibi bir klasik okuyorum hissine kapılacak mısınız?

Ve bakalım siz de -yazarın dilimize kazandırdığı kelime ile- tüm variyetini kitaplara harcamak arzusunda bir "kitapçoksever" misiniz?

Devamını oku

7 Ağustos 2016

Uyuşturuculu Durumlar

Uyuşturucu

Hayatımda gerçek bir uyuşturucuyu ilk kez Polis Akademisi 4. Sınıfındaki “Kriminalistik” dersinde görmüştüm. Kriminalistik; bilimsel polis metotlarıyla, suçluların ardında bıraktığı izleri değerlendirerek suçluların bilimsel yöntemlerle tespitini ve işledikleri suçların aydınlatılmasını sağlar. Zaman zaman değil çoğu zaman “Kriminoloji” ile “Kriminalistik” kavramları birbiri ile karıştırılmaktadır. Her ikisinin de Latince “crime” kelimesinden türetilmiş olması bunun başlıca sebebidir. Kriminalistik bilim değil, suçu aydınlatmak için çeşitli bilimlerin desteğini alan bir tekniktir. Krimanalistiğe Türkçe karşılık olarak “İz Bilimi” denir.

kokain

Kriminoloji 

Kriminoloji ise “Suç Bilimi” anlamına gelir. Bu bilim suç eyleminden sonra ortaya çıkmış “suç, suçlu ve mağdurları” inceleyerek insanların neden suç işlediğini anlamaya çalışır. Böylece suç bilimi, “suç önleme ve denetleme stratejilerini” geliştirir. Toplumun maksimum seviyede suçtan korunması için gerekli önerilerde bulunur.

Devamını oku

30 Temmuz 2016

Bizi kimse tutamaz!

MÖ 670 yılında varlık gösteren Sakalar'ı öne sürse de kimileri, çoğu tarihçi; MÖ 220 yılında Büyük Hun Devleti'nin kuruluşu ile başladığını söyler bu şanlı tarihin. Milattan önce, sonuçta binlerce yıllık bir kültürden bahsediyoruz.

darbe girişimi ve demokrasi nöbeti

"Dört nala gelip Uzak Asya'dan,

Bu memleket bizim..." Tarihi at sırtında başlayan, kağnı ile yolculuk bile yapan, bir bisiklete 3-4 kişi binebilen bu milletin , bir tankın üzerine yirmi kişi çıkabilmesine ya da yüksekçe bir binadan jetin üzerine atlamayı düşünmesine mi şaşırdınız?

Genlerde var olmazı oldurma isteği. Dönüp bir bakın tarih sayfalarına,bitti bitiyor derken birileri kaç devlet kurmuşuz, her defasında küllerinden doğmayı iyi biliriz biz. Kas gücü, beden yapısını önemsemeyiniz. Ortalama 1.70 boylu bu milletin boyundan değil, kurulduğu boydan gelen bir kuvvet ve cesareti vardır.

Canımız tez, gözümüz pek bir karadır. Sonunu düşünmeyiz. Dükkanın önünde kavga olsa, tezgahın altında hazır kıta bekleyen sopamızı kapıp çıkarız biz. Ülke elden gidiyor denildiğinde atletle ya da pijamayla sokağa fırlayışımıza mı şarşırdınız?

Kırmızı ışıktan,sarıyı atlayarak direkt yeşil konumuna geçmezsek ardımızdan çalınan korna seslerini sabırsızlık sanıyordunuz ya, değil işte, hep tezcanlılıktan o. Yoksa hangi millette vardır iş makinelerini saatlerce seyredecek sabır...

En basit anlarda bile çok hızlı ittifak kurarız biz. Otobüsten inmeden, yerimizi kime vereceğimizi anında seçer, kaşla göz arasında yer değişimi için anlaşırız. Uzun yollarda, "Hızını düşür, çevirme var" demek için hiç tanımadığımız insanlara selektör yapar, sırf plakamızda aynı şehir kodu yazıyor diye sevindirik olur, kornaya asılıp selamlaşırız. O gece on dakikada kamyon kasasına mahalleliyi toplayan ablama mı şaşırdınız?

İlk devletlerimizde kadın erkek ayrımı yapılmadan herkes asker sayılırmış. Kurtuluş mücadelesinde 12 yaşında onbaşı rütbesi alan Nezahat Onbaşı'nın, soğukta kazağını taşıdığı mermilere örtüp donarak ölen Şerife Bacı'nın, savaşlara katılmak için yıllarca erkek kılığında gezen Halime Çavuş'un, Nene Hatun'un ve nicelerinin torunlarını evde tutabileceğini düşünüp de ayağında terlik, elinde sopa yollara düşen teyzeme mi şaşırdınız?

Biz ki park etmiş tozlu araca bile dayanamayıp "Beni yıka" yazarız. Bir milenyumu daha devirmişken, yanıbaşımızda ülkeler iç savaşlar,diktatörler ile uğraşırken, çocuk bedenleri bombardıman enkazları altında kalıp, sahillere vururken milyonlara kucak açıp bizim hiçbir şeye duyarsız kalamadığımızı yeterince anlatamadık mı? Tanklarınıza, jetlerinize, kalkışmanıza duyarsız kalırız mı sandınız da şaşırdınız?

Günlerdir meydanları bekleyen binlercesi sadece parti meselesi için mi ordalar? Söz konusu vatansa partiler de teferruattır. Biz sevdik mi tam severiz, sildik mi de bir kalemde. Taraftarlığımız bile ölümüneyken vatan sevgisinde, demokrasi mücadelesinde tek yürek olmamıza neden şaşırdınız?

Kabul, vardır bir saf yanımız. Diyorum ya, sevdik mi sevabıyla, günahıyla... O yüzden iyi niyetimizi kullanan da çok olur. Ancak buzdan jeton, ütüden ocak, plastik şişeden duş başlığı yapan bu millet, er geç uyanır da görür hakikati... Siz köprüyü kapattığınızda bu denli çabuk uyanılışına mı şaşırdınız?

Biten pili ısıran, şampuanın son demlerine su ile katkıda bulunan, tüpü yan yatırıp iki gün daha idare eden bu millet için de biz bitti demeden hiçbir şey bitmez, bitemez. Siz demokrasi günleri bitti dediğinizde karşı duruşumuza neden şaşırdınız?

A şaşkınlar, dönün önce şanlı tarihe bir bakın. O tarihin içinde isimli isimsiz yüzlerce kahramanımız, sizin tarihsizlikten ürettiğiniz sahte kahramanınız Rambo kadar tanınmıyor olabilir belki ama biz işte o gerçek kahramanların genlerini taşıyoruz. Er geç silkinip kendimize gelecektik elbet. Bu küllerden doğuşun daha başlangıcıdır. Muhtaç olduğumuz kudret damarlarımızdaki asil kandadır. Yeter ki inanın ve çalışın, artık bizi kimse tutamaz...

FunDa Menekşe

Devamını oku

Banyomdaki Örümcek

Banyomdaki örūmcek...
Hayda dediğinizi duyar gibiyim... Yediğiniz, içtiğiniz derken banyonuzdaki örümceğe kadar paylaşmaya başladınız değil mi? Efendim bu dişi Örümceğin adı Asu... Yaklaşık 2 ay kadar önce banyoma, tam duşumun üzerine taşındı. Her akşam beraber duş alıyoruz. Benim çok fazla sıcak suyla duş almamdan hoşlanmıyor Asu, o nedenle artık hiç sevmediğim halde ılık suyla duş almaya alıştım... Su biraz ısınıp buharlar arttı mı Asu hemen rahatsız oluyor, pek hassas kendisi. Neyse gene bir akşam biz duş alırken, tongul tongul, aynı Asu gibi kocaman bir örümcek ki aynı cins olduğuna eminim banyomuzda bitti, resmen volta atarak banyoya girip Asu'ya yaklaştı. Adeta Asu ile sohbete gelmiş, onun nerede oturduğunu bilen eski bir arkadaşı gibi, e ben de toparlandım, havluma sarınıp onları yalnız bıraktım. İyi ki araknafobia yani örümcek korkum yok diye düşünürken.

örümcek lakaplı Asu

Artık o gece nolduysa, Asu'nun arkadaşı sabah erkenden gitmişti. Yaklaşık 2-3 hafta sonra bir akşam gene duş alacağım, şöyle Asu'ya bir selam vereyim dedim, a o da ne, Asu'nun tezgahı pek bir dolu, ufak ufak noktalar ağında Asu'nun. Söylemesi ayıp gözlerim keskindir şöyle bir de dikkatlice bakınca ne göreyim, bunlar resmen mini minnacık örümcekler, pıtır pıtır, e tabi haliyle yavrular huzursuzlanmasın diye iyice soğuk suyla duş almaya başladım tabi, burası da Türkiye değil ki hala kazak, ceketle geziniyoruz ve bazı akşamlar elimiz kalorifere gidiyor... Neyse... Yavrular gördüğünüz gibi 1 haftada epey ele avuca gelir oldular. Artık bunlar evin her yanını saracak diye endişe ediyorum ama ne yapalım artık iyice de alıştım... Ha bu arada adı neden mi Asu :) O üniversite yıllarında, Tevfik Fikret'in evinin bahçesinde yine bir akşam gizlice Votka partisi verdiğimiz bir geceye dair başka bir hikaye... Asu'nun bile o geceden sonra iki kişi arasında lakabının Örümcek olarak kaldığını bilmediğinden eminim....

29 Temmuz'da, Facebok'ta yazdığımız bu metin sonrasında Sevin Okyay evden taşınabileceğimi ancak yeni kiracıların Asu ve ailesini öldürmesinden endişelendiğini dile getirdi. Sevgili Canan bu hikayenin hangi yazarın banyosundan aman kitabından alıntı olduğunu merak etti. Funda ise bilinmez bir yolculukta olan karıncaların gizemini çözmeye çalıştığını anlatıyordu. Olay saatinde Filiz, sincabına Pakize adını çoktan vermişken, Tufan yavruları sahiplendirmem gerektiğine inanıyordu... ve ertesi sabah, Cumartesi sabahı 7.55...

Ah başım ağrıyor, migreni sevmiyorum. Nasıl bir şey bu, baş ağrısı ile yatıp baş ağrısı ile kalkmak. Ne! Saat 8 bile değil. Alarm mı çaldı, arabamı geçti? Neden kalktım cumartesi cumartesi bu saatte? Funda ile de akşam geç saate kadar fena lafa daldık... Yat uyu! Hayır, yüzünü yıka, kahve yap, sonra postaneye git, Genco'ya doğum günü hediyesi alınacak bu daha sabah...

Banyo kapısına uzandım. Günaydın Asu, kahvaltıda bu sabah ne var? Asu... A...
Asu yok, gitmiş! Yavrular duruyorlar ama kıpırdanmaya hatta hareketlenip dağılmaya başlamışlar bile. Ağları sağlam duruyor. Şöyle bir banyoya bakındım, hatta Asu'yu aradım yok! Öyle uzaktan yavruları seyredeyim ya da kuluçkada ayaklarım uyuştu biraz dolanayım değil, bildiğiniz Asu gitmiş, Terk edildim! Terk edildik! Yavrulara n'olacak!

araknafobia örümcek korkusu

Aynı, banyomuza peşrev çekerek girip sonra da kaybolan o erkek örümcek gibi, bu banyodan bir şekilde çekip gitmiş Asu, yavruları öylece bırakarak. Belki o herif giderken bir ip bırakmıştır, Asu da onun peşinden gitmiştir iplik gibi ağı takip ederek, bilmiyorum artık. Belki de bir içgüdüdür bu. Artık zamanı geldi, ben emekli olayım işin, tezgahın başına siz geçin gibi anaç ya da babaç bir içgüdü, kim bilir.

Belki de Asu bana kızmıştır Facebook'ta o muzur gecesini anlatıp, resmini çekip, yayınlayıp onun ipliğini pazara çıkardığım için. Oysa ki kameranın flaşını bile kullanmamıştım, rahatsız olmasın diye, onun da migrenin olabileceğini düşünmüştüm.

Evet, bazen şakalarım ya da espri anlayışım bir gariptir. Karşımdaki canlının eşref ya da eşek saatini de pek kestiremem. Köpek sevmeye kalkarım elimi ısırır, kediler tırmalar, arkadaşlarım arada bir anlamaz bazı şakalarımı parlarlar. Ama Asu ile anlaştığımızı sanıyordum. Yani banyo esnasında buharlar artıp, o söylenmeye, debelenmeye başlamadığı zamanlarda. Belki de bu zamanlarda ona "Ağsuuu öteye git az," diye seslenmelerime bozulmuştur da, yine de yumurtlayıncaya kadar beklemiştir.

 Yavrulardan dördü, banyonun dört bir köşesini kapmış bile. Aynı Asu'ya çekmişler hamaklarında sırt üstü yatmaya bayılıyorlar... Buhardan nefret ediyorlar...

Başım, başım ağrımaya başlıyor gene... Bir film iyi gelebilir... Siz siteye bakının mesela açın bir hikaye okuyun.  Ben bu arada Örümcek Kadının Öpücüğü'nü izlemeye başlıyorum.

Devamını oku

20 Temmuz 2016

Kisa Seyfi - Fuat Avni

Fuat Avni Twitter hesabı yakalandı. Polis Kısa Seyfi kim onu araştırıyor.

Fuat Avni Kısa Seyfi

Temmuz ayında gerçekleşen darbe girişimi ardından yaklaşık 55 bin devlet ve ordu görevlisi görevden alındı. Fetö terör örgütüne dair yapılan çalışmalarda bir internet fenomeni haline gelen Fuat Avni 'nin de yakalandığı ve bu Twitter hesabını kullanan birimin çökertildiği açıklandı.

Fuat Avni twitter hesabından ise bu duruma cevap olarak şu tweet gönderildi:

"Yine mi yakaladınız beni (!) Görevimin başındayım. Narsist ile hesabımı kapattığımda bu hesabı kendim kapatacağım."
Gelişmeleri halk olarak hep birlikte takip edeceğiz.
Devamını oku

18 Temmuz 2016

Darbe oldu mu?

Darbe oldu mu?


Temmuz ayında gerçekleşen darbe girişiminden sonra devlet kurumları ve orduda Fetö olarak tanımlanan terörist gruptan temizlenme çalışmaları başladı. Durum oldukça karmaşık ve tüm bu durum toplum adına travmatik bir süreç.

Bakalım bu yaşananları nasıl günler takip edecek ve tüm bu olaylar polisiye edebiyatımıza nasıl etki edecek. Birlikte takip edeceğiz.
Devamını oku